İkram BAĞCI
İkram BAĞCI

Gazete: Star GAZETESİ

Anadilde Eğitim Tartışmaları

  • 10.05.2013 00:00

 Anadilde eğitimde Türkçenin yanında, Kürtçe eğitim verilmeli midir? Verilmemeli midir ? Tartışmalar zaman zaman devam etmekte ve bu durum bazı kesimler tarafından olumsuz sonuçlar doğuracağı ifade edilererek gündemden uzaklaştırılmaya çalışılsa da önümüzde bir sorun olarak durmaktadır.  Tarihe baktığımızda dil, her millet için önemli bir unsur olarak kabul edilmiş ve olmazsa olmazlardan biri olarak nitelenditilmiştir. Yugoslavyadaki Makedonya'lı yazarlar kendi dillerini Hırvat ve Sırp dillerinden farklı olduğunu göstermek için çalışmalar yaptıkları gibi, Güney Afrika'da siyahi öğrenciler 1976 da beyazların kendilerine dayatarak öğretmeye çalıştıkları 'Afrikaan' diline karşı ayaklanmış, yine  Kanada'da Montreal  hava alanında Fransızca'nın yasaklanması üzerine çalışanlar aynı tarih 1976 da greve gitmişlerdir.

Burada dikkat edilmesi gereken unsur milletlerin dili bir kimlik yapısı olarak görmeleri ve dili kaybedince kimliklerini kaybedecekleri endişesini taşımalarıdır.  Çünkü hakim ve yaygın olan dilin yanında diğer diller ABD, Britanya ve Avustralya'da zamanla olduğu gibi önemini yitirmekte ve yok olmaktadır. Bu ülkelerde dillerinin yok olmasını engellemek adına birlikler kurulmuş eğitim ve medyada dillerinin yer alması için çeşitli etkinlikler göstermişlerdir. GAL diller birliği bunun en önemli örneklerindendir. Bu durumdan da anlaşılacağı gibi anadilde eğitim ve tartışmalar bizden ziyade 21. yy da farklı etnik yapıda olan tüm devletlerin ortak bir sorunu haline gelmiştir.

Cumhuriyet kurulduktan sonra Kürtçe'ye  karşı yasakların getirildiği ve yok sayıldığı, Anadolu'da sadece geçerli  tek bir dil olarak Türkçe'nin dayatıldığı artık devlet arşivlerindeki belgelerle kanıtlanmıştır.  Daha sonra yapılan düzenlemelerle 20 Agustos 2002 de farklı dil ve lehçelerin öğrenimi ile ilgili yönetmenlik değiştirilmiş Kürtçe eğitim veren özel kursların açılması sağlanmıştır. MEB yönetmenliklerde yaptığı değişikliklerle mevcut yabancı dillerin içine Kürtçe'yi de eklemiştir. İlk Kürtçe özel kurs, Van'da açılmış lakin 600 kişinin eğitim alabileceği kursa 85 kişi katılmış, bu durumun nedeni olarak maddiyat yetersizliğinin kurslara olan talebi yükseltmediği ifade edilmiştir. Lakin bir halkın kendi anadilini özel kurslarda para vererek öğrenmesinin çelişkisi bir yanlış olarak algılanmaktan uzak kalınmıştır.

Kendilerini ülkemizde bir azınlık olarak değil, kurucu bir unsur olarak gören Kürt vatandaşlarımızın anadilde eğitim talepleri bazı sendikalar tarafından dile getirilmişse de bu durumun ciddiyetini anlatmak için 2010-2011 eğitim ve öğretim yılında Doğu ve Güneydoğu bölgelerimizde bazı aileler çocuklarını bir haftalık okula göndermeme eylemi gerçekleştirip,  BDPliler tarafından öğretmenlere anadilde eğitim verme adına çağrıda bulunmuşlardır.  Buradan çıkan sonuç Kürtçe'ye yönelik kursların açılması, enstitülerin kurulması, Üniverisitelerde bölümlerin açılması, bir ilk olarak değerlendirilmiş olsa da  bu yeterli görülmediği gibi anadilde eğitim hakkını vermeme üzerine yapılan göz boyayıcı etkinlikler olarak algılanmıştır.

Kürtçe eğitim verilirse üniter devlet yapısının bozulacağını düşünen kesimlere karşılık bir yandan eğer kürtçe eğitim verilmezse bir dilin zamanla ortadan kalkıp yeni yetişen nesiller tarafından öğrenilmeden yok olacağını savunarak görüş bildiren kesimler bulunmaktadır. Kürtçe eğitim almayı istemek insan hakkı çerçevesince düşünüldüğü takdirde bu hak her Kürt vatandaşımızın en doğal isteği olarak algılanabilir. Burada siyasi analiz ve yorumlar açısından olayı ele almaktan ziyade eğitim sınırları içinde sorun nasıl çözülür bunu çözüme kavuşturmak önem arz etmektedir. Kendi ana dili ile eğitim almak isteyen bir kitle karşımızda durmaktadır. Bu durum yazımızın başında da ifade ettiğimiz gibi sadece bizim için sorun teşkil etmemekte bir çok ulus devlet yapısına sahip olan ülkelerinde karşısına çıkmaktadır. Anadilde eğitim talebi dünyanın diğer devletleri tarafından ne şekilde ele alınmış, nasıl çözüm bulma yoluna gidilmiş, değerlendirilebilir. Örneğin,  Finlandiya'da Samiler, Romenler ve İsveçliler Fince'yi öğrenmek zorunda iken Finliler, diğer dilleri öğrenmek zorunda değildir, bunun yanında Britanya'da İngilizler, Pencap ve Gal dilini öğrenmek zorunda değilken bu iki grup İngilizce'yi öğrenmek zorundadır.

Sonuç olarak tartışmaların,  makul bir alanda çatışma ortamından uzaklaştırılarak ele alınıp çözüme kavuşturulması, çözümsüzlükten veya çözümü ertelemekten daha iyi olacağının gerçekliğidir.

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzce Yerel Haber (www.duzceyerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Resmi İlanlar