• 13.09.2013 00:00

 Ülkemizde eğitimde birçok bakan geldi geçti ve hepsinin kendisine has bir takım özellikleri bulunmaktadır. Medya veya eğitim camiası tarafından olumlu veya olumsuz özelliklere anılan Milli Eğitim Bakanlarının ömürleri şimdiki bakanımız Nabi Avcı'nın da değimi ile ortalama görevde kalma süreleri 7- 9 ay zarfındadır. Bu süre zarfında eğitim sistemine değişim getirme adına her bakan kendi düşünceleri doğrultusunda düzenlemeler yapmış sonraki gelen bakanlar ise çoğunlukla eskisine sahip çıkmaktansa yeni bir düzenleme oluşturmayı tercih etmiştir.

Adile Sultan Sarayında Sayın Bakanımızın eğitim adına medyada editör ve köşe yazarlarına verdiği yemekte genellikle Ortaöğretime Geçiş Sistemi tartışılsa da en son yazımda bu sistemin içeriğini, artı ve eksi olarak değerlendirdiğim kısımları yazmıştım.

Yemeğin başında Cahit Şener hocamızın ağzından çıkan bir söz vardı: ‘Nabi Hoca Ak Parti iktidarında eğitim adına bir fırsattır. Bu iktidar döneminde de gelmiş en iyi Eğitim Bakanıdır’ sözlerine toplantı boyu düşünmüş ve gerçeklik payını sorgulamıştım. Gercekten Öyle miydi? 12 yıllık geçmiş dönemde ez azından günlük bir gazete bitirme alışkanlığımın bana verdiği bilgileri tazelediğimde, Cahit Şener hocamızın düşüncelerini doğru veya yanlış anlamda tartma imkanı buldum.

Bu yazıda, aslında geçmiş dönemdeki bakanlarımızı geri plana atmak veya onların yaptıklarının yanlışlığını ortaya koyma amacı taşımadığım gibi şimdiki bakanımıza da bir yaranma gayesi de taşımıyorum.

Burada, yapılan bir araştırmadan yola çıkacağım, lakin arkadaşımın çalışması tamamlanmadığı için isim vermeyeceğim. Nabi Avcı Milli eğitim Bakanı olmadan önceki dönemlerde öğretmenler üzerinde yapılan araştırma da öğretmenlerimizin mesleklerine olan bağlılık ve sevgisinin %17'lerde olmasına karşın, şuan bu oranın %55 olması ve öğretmenlerin kendilerini mutlu hissetme oranlarının 1 yıl olmadan %16'dan %54'e çıkması dikkat edilecek bir noktadır ki, şüphesiz Bakan beyin il il toplantılarda öğretmenlerle görüşüp dertlerini hiç bir idareci olmadan dinleyerek not alması, öğretmenlere değer verdiğini açıkça göstermesi bu oranların gerçekliğinin kanıtı olarak görülebilir. Yine öğrencilere yöneltilen sorularda eğitim bakanlarına  karşı bakış açılarının olumlu anlamda %29 oranında artması öğrenciler tarafından da öğretmenler kadar şimdiki bakanın kabullenildiğini destekleyen bir noktadır.

Toplantıda Nabi Avcı'nın basın mensuplarına eleştirilerinizde bazı olumsuz üslubunuz benden ziyade bakanlık personelini ve öğretmenlerle beraber öğrencileri incittiği ve endişeye düşürdüğü için üzülüyorum diye söze başlaması, siyasi menfaat gütme değil bakanlık adına verimi artırmayı hedeflediğinin göstergesidir. Yeni sistemi anlatırken sayın bakanın kameraların gözünün içine bakarak 'Çocuklarımız Hiç Gülmeyecek mi?' Sözü ilk kez bir eğitim Bakanı tarafından kullanılan cümledir.

 

Toplantıda en önemli nokta aslında Bakan Beyin ' Ortak Paydamız Milii Eğitimdir' ifadesidir. Orada yazarlar ve ditörler olarak biz de biliyorduk ki salonda hiç kimse siyasi görüş olarak aynı düşüncelerde değildik. Ama hepimizin amacı gelecek nesiller için daha iyi bir eğitim sistemi nasıl oluşturulabilir? Bunu sorguluyorduk. Ötekileştirenden ziyade birleştirici ve faydalı bir eğitim ancak aynı görüşte olanların değil farklılıkları olan insanların katkıları ile olabilir. Toplantıların sürekli hale geçileceği ifadesi bu durumun öneminin fark edilmesi olarak görülebilir. Cahit Şener hocamızı haklı görüp görmediğim zannedersem anlaşılmıştır.

Toplantının içeriğinde genellikle ortaöğretim sisteminden bahsedilmiş, uzun bir süre bu sistemin içerişi ve getirdiği yenililkler tartışılınca benim uzmanlık ve  ilgi alanım olan öğretmen atamaları ile KPSS'ye zaman kalmamıştı.  Bakan bey ve yetkililer sorularımızı samimi bir havada cevaplamaya çalıştılar. Lakin öğretmen atamalarında ki özellikle Şubat ataması ile ilgili belirsizlik toplantı sonrasında da ortadan kalkmadı, yine bunun yanında mesleki ve teknik eğitim fakültesi mezunları ile ilgili açıklama sorulara rağmen yapılmadı. Burada yapılacak bir açıklamanın medyada yer alarak geniş kitlelerde umut veya umutsuzluğa yol açacağı düşüncesi Bakan beyin ve yetkililerin gözlerinde belirgin olarak yer alıyordu. Çok net olarak sezilen durum yapılamayacak hiçbirşeyin sözünün verilmek istenmemesiydi.

Şimdi kendi düşüncelerimle Şubat atamasına değinmek istiyorum. Başbakanımız çok net olarak yılda bir atama yapılacak demesine rağmen her sene olduğu gibi bir kesim ortaya Şubat ataması olacak -olabilir baskısıyla sosyal medya da gündem oluşturuyor. Şubat atamalarının olup olmaması konusunda atama bekleyen arkadaşlardan yana taraf olsamda oturtulmaya çalışılan bir sistem var ve bu sistemi baskılarla engellemeye çalışmak eğitimde genel çerçeveye zarar vermektedir. Sadece seçim olacak belki alım olur algısı bu durumu tetiklese de seçimden dolayı yılda bir alım olacak sözünün tutulmaması eğitimde getirilmeye çalışılan her sistemin dayanma zaaflığını ortaya koyacaktır.