Yeryüzünün İlk Kavmi Kürtler ve Konuşulan İlk Dili Kürtçe

  • 27.03.2014 00:00

 Bir önceki makalemizde, dünyada hayatın ikinci defa yeniden başlamasına vesile olan Nûh Tufanı’nı anlatmış, insanlık tarihinin Kürdistan vatanında başladığını ve bütün insanların Kürdistan’dan dünyaya yayıldığını delilleriyle ortaya koymuştuk.

     Peki, Hz. Nûh ve kavmi, hangi dili konuşuyorlardı? Tüm insanlık ailesinin ataları olan bu 80 kişi, hangi kavimdendiler?

     Bugünkü makalemizde de bunu konuşacağız sizlerle...

     Elbette ki bunu yüzde yüz bir doğrulukla tespit edebilmek mümkün değil. Ancak konuyla ilgili olarak Doğulu tarihçiler ve İslam bilginleri tarafından ortaya atılmış çarpıcı görüşler bulunuyor.

     Çorumlu olup Kanada’da yaşayan ve Zaman Gazetesi’nin Kanada temsilciliğini yapan gazeteci Faruk Arslan (doğumu 1969)’ın aktardığına göre, ünlü Ermenî tarihçi Miğdisî, Kürtçe’nin tarihini Hz. Nûh (as) ile başlatmaktadır. Miğdisî, “Lisân-ı Kürd, Hazret-i Nûh ümmetinden Melik Kürdim’den kalmışır” diyerek, Kürt adının ve dilinin Hz. Nûh’tan beri var olduğunu belirtmiştir. (Bkz. Faruk Arslan, Kürt Diyarının Bilinmeyen Saklı Tarihi – Bilâd-ı Ekrâd: Kürdistan, sayfa 4, Öteki Adam Yayınları, İstanbul 2013)

     Kürtler’in tarihinin Hz. Nûh ve Tufan’a kadar gittiğini ve Kürtçe’nin Hz. Nûh ve kavminin konuştuğu dünyanın en eski dili olduğunu iddiâ eden isimlerden biri de, Kütahyalı bir Türk olan dünyaca ünlü seyyâh Evliya Çelebi (1611 – 82)’dir. Ünlü yapıtı “Seyahâtname”de, ayrıca Nûh Tufanı’ndan sonra kurulan ilk 3 şehrin Şehr-i Nûh (Şırnak)Cezira Botan (Cizre) ve Miya Farqîn (Silvan) olduğunu belirterek, insanlık tarihinin Kürdistan’da başladığını kaydetmektedir.(Bkz. Evliya Çelebi, Seyahâtname, cilt 4, Kürdistan gezisi)

     Bastığı toprakları güzelleştiren, gezdiği coğrafyalara bereket gelmesine vesile olan, baktığı gölleri güzelleştiren, konuştuğu nehirlerin dilini çözen, gittiği şehirlerdeki camilerin duvarlarına şiirler yazan ünlü seyyâh Evliya Çelebi, ölümsüz eseri “Seyahâtname”de, Hz. Nûh ve kavminin konuştuğu dilin Kürtçe olduğunu şöyle ifade eder (olduğu gibi paylaşıyorum): “Tûfân-ı Nûh, imar olan şehr-i Cûdi’dir, andan kal’a –i Sincâr’dır, andan bu kal’a-i Mefârikin’dir amma şehr-i Cûdi sâhibi Hazret-i Nûh ümmetinden Melik Kürdim altı yüz sene mu’ammer olup Kürdistân diyârların geşt ü güzâr ederek bu Mefârîkin’e gelüp âb u havâsından hazz edüp bu zemînde sâkin olup evlâd u ensâbı gâyet çok olup lisân-ı İbrî’den indiyyât bir gayrı lisân-ı turrehât peydâ etdi kim ne İbrî’dir ne Arabî ve ne Pârisî ve ne lisân-ı Derî’dir ve lisân-ı Pehlevî’dir, ana hâlâ lisân-ı Kürdim derler. Bu diyar-ı Mefârikîn’de peydâ olup hala diyâr-ı Kürdistân’da isti’mâl olunan lisân-ı Kürd Hazret-i Nûh ümmetinden Melik Kürdim’den kalmışdır, ammâ vilâyet-i Kürdistân dağistân u sengistân bilâd-ı bîpâyân olmağile on iki gûne lisan-ı Ekrâd vardır kim birbirlerine elfâzları ve lehçe-i mahsûsaları mûğayirdir kim niçesi birbirlerinin kelimâtların tercümân ile anlarlar.” (Bkz. Evliya Çelebi, Seyahâtname, cilt 4, Kürdistan gezisi / ayrıca bkz. Martin van Bruinessen, Kürt Lehçeleri Üzerine Evliya Çelebi’nin Notları, sayfa 16 – 17, Studia Kurdica, Paris 1985)

