• 27.09.2013 00:00

 1490 yılında ilk dokuma makinesini icat eden Leonardo Da Vinci ile ilk kumaş olarak'keten'i bulan insanlar acaba o zamanlar düşünmüşler miydi bir gün gelecek keteni giymenin yasak olacağını veya iş hayatında giyinmede kumaş ayrımının yapılacağını?


Madenlerde çalışırken daha dayanıklı olması için İlk kot pantolonu bulan 1850 yılında Levi Strauss bulduğu kumaşın gün gelecek bayanların ve erkeklerinde vazgeçilmezleri arasına gireceğini aklından bile geçirmiş midir ki?

M.Ö 3500’ lü yıllardaPapirüs yapraklarını kullanarak  ıslak kumlara basıp kalıp çıkartarak ilksandaleti yapanMısırlılar acaba yine iş hayatında memurların sandaleti giymesinin yasak olacağını düşünmüşler miydi?

Bugün kullandığımızmakas şeklinin patenti, 1893 yılında Louis Austin tarafından Washington’da alınsa da yine arkeologların kazılarına göre Mısır ve Antik Yunan döneminde kullanan insanlarda saç ve sakal traşı yaparken faulleri kulak ortasından bırakmayıp saçları kulak üzerinden uzamaması için makası kullanmışlar mıdır?

Hırvat ve Fransızların
katkılarıyla giyim dünyasında yerini alankravatı Tanzimat'tan sonra ilk kullanan padişah Sultan Abdülmecit Cumhuriyet döneminde birçok memurun bu boyun bağından sıkılacağını o zaman düşünmüş müdür ki?

Yine giyim konusunda en eski düzenleme olarak Orta Asur ve Hamurabi yasalarında bile başını örten bayanları kamusal alanda ve sokakta hür kadın olarak tanımlarken asırlar sonra başını örten bayanların birçok kamusal alandan ve sosyal haktan mahrum bırakılması Hamurabi ve Asurlular'dan bile geri kalındığını göstermez mi?
 

Belki bu yazıyı okuyan birçok kişi için anlamsız  giriş paragrafları olabilir yukarıdaki okuduklarınız. Lakin kılık kıyafeti sınırlayıcı yönetmenliklerin varlığı bu ülkede devlet memurlarının özellikle öğretmenlerin ihtilal döneminden sonra hazırlanarak  ayaklarına vurulan prangalar olduğu gerçeğini değiştirmez. Savunduğum bu düşünceye herkesin katılması da beklenilemez. Milli Eğitim Bakanımız Sayın Nabi Avcı'nın özel bir kanalda 'öğretmenlerimiz kendilerine ne yakıştırıyorlarsa onları giysinler' cümlesinden sonra Başbakan yardımcısı Sayın Bülent Arınç'ın ‘kılık kıyafeti sınırlayan yönetmenlikleri kaldıracağız’ sözü bugün birçok eğitimciyi heyecanlandırmıştır.

Öğrencilere getirilen kıyafet serbestliğinin öğretmenlere getirilmemesi fikrine sahip çıkanlar olacaktır. Öğrenciye örnek-model olma gibi klişe sözlere sarılanların yanında öğretmen dediğin şöyle olur gibi sadece öğretmeni görünüşten ibaret gören ifadelerde sarf edilecektir. Lakin ortada duran en hakiki gerçek kılık kıyafet yöneltmeliliğinin eğitim camiasında eğitime ve öğrencilerin başarısına bu zamana kadar hiç bir şey katmadığıdır. Düşünce açısından olduğu gibi her açıdan özgür olan bir öğretmen ancak özgür bireyler yetiştirebilir.