Peygamber ismi taşıyan Kürdistan şehirleri

  • 23.02.2014 00:00

 Üzerinde yaşadığımız coğrafya, köklü bir tarihî geçmişe, zengin bir medeniyet yelpazesine ve semiz bir kültür birikimine sahiptir. Bilhassa Kürdistan coğrafyası ve Mezopotamya bölgesi tarihin ve medeniyetin beşiği, ilim ve kültürün kaynağıdır.

Tevrat’ta, hayatın Hz. Âdem ve Hz. Havva ile beraber Dicle- Fırat arasında başladığı yazılıdır. Yine Nuh Tufanı Botan (Cizre / Şırnak) topraklarında başlamış, Hz. Nuh dünyayı bu coğrafyadan başlayarak yeniden kurmuştur. Hz. İbrahimHz. Eyyub burada yaşamış, Arap Yarımadası’ndan sonra İslam’a giren ilk coğrafya Kürdistan olmuştur. “Peygamberler diyarı” olan Kürdistan coğrafyasının tarihi, insanlığın tarihiyle yaşıttır.

Şırnakvilayetimizin gerçek (eski) adı “Şehr-i Nûh” olup, “Nuh’un şehri” demektir. Bugün kullandığımız “Şırnak” ismi, bu “Şehr-i Nûh” isminin evrilmiş şeklidir. Şehir, binyıllar boyunca “Şehr-i Nûh” adıyla yaşadıktan sonra “Şırnak” adını almıştır.

Şehr-i Nûh”(Şırnak), ismini Hz. Nuh (as) Peygamber’den alır. Tevrat’ta, dünyadaki hayatın Dicle ve Fırat nehirleri arasında başladığının yazılmasını da dikkate alırsak, yeryüzünde hayatın iki defa yeniden başladığını (Hz. Âdem ve Hz. Nuh) ve ikisinin de Kürdistan topraklarında gerçekleştiğini kabullenmek durumunda kalırız.

Hz. Nûh(as), dünyayı yeniden kurduğu için “2. Âdem” olarak anılır. Zaten “Nûh”, Kürtçede “yeni” demektir.

Şehr-i Nûh”, yanı şimdiki adıyla “Şırnak”, yeryüzünde kurulan ilk şehirdir, ilk yerleşim birimidir. Bizzat Hz. Nuh (as) ve ashabı tarafından tufandan sonra kurulmuştur.

Yüce kitabımız Kûr’ân-ı Kerîm’de Nûh Tufanı anlatılırken, Nuh’un gemisinin Cudi Dağı’na oturduğu belirtilmektedir ki, Cudi Dağı, Şırnak (Şehr-i Nûh) vilayetimizdedir:

“(Nihayet) ‘ey yer suyunu tut ve ey gök tut’ denildi. Su çekildi, iş bitirildi ve (gemi de)Cudi’ye oturdu. Ve ‘o zâlîmler topluluğunun canı cehenneme!’ denildi.” (Hûd sûresi, 44. âyet)

Asıl hayret verici olan husus ise, bu dağın adıdır. Zira Cudi adı bile, öyle açık ve net bir şekilde Nuh Tufanı’nı hatırlatmaktadır ki, gerçekten heyecan vericidir.

Cûdi”adı, Kürtçe bir ad olup, “cu” (yer, sığınılacak yer) ve “di” (gördü, buldu) sözcüklerinden oluşmuştur ve “kendine sığınacak bir yer buldu” demektir. Evet, “Cudi” kelimesi Kürtçede bu anlama geliyor ve bu isim bile, Nuh’un gemisinin, onca tufandan, su ve dalgalardan sonra bu dağın üstüne oturup batmaktan kurtulmasını anlatıyor. Cudi Dağı’nın adı bile tek başına Nuh Tufanı’nı ve Nuh’un gemisini anlatıyor.

Binyıllar boyunca “Şehr-i Nûh” adını taşıyan şehre “Şırnak” adını verenler Türkler değil, Ermenilerdir. Bu isim Ermenicedir ve ne anlama geliyor, biliyor musunuz? “Gemi şehri”... “Şırnak” ismindeki “nak” sözcüğü Ermenicede “gemi” demektir.