     Güzel insan Evliya Çelebi, Kürtçe’nin sadece Hz. Nûh (as) Peygamber’in değil, aynı zamanda Hz. Yunus (as) Peygamber’in de konuştuğu dil olduğunu belirtmekte, ayrıca Kürtçe’nin zenginliğine övgüler dizmektedir. “Seyahâtname”de bunu şöyle kaleme almaktadır (olduğu gibi paylaşıyorum): “Lisân-ı Ekrâd, fesâhat ü belâğat üzre tekellüm eder. Hazret-i Yûnus aleyhi’s-selâm diyâr-ı Musul’da sâkin iken Kürd lisânın söylemiş ola.” (Bkz. Evliya Çelebi, Seyahâtname, cilt 4, sayfa 316, Kürdistan gezisi, Yapı Kredi Yayınları)

     Kürtler’in tarihinin Hz. Nûh ve Tufan’la başladığını iddiâ eden isimlerden biri de, 20. yy’da İslam dünyasının yetiştirdiği en büyük düşünürlerden biri olan Pakistanlı ünlü İslam âlimi Mewlânâ Ebû’l- Âlâ el- Mevdudî (1903 – 79)‘dir. Üstâd Mevdudî, hem başyapıtı olan 7 ciltlik “Tefhîm’ul- Qûr’ân”adlı eserinde, hem de diğer kitaplarında, Nûh Tufanı’nın Kürdistan’da gerçekleştiğini belirterek Kürtler’in tarihini buradan başlatır. (Bkz. Ebû’l- Âlâ el- Mevdudî, Tefhîm’ul- Qûr’ân, Hûd sûresi tefsiri ve Araf sûresi tefsiri / ayrıca bkz. Ebû’l- Âlâ el- Mevdudî, Tarih Boyunca Tevhîd Mücadelesi ve Peygamber’in Hayatı)

     Hz. Nûh ve kavminin konuştuğu dilin Kürtçe olduğu, bilimsel olarak da ispatlanmıştır. Şu anda İngiltere’da yaşayan Iraklı arkeolog Prof. Dr. Abdullâh Zehawî tarafından Kürdistan’da Cudi Dağı çevresinde ve Şırnak topraklarında yapılan çalışmalarda, çivi yazısıyla ve Kürtçe diliyle yazılmış Guti plaketleri bulunmuş, arkeolojik kazılar sonucu ulaşılan bu plaketler tam iki yıllık bir titiz çalışma neticesinde büyük oranda çözülmüş, sonuçları ve ulaşılan tüm bilgiler Ocak 1984 tarihinde Mısır’ın yarı resmî gazetesi El- Ahram’da dizi yazı olarak “Hz. Nûh’un Gemisinin Durduğu Dağ” başlığıyla yayınlanmıştır. O dönemde Erbil Üniversitesi Arkeoloji Bölümü Başkanı olan Prof. Dr. Abdullâh Zehawî’nin ulaştığı tüm bulgular, şu anda bir İngiliz bankasında muhafaza edilmektedir. (Bkz. Prof. Dr. Abdullâh Zehawî, Hz. Nûh’un Gemisinin Durduğu Dağ, El- Ahram Gazetesi, Kahire – Ocak 1984)

     Kürtler’in tarihini insanlığın ortak atası Hz. Nûh (as) ile başlatan, Hz. Nûh ve kavminin konuştuğu dilin Kürtçe olduğunu “dil”e getiren ve Kürtçe’nin dünyada konuşulan tüm dillerin kaynağı olduğunu ifade eden Batılı bilim adamları da vardır, ancak biz bu çalışmamızda özellikle sadece Doğulu bilim adamlarını referans aldık. Olası spekülasyonlara meydan vermemek için de bilinçli olarak sadece Müslüman bilginleri konuşturduk.

