• 12.07.2013 00:00

 Kamil Paşa kabinesi toplantıdayken Bab-ı Âli’ye giren grup kendilerine karşı koymaya çalışan Sadaret Yaveri Ohrili Nafiz Bey, Harbiye Nazırının yaveri Kıbrıslı Tevfik Bey, Komiser Celal Bey’i vurarak öldürdü. Silah sesleri üzerine kabine üyeleri dağılmıştı. Bu arada Harbiye Nazırı Nazım Paşa balkona çıkarak ‘ne oluyor! Diyecekti ki Yakup Cemil’in silahından çıkan kurşunla alnından vuruldu. Enver Bey ise Sadrazam Kıbrıslı Mehmet Kamil Paşa'nın makam odasının kapısın tekmeyle açarak paşanın yanına vardı. Kâmil Paşa savaş durumundan ve devletin karşı karşıya kaldığı tehlikelerden bahsederek nasihat vermek istediyse de, Talat Bey’in sert şekildeki "istifa istifa..." sözleri karşısında kalemi alarak; içinde "Cihet-i askeriyeden vuku bulan teklif üzerine"  cümlesi geçen bir istifa mektubu yazdı. Ancak Enver Bey’in itirazı vardı. Bu cümle eksikti, yeterli değildi. Askerden gelen teklif üzerine tabirinin önüne bir de ‘ahali’ kelimesini yazmasını istedi.  Tecrübeli sadrazam darbecilerin isteğine karşı çıkmadı ve o kelimeyi de istifa mektubuna ekledi. Böylece İttihatçıların hükümet darbesi halkın ve ordunun isteği haline getirildi. Bu şekilde Anadolu topraklarında modern dönemdeki ilk askeri darbe tecrübesi yaşandı. (1)Askeri darbeyi savunan ve sağlayan ordu mensuplarının darbeyi halka dayandırma ve meşrulaştırma girişimlerinin ülkemizdeki öncüsü olarak da tarihe geçti ilk modern darbe Bab-ı Ali’ye baskını.

Dünya üzerinde ise darbeler siyaset tarihinin uzun zamandır bir parçasıdır. Örneğin Roma İmparatoru Jül Sezar bir darbe kurbanı olmuştur ve bazı Roma imparatorları iktidara darbeyle gelmiştir. 1799'da Napolyon da Fransa'da iktidarı bir darbeyle ele geçirmiştir. Antik Yunan ve Hindistan kentlerinde darbeler fazlasıyla yaygın olarak görülmüştür. Askerî darbeler 20. yüzyılda yaygın biçimde Latin Amerika'da Arjantin, Şili, Asya'da Birmanya Afrika'da ve Avrupa'da Yunanistan, Türkiye gibi özellikle gelişmekte olan ülkelerde gözlenmiştir.Hükümetlerin, ekonomik ve sosyal sorunları çözmekte başarısız oldukları iddiası, cuntacılar tarafından askeri darbelerin başlıca sebebi olarak gösterilmektedir.

Soğuk Savaş yıllarında ABD başta olmak üzere Batılı ülkeler, askerî darbelere destek olarak, Batı’dan aldıkları silahlar dışında gücü olmayan askerî yönetimler aracılığıyla o ülkelerin kontrol altında tutulmasını sağladılar.

Dünya darbeler tarihine bakacak olursak İlk başta ABD istihbarat servisi CIA’nın ve dünya siyasetinde etkin olarak yer almak isteyen diğer güçlerin, başta rol oynadığını çok rahat görebiliriz. Özellikle CIA'nın Latin Amerika ülkeleri için "diktatör ve darbeci yetiştiren" bir okulu bile vardı diyebiliriz.

İtalya’da 1948 - Komünist Parti seçimleri kazanması sonrasında CIA’nın devreye girmesi, İran Başbakanı Muhammed Musaddık petrolü millileştirmek istemesi üzerine,1953’de  askeri darbe ile Musaddık'ın devrilmesinin sağlanarak, Şah rejiminin kurulması. Guatemala’da, seçimle işbaşına gelen Jacobo Arbenz 1954’de askeri darbeyle gitmesi, Arbenz, Amerikan "United Fruit" Şirketi'ni millileştirme girişimi buna sebep oldu desek yeridir. Haiti’de 1959’da CIA destekli bir darbe ile "Papa Doc" Duvalier ülkenin diktatörü olması.

Ekvador’da1961’de, CIA destekli askeri güçler seçimle işbaşına gelen Başkan Jose Velasco'yu istifaya zorlayarak hükümetin devrilmesi. Dominik Cumhuriyeti’nde 1963’te seçimle gelen Devlet Başkanı Juan Mosch’un devrilerek, CIA’nın askeri bir yönetim kurdurması, Brezilya ve Endonezya’da, seçimle gelen Hükümetlerin (1964-65) askeri darbeyle devrilmesi.Yunanistan’da 1967, seçimlerinden iki gün önce Batı destekli askeri darbe gerçekleşmesi. Şili’de 1973’te,  Batı destekli askeri darbenin Şili'yi karanlığa gömmesi, seçimle işbaşına gelen Sosyalist Başkan Salvador Allende’nin öldürülerek yerine General Augusto Pinochet alması, dünyada gerçekleşen darbe ve müdahalelerden sadece bazıları olarak tarihte kanlı veya kansız müdahaleler olarak yerlerini aldılar.

Lakin tarihte Venezuela’da yaşanan darbe ve şuan Mısır’da yaşanan olaylar, tarihte yaşanan darbelerden farklı özelliklere sahip olarak değişim göstermektedir.2002'de Venezuela'da oy çokluğu ile seçilmiş olan Hugo Chavez'e karşı ABD destekli bir darbe yapıldı; darbe başarılıydı ama hemen yıkıldı. Darbenin etkisi Chavez yanlısı halk gösterileri, ordunun Chavez yanlısı tutumu sebebiyle kolayca ortadan kalktı. Chavez darbeden 2 gün sonra yeniden iktidarı ele geçirdi, askerî cunta dağıtıldı. Bu gibi durumlarda halk gösterilerinin darbeleri ters çevirebileceği ve istedikleri liderleri geri getirip iktidara oturtabilecekleri anlaşılmış oldu. Aynı durum şuan Mısır’da gerçekleşir mi? Bilinmez ama Muhammed Mursi’nin darbe ile görevden alınması sonucunda Mursi’ye oy veren kitlelerin Mısır’ın meydanlarında gösterdiği darbe karşıtı gösteriler ile ordunun içinde yaşanan ayrışmaya yönelik gelen bilgiler, Venezuela’daki darbenin sonucunda yaşanan gelişmelerin Mısır’da olma ihtimalini de artırıyor.Muhammed Mursi taraftarlarına Mısır Ordusu tarafından ateş açılması ise, askeri darbe ile gelen yönetimlerin dünyanın her ülkesinde olduğu gibi Mısır’da da çokta insancıl bir yönetime sahip olamayacaklarının kanıtı olarak görülürken, Batının insancıl anlamda darbe olayında ikileme düşmesi, darbeler tarihinde yaşanan hükümet müdahalelerinde Batının etkisini tartışmaya açmayacak şekilde güçlendiriyor.

1-Ahmed Turan Alkan- II Meşrutiyet Döneminde Ordu ve Siyaset