13. yy’a kadar Ermeniler de Nuh’un gemisinin Cudi Dağı’na oturduğuna inanıyorlardı ve Ağrı Dağı ile ilgili iddialar Ermeni metinlerinde ilk olarak 13. yy’dan itibaren yer almaya başladı. Bu ise bilimsel değil, tamamen “siyasî amaçlı” idi.

Gaziantep(Dîluk) ilinin Nizip (Belqıs) ilçesine bağlı Karkamış nahiyesinin gerçek (eski) adı ise “Gılgameş” olup, adını en meşhur Kürt efsanelerinden biri olan Gılgameş Destanı’ndan alıyor. Gılgameş, Hz. Nuh (as) Peygamber’in beşinci kuşaktan torunudur.

Hz. İbrahim(as) Peygamber, bildiğimiz gibi Şanlıurfa (Rîha)’lıdır ve bir mağarada doğmuştur. Şanlıurfa’nın gerçek (eski) adı olan “Rîha” adı da “İbrahim”adından gelmedir.

İbrahim’in bir mağarada doğduğunu söyledik. Bu mağara bugün halen ziyaret edilmektedir. Gerçekten bir bağ var mıdır yoksa tamamen bir tevafuk mudur, bilmiyoruz, ama “İbrahim”adının gramatik açılımını yaptığımızda, karşımıza şöyle ilginç bir tespit çıkıyor: Kürtçede “bra” sözcüğü “kardeş” demekken, “him” sözcüğü de “mağara” anlamına gelir. Bu durumda “İbrahim” (ya da “Brahim”), “mağaranın kardeşi” demektir.

Hz. İbrahim (as)’e her türlü işkence ve eziyeti yapan, O’nu ateşe attıran hükümdar,Nemrûd’dur. Bugün Adıyaman’da bir dağın adı Nemrud Dağı’dır. Hatta bu dağdaki büyük insanbaşı heykelinin Nemrûd’a ait olduğunu söyleyenler bile var.

Nemrûd, Allah’a karşı isyanda, şirk ve zulümde çok ileri gitmişti. Öyle ki “ilâhlık” taslıyor, “ölümsüz” olduğunu iddia ediyordu. İslam kaynaklarının bize aktardığına göre Nemrûd, insanlık tarihinde “ölümsüzlük” iddiasında bulunan, kendisinin “ölümsüz” olduğunu iddia eden ilk kişidir.

Nemrûd”adı zaten Kürtçe bir kelime olup “ölümsüz” demektir. Açılımı şu şekildedir:

mır:ölüm

mırın:ölmek

nemrın:ölmemek

omır:ömür (Arapçada “umr”)

mırî:ölü

mırûd:ölümlü, fani

nemrûd:ölümsüz

mırdar:murdar

Kürtçe bir isim olan “Nemrûd” kelimesi, “mır” (ölüm) sözcüğünden türemiştir ve “ölümsüz” demektir. Türkçede de kullanılan “ömür” ve “murdar” sözcükleri, Kürtçeden geçmiş olan sözcüklerdir. Tıpkı, “İbrahim” adını konuşurken bahsettiğimiz ve Kürtçede “kardeş” anlamına gelen “bra” sözcüğünün Farsçaya “birader”, İngilizceye “brother” ve Almancaya “bruder” şeklinde geçtiği gibi.

Şanlıurfa(Rîha) vilâyetimizin bir ilçesinin adı “Harran”dır. Sahi, “Harran” adının nereden geldiğini biliyor musunuz? Söyleyelim: “Harran”, Hz. İbrahim’in kardeşinin adıdır. Kûr’ân ve İncil’de anılmıyor, ama Tevrat’ta zikredilmektedir.

Bitlisvilayetimizin gerçek (eski) adı da “Zûlqarneyn” olup, ismini Kûr’ân’da da ismi zikredilen, ancak peygamber mi yoksa bir veli mi olduğu bilinmeyen Zûlqarneyn’den alır. “Zûlqarneyn”, Arapça bir isim olup “iki boynuzlu” demektir. Allâh-u Teâlâ, Zûlqarneyn’e doğunun ve batının hükümranlığını verdiği için bu isimle anılmıştır.

*Yazar/ Frankfurt

[email protected]

Twitter: @IbrahimSediyani

TARAF GAZETESİ

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzce Yerel Haber (www.duzceyerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Resmi İlanlar