• 27.12.2021 22:53

Dindarların büyük ölçüde AKP seçmeni olduğu biliniyor. Laik-dindar ayrımı üzerine inşa edilen kimlik siyaseti dindarları AKP’ye çekiyor kuşkusuz. Ayrıca, Türkiye’nin modernleşme tarihinde şekillenen ve biraz da nesilden nesile aktarılan milliyetçi, güvenlikçi ve liderci siyasal kültürü dindarların AKP’ye oy verme eğilimini besliyor. AKP’nin de bunları etkili bir biçimde kullanarak oya tahvil ettiği açık.

Peki, dindarların AKP’ye desteği koşulsuz mu? Ülkede olup bitenler siyasi tercihlerini etkilemiyor mu? Muhalefetin dindarlardan oy alma ihtimali yok mu?

Toplumsal Etki Araştırmaları Merkezi (TEAM) geçenlerde dindarlık üzerine saha araştırmasına dayalı bir rapor yayınladı. Rapor, son derece değerli veriler ve analizler içeriyor. Muhalefet partileri önümüzdeki seçimi kazanmak istiyorsa bu araştırmadaki verileri ve değerlendirmeleri dikkatlice okumalı. Okumak da yetmez, verilerin ışığında bir yol haritası çizmeliler.

Dindarlık dozu arttıkça AKP’ye oy verme oranı da artıyor. Araştırmanın önemli bulgularından birisi bu. Erdoğan’ın neden 2012’den beri “Dindar nesil yetiştireceğiz” dediği daha net anlaşılıyor. İlkokuldan, hatta kreşten itibaren çocuklara din eğilimi verilmesinin, neredeyse tüm okulların imam hatiplere dönüştürülmesinin, Diyanet’e ‘devletin ideolojik aygıtı’ işlevi yüklenilmesinin nedeni dini değil, basbayağı siyasi.

Dindar nesiller’ hikayesi, partiye ve lidere bağlı seçmen yetiştirme projesi. İnsanların ‘ebedi kurtuluş’u değil amaçlanan, partinin desteğini yeni nesillerle sürekli kılmak. Ancak bunun ne kadar başarılı olduğu veya olacağı da tartışılır. Devlet desteğiyle resmi ideolojiye çevrilen her fikir ve politika toplumsallığını kaybederek hayata yenilir çünkü. Belki bugün değil ama bir gün olur bu.

Aslında TEAM’ın araştırması bunun ipuçlarını veriyor. Evet, dindarlar çok büyük oranda AKP’yi destekliyor ama hepsi değil. Destekleyenler de iktidarı ve liderini eleştirilmez bulmuyor. Beğenileri yüksek ama eleştirileri de var.

AKP’den kopanları da saymak gerek. Kopuşlar ‘daha az dindar’ olanlarda yoğunlaşıyor. En sadık AKP seçmeni en ‘koyu dindar’ olanlar.

Ülkenin siyasal kültürüne, siyasal aktörlerine, yakın tarih anlatılarına bakıldığında anlamlı veriler bunlar.

Dindar seçmen endişeli

Ancak üzerinde özellikler durulması gereken, dindarların korku ve endişeleri. TEAM’ın araştırmasını okuyalım: “İktidarın değişme ihtimali dindar seçmenlerde umut yerine endişe ve korku yaratıyor. Muhalefetin dini özgürlükler, sosyal politikalar ve yönetim kapasitesi konusunda mevcut iktidardan daha kötü olacağı ve ülkenin çöküşe sürüklenebileceğine dair kaygılar hakim. Dindarların yeniden baskıyla karşı karşıya kalabileceği korkusu ve başörtüsü özgürlüğü, imam hatipler ve Kuran kursları gibi kazanımların kaybedilebileceği endişesi özellikle kadınlar arasında çok yaygın.”

Yani dindar seçmen ‘endişeli.’

Birkaç ay önce ‘endişeli muhafazakarlar’ı yazınca muhalif kesimlerden “Yeter artık, bıktık bu muhafazakarları pışpışlamaktan” türünden tepkiler almıştım. Haksız da değillerdi hani; 20 yıllık iktidarları, zalimlikleri ve zenginliklerinin ardından şimdi bir iktidar değişimi olacak diye endişelenen muhafazakarları ‘nazlamak’ kimsenin içinden gelmiyordu. Tamam da “Seçim nasıl kazanılacak”tı soru ve de sorun: AKP’den duygusal olarak kopan, maddi olarak zarar gören, hatta partisini bırakıp ‘kararsızlara karışan’ dindar muhafazakarlar muhalefete geçmeden AKP seçim kaybeder mi?

