Kürtçe Edebiyatın İlk Çizgi Çocuk Kahramanı “Guldexwîn”, Dîwan Yayınları’ndan Çıktı

  • 31.05.2013 00:00

 Çocuklara ve çocukluğunu özleyenlere müjde!... Kürtçe edebiyatın ilk çizgi çocuk kahramanı olan ve “Kürtler’in Heidi’si”olarak çağrılan “Guldexwîn”, kitap olarak Dîwan Yayınları’ndan çıktı.

 

     Ekoloji ve çevre bilinci alanındaki çalışmalarıyla tanınan edebiyatçı – yazar İbrahim Sediyani’nin yazdığı ve geleceğin ressamları arasında gösterilen henüz 17 yaşındaki lise son sınıf öğrencisi Zişan Özeke’nin çizdiği “Guldexwîn”, bir yılı aşkın süredir Siirt’ten Öte adlı web sitesinde bölüm bölüm yayınlanıyordu ve Kürtler arasında olağanüstü bir ilgi görmüştü.

    

     Çocuklara doğa sevgisi, hayvan sevgisi ve çevre bilinci kazandırma amaçlı kaleme alınan“Guldexwîn”, bir çocuk kitabı olarakDîwan Yayınları tarafından büyük boy, sayfaları kalın ve renkli olarak basıldı. Kitabın editörlüğünü Muhammed Jiyan, mizanpajını ise Rıdvan Halil yaptı. 63 sayfalık büyük boy çocuk kitabının tamamı resimli ve renkli.

 

     İsviçre’nin dünyaca ünlü çizgi film kahramanı cici kız Heidi’ye bir kardeş geldi: Kürt çocuklarının yeni sevgilisi Guldexwîn.

 

     Hakkari’nin Şemdinli ilçesinin şirin bir dağ köyünde yaşayan cici kızGuldexwîn’in yaramazlıkları, halkımızın neşe kaynağı olacak, evlerimize sevinç ve mutluluk getirecek.

 

     Kürtler’in de bir Heidi’si var artık.

 

     Guldexwîn, Kürtçe.

 

     “GULDEXWÎN” NE DEMEK?

 

    “Guldexwîn”, anavatanı Hakkari, Zağros Dağları olan bir çiçeğin ismi. Kürtçe’de “Kan ağlayan gül” demek.

 

     Duruş ve şekil olarak, bildiğimiz güllere hiç benzemiyor. Çünkü dünyadaki tüm güller gülerler, fakat bu gül ağlıyor. Dünyadaki tüm güllerin yüzünde sevinç vardır, fakat bu gülün yüzünde hüzün.

 

     Bu gülün özelliği; yukarıya değil aşağıya bakması, sürekli boynubükük durması. Bundan daha ilginci ise; eğik olan başının içinden su damlacıkları oluşması, gözlerinden yaşlar akması, gözyaşı dökmesi, ağlaması.

 

     İşte bu ibretâmiz özelliğinden dolayı, yüzyıllar boyunca bilim adamlarından çok edebiyâtçıların, botanikçilerden çok şâirlerin ilgisini çekmiş olan bir bitki.

 

     Sadece Zağros Değları’nın eteklerinde ve yaylalarında kendiliğinden yetişen bu çiçek, daha çok, rakımı 1400 m – 2500 m arası yüksek yerlerde açıyor. Her sapında genellikle 6 çiçek birden açıyor; 3 ile 8 arası çiçek aynı anda başını öne eğip toprağa bakarak ve birlikte ağlayarak, gözyaşı dökerek büyüyor. Şekil olarak ne tam “gül”e ne de tam “lale”ye benziyor; ya da belki de ikisine birden benziyor. Bunun içindir ki kimi “gül”, kimi de “lale” olarak görmüştür bu çiçeği.

   

     “Guldexwîn”, çiçeğin Kürtçe orijinal ismi ve “Kan ağlayan gül”demek. Çiçeğin Botanik’teki Latince bilimsel adı, “Fritillaria Kurdica”. Yani, “Kürt Çiçeği”. İngilizce adı ise “Tulip Crying” bu çiçeğin. Yani,“Ağlayan Lale”. İranlılar’ın dilindeki ismi ise, “Kerbelâ”. Türkçe’de ise çiçeğin “Ters Lale”“Şemdinli Lalesi” ve “Ağlayan Gelin” gibi isimleri var.

 

     ÇOCUK ÖYKÜSÜ “GULDEXWÎN” NEYİ ANLATIYOR?

 

     İbrahim Sediyani’nin yazdığı ve Zişan Özeke’nin çizdiği “Guldexwîn” öyküsü,işte bu çiçeğin, küçük bir kız çocuğunun şahsında canlanmasıdır.

 

    “Guldexwîn” öyküsü, Hakkari’nin Şemdinli ilçesinin Nehrî köyünde geçiyor.

 

     Guldexwîn, şirin mi şirin ama bir o kadar da yaramaz bir kız çocuğu. 4 yaşında. Çok sevimli, tıpkı Heidi gibi. Bütün gün köyde yaramazlık yapıyor; danalarla, kuzularla ve sıpalarla oyun oynuyor. Bir küçük kedisi, bir kuzusu, bir sıpası, bir de sarı kuşu var Guldexwîn’in; bu hayvanlar onun arkadaşları.

 

     Guldexwîn bir yetim kız. Anne ve babası yok. Yaşlı bir karı kocanın yanında kalıyor; onları dedesi ve ninesi sanıyor. Anne babasının kim olduklarını, ölüp ölmediklerini kimse bilmiyor. Bunu sadece yanında kaldığı yaşlı çift biliyor ama kimseye söylemiyorlar.

