İkram BAĞCI
İkram BAĞCI

Gazete: Star GAZETESİ

Gezi Parkı, eğitimde önyargı ve düşünce hürriyeti

  • 8.06.2013 00:00

 ÖNYARGILAR, gündelik hayatımızda ve ilişkilerimizde olduğu gibi sosyo- politik dinamiklerde de sık sık karşımıza çıkan ve çeşitli ayrımcılıklara neden olabilen tutumlardır. Önyargıdaki durum genellikle olumsuzdur ama olumlu (sempatik) duygular eşliğinde seyreden önyargılar da mevcuttur. Lakin bizim toplumda genellikle insanların düşüncelerini oluşturan ilk izlenim algısı olumlu ise sonradan kolay bir şekilde olumsuza dönerken, eğer ilk izlenim başta olumsuzsa sonradan kolay bir şekilde olumluya dönmemektedir. Önyargılı olmanın iyi bir şey olmadığına ve önyargılardan kurtulmamız gerektiğine dair genel bir kanımız vardır, ancak kötü olan şu ki, insan önyargılardan tamamen kurtulması mümkün olmayan bir canlıdır. İnsan gibi çok yönlü, karmaşık bir canlının önyargı gibi karmaşık bir tutumuna dair bu sorunun cevabının da oldukça karmaşık olması kaçınılmazdır.

İnsanlar kendi gruplarıyla (iç-grup) özdeşim kurarlar, onu daha değerli görürken; diğer grupları (dış-grup) daha değersiz bulurlar. Aynı grupta yer alan bireyler grup arkadaşını hatası ve doğruları ile kabul ederken, dış grup üyelerine karşı ön yargı beslemiş ve sırlarını, yaşama dair görüşlerini, geleceğe dair planlarını paylaşmakta tehlike görürler.

Şu son zamanlarda yaşadığımız Gezi Parkı-Taksim olayları ve bu olayların birçok ilimizde yayılma göstermesi, insanlar arasında tahammülsüzlükler ve ön yargıların tüm çıplaklığı ile ortaya çıkmasına sebep oldu. Anladım ki eğitimde biz hâla yeni yetişen nesillere, genelleme yapmadan ifade edersek, hiçbir şey kazandıramamış ve özgür düşünceye sahip olmayan, farklı görüşlere tahammülü bulunmayan, bağnaz bir neslin temelini atmışız. Doğrusu buna pek şaşırmadım. Çünkü biz yıllardır eğitimde özgür düşünce ve bireyden ziyade sistemin gerekliliklerine tabi olan birey yetiştirmeyi amaçladık ve bu doğrultuda eğitim programlarını oluşturduk

Taksim olaylarını destekleme amacıyla bir lisedeki öğretmenlerin öğrencilerin eylemciler arasında olmalarını destekleyici davranışlarını görünce, bir kez daha anladım ki eğitimciler olarak yetişen nesiller üzerinde büyük bir vebalimiz bulunmaktadır. Eylemi desteklemeyen bir öğrencinin öğretmen ve diğer arkadaşlarına karşı nasıl davranacağını, şaşırmasını anlamaya çalıştığım gibi tam tersi bir durumu da göz önüne getirme gayretini gösterdim ve gördüm ki tek yönde dayatılan görüşler her zaman bireyin gelişmesini etkileyen bir pranga gibidir.

Sosyal medyada bireylerin Taksim olayları üzerinden ayrışma ve kutuplaşma sathına girmesi kadar zannedersem son yıllarda insanımızı üzen bir durum söz konusu değildir. Yıllardır birbirinin yüzüne bakan öğretmen-öğrenci veya arkadaşların bile bu olay üzerinden düşüncelere ait saygısız davranışları, göstermiştir ki ülkemizde yeni yetişen neslin, giyim, tarz ve teknolojiyi takip etmede, nasıl medeni olduğunu ispatlamaya çalıştığı kadar, özgür düşünce ve özgür ifadeye yönelik saygıda kendini geliştirmeye çaba harcamamıştır.

"Görüşlerin farklı ise saygım olmaz” zihniyeti şuan halen Küba’da yaşayan insanların aşamadığı bir sorun olsa da, görünmez perdede ülkemizin de en büyük sorunudur. Ailesi içinde bile farklı görüşte bireylerin olduğunu kabul edenler başkalarının görüşüne saygı duymayıp kendi görüşünü karşıya tahakküm etmeleri ne ile açıklanabilir? Bu hakkı kendilerinde nasıl bulabilirler? Benim gibi düşünmezsen tehlikelisin görüşüne sahip olup “giyimde, tarzda medeniyim” havasını atmak kadar yeryüzünde cahillik yoktur. Bu durum ülkemizde de Z kuşağı dediğimiz nesilde görünmekte ve maalesef bu kuşak yaratıcılık veya sözde kendilerince komiklik adına yaptıkları davranışların başkalarının değerleri olabileceğinin idrakinden uzak oldukları gibi tarih bilgisini ve şuurunu oluşturmada gayretli oldukları söylenemez.

Eğer bu şekilde giderse ilerde birbirlerine hiçbir şekilde tahammülü olmayan, ön yargılarla bakan ve değerlerin tamamen temeli olmayan yargılarla çiğnenmiş bir neslin yetiştiğini ülkemizde göreceğiz. Burada gençlerin, her bireyin sadece görünüm itibariyle farklı olabileceğini değil, düşünce ve görüşlerinin de farklı olabileceğini ve en önemlisi buna tahammül etmeyi sabır değil saygı çerçevesince kazandırmanın önemi bu son olaylarla bir kez daha anlaşılmıştır. Bu aşamada öğretmen eğitim sistemi ve uygulayıcısı olan öğretmenlere çok iş düşmektedir.

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzce Yerel Haber (www.duzceyerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Resmi İlanlar