• 19.07.2013 00:00

 Milli Eğitim Bakanlığı bünyesinde SBS, özür durumu tayinleri ve 12 yıl eğitimin uygulamalarına dair birçok sorunlar yaşanırken bunun yanında öğretmen atamaları da gündemi meşgul etmektedir. 2013 KPSS’den sonra öğretmen olarak atama bekleyen adayların, hangi bölümden ne kadar alım olacağına dair beklentileri ve bu alımlar için öğretmen olarak atama bekleyen arkadaşların yapmış oldukları lobi faaliyetlerinin yoğunluğu dikkat çekmektedir. Bir çok bölümden ihtiyaç fazlası mezun sayısının varlığı ve buna karşın alımlardaki oranların mezun sayısı ile uyuşmaması, atama bekleyen arkadaşlarda bir endişeye ve geleceğe dair belirsizliğe yol açmaktadır.

Milli Eğitim Bakanlığı açısından bakacak olursak, ülke genelinde görev yapan öğretmen sayısı açısından görev dağılımda dengesizlik yaşanmaktadır. Zamanında ‘İl Emri’ uygulamasından dolayı Batı bölgelerde kimi bölümlerden ihtiyaç fazlası öğretmen derslere girmeden maaş alırken, aynı branşta Doğu’da bir çok okulda öğretmen ihtiyacı yaşanmaktadır. İhtiyaç fazlası öğretmenlerin olmasının yanında kadrolu alımların da olmasının sebebi olarak bu durum ifade edilebilir. Birçok kadronun Güneydoğu ve Doğu Anadolu ile kırsal kesimlere ayrılması bu sorunun kanıtı olarak karşımıza çıkmaktadır. Bakanlık, ülke genelinde görev yapan öğretmen sayısındaki eşitsizliği ortadan kaldırmak için’ İl Emri’ uygulamasına son vermiş ve atama bekleyen öğretmenin branşında açık olması dahilinde atamasının olacağına dair bir kural getirmiş olsa da, bu uygulama da yine bir çok öğretmen ile evli ailelerin bir araya gelmesi açısından sorun teşkil etmiştir.

Eğitim fakültelerinden mezun olan bireylerin önünü açmak için başka bakanlıklarda çalışabilmeleri adına yapılan yeni düzenlemeler, öğretmen atamalarındaki soruna bir nebze nefes aldırmış olsa da mezun olan birey sayısındaki fazlalık, bu durumun hala belli bir zaman daha eğitimde istihdam sağlamada atama bekleyen arkadaşlar için sorun olarak kalacağını göstermektedir.

ÖSYM tarafından yapılan KPSS’de sorulan soruların, nitelikli bir öğretmen adayının yetişmesini sağlamadan ziyade, Osmanlı da Enderun mektebinde hemen hemen her alanda yetişmesi istenen ‘Dolamak’ adlı iç oğlanlara veya ‘Has Oda’ için yetiştirilen memurlara yapılan sınavlara benzemesi öğretmen adayları için sorun teşkil eden başka bir noktadır.Güncel konuların güncellik adına yıllar öncesini yoklaması, bu sınava tekrar hazırlanmayı düşünen bireylerde isteksizliğe neden olmaktadır. Öğretmen atamaları için yapılan sınavın niteliğinin ve niceliğinin geniş tutulması farklı bir şeydir, bunun için nitelikli öğretmen yetiştirme de gerekli konulardan sorulması gereken soruların kapsam geçerliliğini sağlayabilme başka bir şeydir.

Öğretmen atamalarında eğitim fakültelerinin kontenjanlarının azaltılması yanında ihtiyaç fazlası bireylerin kadro sorununu ortadan kaldırma adına yeni AR-GE çalışmaları yapılması bir zorunluluk haline gelmiştir. Burada yapılması gereken en gerçekçi uygulama emeklilik yaşını doldurmuş veya yaklaşmış öğretmenlerin, emekli olmalarına dair teşvik edici uygulamaların geliştirilmesidir. Maddi gelirleri açısından emekli öğretmenlerin maaşlarındaki kaybın en aza indirilmesi, çocuklarının eğitimlerinden sorumlu olan bir çok öğretmen velisinin meslekte verimlerinin eğitim adına düşmelerinin farkına varmalarına ve yerlerini genç, dinamik ve taze bilgiye sahip olan meslektaşlarına bırakmalarına vesile olacaktır.

Bu hususu gerçekleştirmek için okul kayıt paralarının, okulların bulunduğu sosyal ve ekonomik çevrelerine oranla belli miktarda zorunlu olması ile Milli Eğitim Müdürlüklerine ayrılan ödeneklerin emekli olan eğitimcilerin maaşlarına yansıtılmasıyla bir çözüm bulunabilir. Bununla beraber belediyelerin aldığı birçok vergilerin yanında yine faturalara vatandaşların maddiyatını sarsmayacak oranda’ okul vergisi’ uygulamasının getirilmesi ile merkezi bütçenin yapacağı tasarrufla yeni alımların veya emekli öğretmenlerin maaşlarının artırılması sağlanabilir.

Belki çözüm seçeneği olarak sunduğumuz bu durum, bazı çevreler tarafından makul karşılanmayabilir. Lakin eğitimin her zaman öncelikli olarak lanse edildiği ülkemizde, otomotivden sigara ve alkole, cep telefonundan TRT’ye kadar bir çok alanda vergi uygulamasının yapıldığını düşünürsek öncelikli olarak kabul ettiğimiz eğitimde ve öğretmen atamalarında buna benzer çözümleri uygulamaktan da kaçınılmaması gerekir diyebiliriz.