• 5.07.2013 00:00

 Bir süredir unutulan dershaneler konusu Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı’nın dünkü açıklamaları ile yeniden tartışılmaya başlandı. Önceden Başbakan tarafından dile getirilen ve kapatılacağı ifade edilen dershaneler, Bakanın yeni sezona bu şekilde hazırlık yaptık: sbs kalkacak, dershaneler kapanarak özel okullara dönecek açıklaması ile eğitimde sonunu olumlu-olumsuz kestirmekte zorlandığımız bir kararın daha alındığını söyleyebiliriz.

Dershanelerin kimilerine göre bir eğitim kurumu, kimilerine göre de bir ticarethane olduğu görüşü özellikle bakanlıktan gelen açıklamalarla tartışılmaktadır. Burada önemli olan dershanelerin ne olacağı değil neden ortaya çıktığı sorusu üzerinde düşünülürse tartışmaya doğru pencereden bakmak mümkün olacaktır. Devletin hâkim olduğu ve yönlendirdiği eğitim sisteminde, her sene uygulanmaya çalışılan farklı sınav uygulamalarına bakınca öğrenciler ve öğretmenlerin kafalarının karışmaması mümkün değil.

SBS ve ÖSS üzerine o kadar çok farklı uygulamalar denendi ki, farklı uygulamalardan sonra hem veliler hem de devlet sektöründeki öğretmenler artık sorumluluktan kurtulma adına özel sektörde yer alan eğitim kurumları ile işbirliğini geliştirdiler. Her Milli Eğitim Bakanının kendi direktifleri doğrultusunda değiştirdiği sınavlar beraberinde dershanecilik ve yayıncılık adına devlet sektöründe yer almayan kurumların sınavların uygulanması adına kendilerini göstermelerine sebep oldu. Hatta bakanlık içinde yer alan bürokratlar bile değişen sınav uygulanmalarını kendi personelinden önce, özel sektördeki kesimlere aktardılar, bunun en büyük kanıtı doküman ve materyal adına özel sektörün, devletin eğitim kurumlarının önüne geçmesidir.

Bugün hala KPSS veya ÖSS düzeyinde sınava hazırlanan bir öğrenci devlet okullarında yıllardır gördüğü derslerin sınav öncesi tekrarına ihtiyaç duyuyorsa burada sorgulanması gereken dershane değil okullardır. Okulların veremediğini veya dolduramadığı boşluğu dershanelerin doldurması hata ise burada devlet kurumlarının yetersizliğinin nasıl giderileceği ele alınmalıdır.

Dershanelerin bugün 'halktan gelen talepler doğrultusunda kapatılacak' söylemi çokta doğru değildir. Okullara gitmek zorunlu iken dershanelerde böyle bir zorunluluk bulunmamaktadır. Eğer dershaneleri bir ticarethane ve halkı sömüren kurumlar olarak görürsek, restaurant veya büyük AVM'leri de aynı kefeye koymalıyız ki o zaman bunun içinden çıkamayız. Alışverişte cazibe merkezlerini yapıp eğitimdeki cazibe veya çekici kurumların önünü kesmek ne kadar doğru olur kavramak zor.

Burada tartışılması gereken noktalardan biri de devlet eliyle dershanelerin kaldırılması değil, dershanelere olan ihtiyacın nasıl azaltılacağı sorusudur. Buda ancak dershanelerde olan uygulamaların neden devlet okullarında yapılmadığı sorusuna verilen cevap ile olur. Devlet okullarında nasıl, hangi düzenlemelere yer verilirse dershanelere olan talep azalır diye tartışmak varken olaya ters açıdan bakmak, biz başarısız olduk ama başarılı olan ve öğrencinin talebini karşılayanları da yaşatmayız düşüncesinin bilinçaltından dışarı çıktığını gösterir. Bugün okul birincileri bile devletin getirdiği sınavlara dershanelerde hazırlanarak giriyorsa burada neyin tartışılması gerektiği net olarak ortadadır.

Dershaneler de şuan çalışan personelin ve öğretmenlerin kaygılanmasını ortadan kaldıracak bir açıklamanın olmaması, dershanelerden özel kurum olma şartını taşımayan dershanelerin ve burada yer alan eğitimcilerin istihdam adına ne olacağına dair herhangi bir bilginin de bulunmaması, eğitimde var olan sorunların üstüne yeni bir sorun doğacağı endişesini bizlere taşıtmaktadır. Bu belirsizlik ÖSS ve SBS’ de eğitim sektöründe yer alan tüm personel ve öğretmenlerin merak ettiği en önemli noktadır.