     Başta da belirttiğimiz gibi, yukarıda serdedilen görüşlerin ve ulaşılan bulguların “mutlak doğru” olarak kabul edilmesi gibi bir dayatmada bulunmuyoruz. Ancak bu görüşleri serdeden isimlerin tamamı belli bir birikime sahip bilginlerdir. Bunları sizlere kaynaklarıyla aktardık. Dikkatlerden kaçırılmaması gereken önemli bir nokta da şudur ki; Kürtçe’nin yeryüzünde konuşulan ilk dil ve dünyadaki tüm dillerin anası olduğunu iddiâ eden bu isimlerin hiçbiri Kürt değildir.

     Herşeyin en doğrusunu Allâh bilir. Gerçek bilgi ve hakikat, ancak O’nun katındadır.

[email protected]

*


Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzce Yerel Haber (www.duzceyerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Yorumlar (2)

  • kamil küçüközdemir
    kamil küçüközdemir
    10.03.2018 15:15

    yıl olmuş 2018 şuan bile dil sayılmayan bir şeyi dünyanın il ve ana dili yapmışlarya gülmemek zor demekki ordaki kiliseleride yapanlar ve tapanlar dogrumu ne cahil yazar ve gazeteciler varki bu kadar çok şaçmalıyorlar koça googlede arat bir tane daha böyle yazı bulamassın nerdeyse tögbe haşa Allah cc da peygamberimizle bu dilde konuştu diyecekler yarı arabca yarı türkçe yarı ibranice toplama bir dilden bahsediyorsunuz o bölgede doguda o dönemde kimler yaşamış onu bilin ona göre konuşun türkler orta asyadan gelmiş ya kürtler hep dogu anadoludamı imişlerdi biryerdenmi gelmişler daglar taşlar sabittir olay cudi degil diyebirmiyizki istanbul şuan türklerin bizim istanbulu biz kurduk ayasoyyayı biz yaptık biz sonra geldik aldık oraları lütfen insanları yanıltmayalım.

  • fırat özçelik
    fırat özçelik
    21.07.2017 17:13

    kuranda hz nuh gemisi cudidedir heytika kyü 80 ler demek gemiden 80 iman etmiş insan iner nuh peygamber kabri cizrede cidi kelimesi yer kara bulduk kürtçede ağzında zeytin dalı ile gelen güvercin mardin derikte sadece yetişen zeytin dir şu an sadece derikte yetişen zeytin hala binlerce ağaç var mardin bölgesinde safan vede ve haman aşiretleri vardır vede bunlar nuhun soyundan olduğunu söylerler çoğu bilim adamı bu gün tufan olsa dünyanın konumu nedeniyle cudi dağı ve etrafının sular altında kalmayacağını söylemektedirler kaldıki bunu kuran-ı kerim yazıyor incilde yazıyor tevrata yazıyor hata bu dinlerden önce zerduşi ve ezidiliktede tek tanrı hükmü ve bahsi geçmektedir şu anki müslüman kalabalık kuranı okumadan tarafsız gerçek bilgi sahibi olmadan camiye gidip namaz kılması müslüman olduğu yargısı çıkmaz vede mesele kürt olunca ne hikmetse ırkçılığı tutar zavalı bihaber müslüman kürdün devlet sahibi olmamasının tek sebebi kavmiyetçi bir toplum değilde evrensen bir toplum değerine sahip olmalarından kaynaklıdır unutmayalım kuranı kerim sadece arap yada türke vs gönderilmemiştir kutsal kitap evrensel bir bildirgedir tüm insanlara gönderilmiştir eğer kürtler hiç birşeyse ozaman allah kürdü niye yaratırki bu ırkçı söylem sahipleri camiye gideceklerine önce akılarını bir gözden geçirmeleri lazım bu kafa sizi bir yere götürmez kürdü ermeni yaparlar yahudi yaparlar malesef ermeniler ve yahudiler her alanda müslümanlardan daha ileri vededinleri ne kadar tahrif edilmişsede dinlerine çok bağlı insanlar .

Resmi İlanlar