• 24.05.2013 00:00

 Dünyada Milletler arasında, eğitim, kültür, din gibi üst yapısal kurumlar egemen sınıfların kendi düşüncelerini ve eğilimlerini topluma dayatmalarının birer aracı oluyorlar. Değişen bu araçların işlevi değil, içeriği oluyor. Kâr etme hevesine eşlik eden, duyarsız bir toplum yaratma düşüncesi, insan yaşamını kolaylaştırma iddiasını (Mc.Donalds, Pizza Hut, Fast Food vb. ) merkeze koyarak, kendisini çekici kılıyor. Kolay tüketilen ve bireyi toplumsal yük ve sorumluluklardan uzaklaştırarak, yükümlülüklerini yerine getirmeyen bir birey hedeflediği gibi, bilimi, sanatı ve tüm insani değerleri, pazarda alıcı bekleyen ve kâr getiren müşteri kılığında görüyor.

Nedir bu popüler kültür alanı? Köye mi, kente mi özgü? Medenileşme mi, ilkelliğin mi bir göstergesi? Toplumun bir ürünü mü yoksa toplumda ki bir sınıfın kültürü mü? Kimler kimin için üretiyor? Kültür toplumun bir ürünü olduğuna göre popüler kültürde mi bu ürünün içinde yer alıyor? Popüler kültür yöneten sınıfların, kültürel değerleri ve gelenekleri, egemen ideolojileri doğrultusunda yeni formüller biçiminde yansıtarak yarattıkları, bağımlı bireylere sundukları kültürdür. Popüler kültür, gündelik yaşamın kültürüdür. Bir anlamıyla, emeğin gündelik olarak yeniden üretilmesinin bir girdisi olarak eğlenceyi içerir. Diğer anlamıyla, belirli bir yaşam tarzının ideolojik olarak yeniden üretilmesinin ön koşullarını sağlar.

Bu yaşam tarzının sunduğu kriterleri bireylere aktarmada medyanın (müzik, film, diziler, yarışmalar) halka dayattıklarının belirginliği ortadadır. Bu dayatmalarla bireyler pop kültürü ile, top 10, Marlboro, coca-cola, pizza, kişi, nesne, seks manyağı olabilir; Çünkü popüler kültürün oluşmasında ortamın varlığında izleyicinin kendini bulması ve bunu anlamlandırması önemlidir. Böylece İzleyicilerin sağlık ve mutluluk arası ilişkilerden, ticari ilişkilerden, cinsel ilişkilerden, mahremlerinden kendi anlamlarını üretmeye imkân sağlar. Dolayısıyla medya değişik popüler kültürlerin oluşturulabileceği göreceli bir kaynak merkezi olarak görülebilir.

Popüler kültür açısından televizyondaki reklamlardan da bireylerin çıkaracağı anlamlar farklı olacaktır. Televizyondaki bir arabanın reklamı bir üst düzey yöneticilik yapan bireyin çıkardığı anlamla, kırsaldaki bir köylünün çıkaracağı anlam aynı olmayacaktır. Yönetici için bu reklam bir satın alma güdüsü oluştururken, kırsaldaki birey içinse kendisine ait olmayan bir dünyanın özlemini, bu dünyanın acımasız bir dünya olduğunu yani varlığını simgeleyecektir.

Eğitimin temel görevlerinden birisi, toplumun kültürel mirasını nesilden nesile aktarmaktır. Dolayısıyla eğitim toplumun kültürel yapısına göre şekillenecek ve toplumun değişmesine ve gelişmesine temel oluşturacaktır. Başka bir ifade ile eğitim sosyal ve kültürel değişimin bir aracı olacaktır.

Kültürün maddi ve manevi öğeleri arasındaki uyumsuzluk popüler kültürde doğrudan gözlenmektedir. Popüler kültür, bir toplumda düzen sağlama kültürü değil, bir çatışma, değişim, ilerici bir kültür olarak, bireyin özgürleştirilmesi, umursamazlığı ve duyarsızlığı kültürü olarak egemen sınıfların yeni ideolojik ürünlerinin kültürüdür. Bu yönüyle toplumsal düzenin sağlanması, bu düzenin geliştirilmesi ve toplumun kültürel mirasının genç kuşaklara aktarılması kaygısını taşımadığı söylenebilir.

 

Popüler kültür benzer özellikleri nedeniyle bireyi hem yeni bir kimlik arayışına sürüklemekte hem de toplumsal yabancılaşmaya neden olmaktadır. Yeni bir kimlik arayışına girişen, kendilerine sunulanlarla yetinen birey, bugünkü kültürel yapı içinde dengeli ve sağlıklı bir kişilik geliştiremeyecektir. Popüler kültür; sormayan, sorgulamayan, açık ve doğru düşünme kararı veremeyen, hoşgörülü, esnek bir kimlik taşımayan, tekdüze bir kimliğe sahip bireyler yetiştirmektedir. Oysa bugünün toplumunun bireyi, aktif, katılımcı, doğru kararlar verebilen, açık, hoşgörülü, soran, sorgulayan, karar verme yeteneği gelişmiş, ekip çalışmalarına katılan, üretken bir birey olmak durumundadır. Bunu sağlamanın en önemli yolu eğitim amaçlarıdır.

Nesilleri eğitmeye çalışanlar, sadece ana ve babalar ile eğitim kurumları değildir. Uluslararası sermaye, özellikle medya aracılığı ile kendi menfaatleri doğrultusunda, kültür emperyalizmini moda, gençlik, müzik, film, fast-foot ve etnik köken unsurlarıyla gençlerimize aşılamaya çalışmaktadır.

Özellikle yeni nesillerde ortaöğretimden başlayarak üniversitede yer alan gençlerimizin eğitim ve öğretim adına yaptıklarından çok popüler kültür alanında yaptıkları ile medyada yer almaları, facebook, instigram, twetter da sözün ona gelişmişlik veya yaratıcılık adına yaptıkları faaliyetlere bakınca sosyal ve eğitim anlamında ters giden bir sürecin aşikâr olduğu görülmektedir. Bu durumun çelişki olarak görünen kısmı bu faaliyetleri gerçekleştiren gençlerin bu durumu gelişmişlik algısı olarak kabullenip kendileri gibi bu faaliyetlerde yer almayan arkadaşlarını geri kalmışlıkla suçlama yanlışlığıdır.

 

Pop kültürünün üst düzey gelişmişlik algısı ile özdeşleştirip, geçmişi ve kültürel bir dayanağı olan yerli kültürün gericilikle algılanmasını sağlayan ve buna sebep olan faktörlerin araştırılıp önlem alınmasını istemek, tamamen gençlerimizin pop kültüründen uzaklaştırma önerisi olarak algılanmaması gerekir. Yanlışlık özümüzde olanı dışarıda görmek iken, dışarıda dayanağı olmayan bir kültürel yapıyı özümüz gibi kabullenmektir.