 

     Guldexwîn’in, bu küçük cici kızın aslında gerçek ismi Elif. Ama herkes onu Guldexwîn diye çağırıyor.

 

     Yanında kaldığı yaşlı adam bir gün Şemdinli’den Van’a gidiyor ve orada bir ay kadar uzun bir süre kalıyor. Döndüğünde ise yanında bu küçük kız,Elif var. Elif yeni geldiği bu ortamda, hiç tanımadığı insanların arasında ilk başta çok korkuyor ve utanıyor. Sürekli boynunu büküyor ve ağlıyor. İşte bu küçük kızın yeşil elbisesi üzerindeki sarı saçları ve hep boynunu büküp ağlaması hali, köylüler tarafından tıpkı guldexwîn çiçeğine benzetiliyor. Bu yüzden köylüler ona “Guldexwîn” lakabını takıyorlar ve artık herkes öyle çağırıyor. Zamanla köylüler onun gerçek ismini bile unutuyorlar.

 

     Fakat daha sonra yeni evine, köye ve insanlarına alışan Guldexwîn, artık bütün gün yaramazlık yapan, oradan oraya koşan, etrafına sevinç ve mutluluk dağıtan neşeli bir çocuk oluyor. Yani lakabıyla tam ters bir mizaca sahip oluyor.

 

     Guldexwîn’i büyüten yaşlı adam ise, çok ama çok farklı bir insan. O her ne kadar köyde sade bir hayat yaşıyorsa da, ilim sahibi bir âlimdir. Adeta bir deryâdır. Bilge bir adam; konuştuğu her sözde, ağzından çıkan her cümlede bir hikmet, bir öğreti vardır. Zamanında Hakkari ve Van’da medreseleri olan, medreselerde yüzlerce talebenin yanında ilim tahsil ettiği bir âlim, bir feylezoftur. Fakat O’nun faaliyetlerinden rahatsız olan devlet, medreselerini kapattırmış, bu âlimi zindanlara atmış, adam yıllarca zindanlarda yattıktan sonra devletin zûlümlerine daha fazla dayanamayarak köyüne dönüp sade bir hayat yaşamaya başlamıştır.

 

     Bu yaşlı bilge, Guldexwîn’i o kadar seviyor ve ona o derece bağlıdır ki, adamın o yaşlılığındaki tek yaşama sevinci bu küçük kız olmuştur. Medreseleri zorla kapattırılmış, fıkıh, kelam, tefsir, akaid, tarih ve felsefe alanında kaleme aldığı onlarca eseri, yazdığı kitapları toplatılıp yakılmış, öz çocukları gibi sevdiği ve üzerine titrediği yüzlerce talebesi kendisinden kopartılmış bu yaşlı bilge, bir nevi inziva hayatına çekildiği kendi köyünde, sadece bu sevimli cici kız Guldexwîn ile teselli bulmaktadır. Bu yaşlı adam, hayatta tutunduğu tüm dallar kopartıldığı ve artık hayata resmen küstüğü bir zamanda, esrarengiz ve nasıl olduğunu hiç kimsenin bilmediği bir şekilde hayatına giren bu küçük sevimli kız sayesinde, bu küçük kızın yaramazlıkları ve yuvasına kattığı neşe sayesinde yeniden yaşama bağlanmıştır.

 

     Böyle yaşlı bir bilge, hayata tamamen küsmüş bir âlim ve bu büyük insanı küçücük bir kızın yeniden hayata bağlaması.

 

     ÇİZGİ FİLMİNDEN SİNEMASINA HER ŞEYİ YAPILACAK

 

     Çocukların yeni sevgilisi ve “Kürtler’in Heidi’si” olarak çağrılanGuldexwîn’in çizgi filminden sinemasına ve tiyatrosuna kadar her şeyi yapılacak. Henüz Dîwan Yayınları tarafından kitap olarak yayınlanmadan ve Siirt’ten Öte sitesinde bölüm bölüm yayınlanırken birkaç film şirketinden teklif alınmıştı.

 

     Çizgi film çalışmaları için kitabın çıkmasını bekleyen film şirketinin verdiği bilgiye göre, çizgi film çalışmasına hemen başlanacak ve bir yıl içinde tamamlanacak. “Guldexwîn” gelecek yıldan itibaren televizyon ekranlarından çizgi film olarak gösterime girdikten sonra da bir çocuk oyuncu bulunup sinema filmi çekilecek.

 

     “Adını Arayan Coğrafya” (2009, Özedönüş Yayınları) adlı araştırma kitabı ve “Gülistan” (2012, Ekin Yayınları) adlı şiir kitabı bulunan gazeteci, yazar, şair ve doğa aktivisti İbrahim Sediyani’nin, “Guldexwîn”, üçüncü kitabı olarak sevenleriyle buluşuyor.

 

     KÜNYE BİLGİLERİ:

 

     Guldexwîn

     İbrahim Sediyani – Zişan Özeke

     Çocuk kitabı, renkli, 63 sayfa

     ISBN 978-605-63853-1-5

     Mayıs 2013

 

     Dîwan Yayınları

     Zeyrek Mah. İtfaiye Cad. No: 17/3, Fatih – İstanbul

     Tel: (0212) 534 48 30, Mail: [email protected]

 

 

Resimleri Büyütmek İçin Üzerlerine tıklayınız

 

 

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzce Yerel Haber (www.duzceyerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Resmi İlanlar