Doğrudur, dindarların ve muhafazakarların muhalefete oy vermesi zor ama imkansız değil. Üstelik ‘hepsi’nin de bu tür bir ‘aydınlanma’ yaşaması gerekmiyor. Sözü yeniden TEAM araştırmasına bırakırsak: “2023 seçimlerinde iktidar değişimi birkaç puanlık oy değişimleriyle mümkün olduğundan, dindar seçmenlerin kısmi azamisinin ne yapacağından ziyade ‘bir kısmı’nın ne yapacağı önemli. Bu açıdan bakıldığında, yukarıdaki tablo kamuoyu yoklamalarınca tespit edilen 2023 seçimlerinde iktidarın değişebilme ihtimaline dindar seçmenlerin de katkıda bulunmasının mümkün olduğunu gösteriyor.”

Bırakınız bu çorbada ‘bir kısım’ dindarların da tuzu olsun. Hatta biraz yardımcı olunuz buna, kolaylaştırınız. Söyleminizle, yaklaşımınızla, kibrinizle dindarları tümüyle AKP’ye itmeyiniz. ‘Hesaplaşmalı’ cümlelerden çok ‘helalleşmeli’ cümleler kurunuz. Ayrışmalarınızı değil ortaklaşmalarınızı konuşunuz. Hani, hatırlayın, “Kutuplaşmadan medet uman, onu kışkırtan AKP’dir” diyorsunuz ya, siz ‘kucaklayın.

Dindar AKP seçmeninin sıkıntıları, eleştirileri var; Ehliyetsiz kadrolar, adam kayırmacılık, yoksulluk, yolsuzluk gibi sorunlar muhalefet ile ‘bir kısım,’ hatta büyükçe bir kısım AKP seçmeninin ortak paydaları, dertleri. Muhalefet, muhatabının ‘kimliği’nin bilincinde ama o kimliği bir engel olarak görmeden siyaset yapabilir, en azından ‘bir kısım’ dindar AKP’liye ulaşabilir.

Uzmanlar sahaya inip araştırmış: AKP’li dindarlar, dini kazanımların kaybedileceğinden endişeli, rövanşizmden korkuyor, sosyal yardımların kesileceğinde endişe ediyor ve Millet İttifakı’nın yönetim becerisine dair kaygıları var. TEAM araştırması böyle diyor.

Ekim ortalarında bir yazımda alıntı yaptığım Metropoll verilerine göre:

CHP ve İYİ Parti’nin Millet İttifakı iktidarında ‘yaşam biçimlerinin tehdit altında’ olacağını düşünenler genelde yüzde 36 seviyesinde iken, bu endişe AKP seçmeninde yüzde 69’a çıkıyor.

Millet İttifakı iktidarında ‘ayrımcılığa’ uğrayacağını düşünenlerin oranı genelde yüzde 38, ancak AKP’lilerin yüzde 73’ü ayrımcılığa uğrayacağından endişeli.

Millet İttifakı’nın seçimi kazanması durumunda ‘dindarlara baskı’ bekleyenlerin oranı genelde yüzde 33, AKP seçmeninde ise dindarlara baskı bekleyenlerin oranı yüzde 71’e çıkıyor.

Bu da TEAM’ın araştırmasından: “Dindar seçmenler başta başörtüsü olmak üzere kazanımların kaybedileceği endişesi yaşıyor. Özellikle kadınlarda bu endişe çok yüksek: Rövanşizmin işaretlerini şimdiden gördüklerini, muhalefetin güçlü hissettiği anlarda kendilerine karşı saldırganlaştığını ifade ediyorlar.”

TEAM’ın dindarlık araştırması ekliyor; “Dindar seçmenlerin önemlice bir kısmında AK Parti ile kurulan gönül bağı yerini, seçeneksizlik ve kerhen oy tercihine bırakmış. AK Parti seçmenleri arasında rahatsız ve tereddütlü seçmen gruplarının ağırlığı artmış.

Evet, bütün bu veriler ‘endişeli muhafazakarlar ve dindarlar’a dikkat çekmenin mi, yoksa bu insanları dışlayarak, anlamayarak, kazanmayarak seçim kazanacağını sanmanın mı ‘sakil’ bir tavır olduğunu gösteriyor?