İhsan DAĞI
İhsan DAĞI

Gazete: Zaman Gazetesi

Bir seçim nasıl kazanılır?

  • 2.02.2022 06:54

Seçimi kaybetmek kolay, kazanmak zordur. Kaybetmek için bir hata yapmak yeter bazen. Oysa kazanmak için birçok doğruyu aynı anda yapmanız gerekir.

Muhalefet öncelikle ‘neden kazanmak’ gerektiği sorusuna ‘doğru cevap’ vermeli. Birilerinin gönlünden geçen bir kimseyi cumhurbaşkanı yapmak, yakınlarını bakan atamak, destekçilerine ihale vermek için seçimi kazanmak istiyorlarsa eğer, bunlar ne toplumun ne de muhalif kamuoyunun öncelikleri arasında. Bu seçim, siyaset sınıfının değil, bir halkın seçimi; özgürlük, refah ve adalet arayan bir halkın. Başarılı olmazsa, halkla beraber muhalif siyasal elitlerin de otoriter bir karanlığı gömüleceği kesin. Siyaset sınıfı ve halkın kaderi de sorusu da ortak: Otoriterlik artık geri döndürülemez ve mücadele edilemez bir hal mi alacak, yoksa demokratik bir değişim ve inşa süreci mi başlayacak?

Otoriter yapı, toplumu sarsan derin bir ‘ekonomik kriz’ ve devleti felç eden bir ‘yönetim krizi’ yaratmış, muhalefet de tepesinde rasyonel bir birliktelik kurmuş, tabanında da umut üretmişse karamsarlık geride kalmış demektir. Zaman zaman dağınık ve hazırlıksız görünümüne rağmen muhalefetin gelecek seçimlerin galibi olacağı beklentisi artık yerleşik bir kanaate dönüşmüş durumda. Muhalefet için ‘Seçimi kazanıyoruz’ algısının ne kadar önemli olduğunu yazmıştım. Seçimi kazanmanın ve sandığa sahip çıkmanın en önemli şartlarından birisi bu algı ve beklentidir. Bunu toplumsal bir mobilizasyona çevirmek, rehavete kapılmak yerine bu beklentiyi sürekli yükselen bir dalgaya dönüştürmek muhalefet partilerinin işi.

Bazen iyi işler çıkartıyor muhalefet partileri, bazen kötü. Kötülerin eleştirilmesi, ‘Bu muhalefetle seçim kazanılmaz’ kestirmeciliğine dönüşmemeli. Muhalefet partilerinin şimdiye kadar başardıklarını küçümsemek olmaz. Son birkaç yıllık performanslarıyla halkın ‘değişim’ umudunu dirilttiler. İstanbul ve Ankara’da doğru adaylarla AKP’nin ‘yenilmezliği’ algısını yıktılar. İktidar blokuna karşı değişimi temsil eden yeni bir ittifak kurdular.

Seçimi kazanmanın yolu sağlam, uyumlu ve geniş bir ittifaktan geçiyor muhalefet için. Özellikle Kılıçdaroğlu ile Akşener arasında gelişen karşılıklı güven duygusu ve işbirliği genişleyen ittifakta da korunmalı. Akşener’in sahada toplumla kurduğu diyalog ve ‘bizden biri’ duygusu, Kılıçdaroğlu’nun kazanmaya odaklı ‘oyun kurucu aklı’ sürdürülürse seçim kazanılır. Karamollaoğlu, Babacan, Gültekin ve Davutoğlu’nun ittifaktaki varlıkları da AKP’nin klasik ‘biz ve onlar’ kimlik siyasetine karşı, kimlikleri aşan bir siyasetin mümkün olduğunu kanıtlar.

Böylesine ‘kalabalık’ bir muhalefet cephesinde her lider ve parti vazgeçilmezdir. Ancak bu vazgeçilmezliği ‘iktidar paylaşımında’ pazarlığa çevirenler çıkarsa, Millet İttifakı sinerjisini kaybeder. Aylar önce Akşener, “Cumhurbaşkanlığına talip değilim” diyerek önümüzdeki seçimlere doğru siyasetin ‘fedakarlık ve feraset’ gerektirdiğini göstermişti. Genişleyen Millet İttifakı’nda da bu tutum ve anlayış sürecek mi? Sürmeli. Muhalefet liderleri bu seçimin neden kazanılmak zorunda olduğu tespitinde hataya düşmemeli.

İttifak büyüdükçe karar verme süreci daha da karmaşıklaşacaktır elbette, ama bunun bir zafiyete dönüşmesi genişlemenin getireceği avantajı ortadan kaldırabilir. Tamam, ‘tek adam yönetimi’ iflas etti, artık ülkenin ‘ortak akıl’la yönetilmesi isteniyor; ancak genişleyen ittifak, ‘yönetemez’, ‘karar alamaz‘ bir görüntü de vermemeli. Seçimi kazanmak için Millet İttifakı şimdiden Türkiye’yi ‘yönetebilir’ olduğunu halka göstermek zorunda. Buna, ‘ittifakı yöneterek’ başlayabilirler. İttifakın içindeki farklılıkları uyum ve sorumluluk içinde, gerekirse fedakarlıklarla yönetmek, topluma verilecek en etkili ‘Biz yönetebiliriz’ mesajıdır. Bu önemlidir, çünkü muhalefet partileri için ‘Biz yönetebiliriz’ iddiasının kamuoyu tarafından satın alınması seçim zaferine çok yaklaşıldığı anlamına gelir.

Millet İttifakı her şeyi doğru yaptığında bile cumhurbaşkanlığı seçimini kazanabilmek için HDP seçmeninden oy almak zorunda. İttifakın bütün paydaşları bunun bilincinde olmalı; HDP seçmenini kaybetmemeli, onları küstürmemeli. İktidarın, kazanmak için Öcalan’la bile pazarlık yaptığı bir seçim için muhalefet partilerinin HDP seçmenini küstürecek konuşmalardan kaçınması çok mu zor?

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzce Yerel Haber (www.duzceyerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Resmi İlanlar