• 11.10.2013 00:00

 Daha öncede görmüştüm Bakan Nimet Çubukçu (Baş) zamanında beddua mı desem ah etme mi desem atama bekleyen arkadaşların hitaplarını. Nimet Hanım ifade etmişti ‘ben ne yaptım size evladıma beddua edecek kadar diye’. Şimdi de Nabi Avcı’ya karşı atama bekleyen arkadaşların ‘çocukların da ücretli işte çalışır inşallah’ gibisinden ifadelerini görünce aslında bazı önyargıları aşmamızın ve gerçekleri bilmemizin gerektiğini düşünüyorum.

Geçen sene şubat ayından önce Milli Eğitim Bakanı olarak göreve başlayan Nabi Avcı’nın şubat atamasının olması için çok çabaladığını bilmekteyiz. Lakin Gaziantep’te Başbakan’a ‘atamazsan oy da yok’ gibisinden yersiz bir eylem sonucunda atamanın olmayacağını o zaman Taraf Gazetesindeki yazımda söylediğimde yine bazı kesimlerin ağır ithamlarına maruz kalmıştım. Hak talep etmeyi siyasi bir pazarlık unsuru olarak kameraların önünde gerçekleştirmenin işe yaramayacağı anlaşılmamış ki aynı doğrultu da söylemlerin varlığı hala gündeme getirilmektedir.

Nabi Avcı’nın şubat atamasını ne kadar istediğini ve şuan atama bekleyen arkadaşların taleplerine olumlu cevap vermek için çaba gösterdiğini çok iyi biliyoruz. Bakanlar kurulunda yılda en çok alımların öğretmen kadrolarına ayrıldığından dolayı diğer kamu kurumlarına memur alımların düşeceği endişesini dile getirmiş olan diğer bakanlara karşılık Nabi Avcı’nın girişimlerini şubat atamasını isteyen arkadaşlar bilseler ne düşünürlerdi acaba?

Devlet Personel Başkanlığının en çok Milli Eğitime kadro vermesi asker, polis, hakim, savcı alımlarının yanında diğer kamu memurlarının alımlarını olumsuz etkiliyor mu? Olaya bir de bu açıdan bakmakta fayda var. Zamanında hesapsız üniversite kontenjanlarının açılması ve ihtiyaç fazlasının olacağının hesap edilememesinin zararını atama bekleyen arkadaşlara kesmek ne kadar ağır bir vebalse şubat atamasının olmayacağının açıklanmasına rağmen olabilir gibi yaklaşımlarla umut tacirliği yapmakta bir o kadar ağır vebaldir.

Sevilay Hanımın önümüzdeki yıl için alımların 15 bin civarı olacağını ifade eden yazısının gerçekleri yansıtmadığını125 bin ihtiyacın sadece %10’unu karşılayan bir alımın olacağını düşünmek emekli olacak öğretmenlerin yanında ihtiyaç oranına bakınca bana çok gerçekçi gelmedi açıkçası. Ama Başbakandan duydum diye yazdığı açıklamalar da her ne kadar mezunların tamamının kadro alamayacağı ifadesi ne kadar gerçekse önümüzdeki yıl alımlarında 15 binden fazla olacağı da ihtiyaç oranına bakılırsa bir o kadar gerçek.

Hükümet açısından şubat atamasını gerçekleştirmemenin haklı gerekçeleri ortada olsa da atama bekleyen arkadaşların gerekçeleri de gerçekçi bir şekilde ortada durmaktadır.Yapılması gereken görevde olan ama eğitim adına nesillere bir şey kazandırma da yaşı geçmiş olan öğretmenlerin emekliliğe teşvik edilmesidir. Emekli olacak öğretmenlerin maaşlarının düşmemesi adına yapılacak en önemli düzenleme okulların masraflarının yerel idare olan belediyelere devredilmesi olacaktır. Her velinin geliri oranında okul kayıt parasını yasal hale getirmek ve elde edilen kaynağı yine emekli öğretmenlerin maaşlarına yansıtmak, atama bekleyen arkadaşların beklediği kadro sayısını artırma da önemli bir etken olabilir.

Her ne kadar eğitimde düzenli bir atama sistemini savunsam da alan sınavının getirdiği farklılık ve sınav puanlarının bir yıl geçerli olması gibi yeni düzenlemelerden dolayı atamayı çok az bir farkla (0.1 ile 1 puan arası) kaçıran öğretmenlerimiz için şubat atamasının olmasını isteyenlerdenim.

Ücretli öğretmen uygulamasının arkasındaki yatan hakikat, doğu illerimize atanan öğretmen arkadaşlarımızın en kısa zamanda o bölgeden özür durumları ile ayrılmayı gerçekleştirmeleridir. Öğretmen arkadaşların sosyal ve kültürel açıdan o bölgeleri yeterli görmemeleri ve iyi okullarda çalışmayı istemeleri kadar doğal bir şey olamaz. Ancak her özür grubu atamalarında doğu illerinden batı illerine doğru gerçekleşen öğretmen göçü sene içinde birçok okulların boş kalmasına sebep olduğu için yerlerine kadro dışı öğretmenlerin görevlendirilmesini mecburi kılmaktadır. Bu her sene içinde gerçekleşen bir olay haline geldiği için alımların geneline baktığımızda ihtiyaç daima doğu illerimizde olacak ama özür grubu atamaları ile batıda karşımıza norm fazlalığı olan öğretmenler çıkacaktır.

Bu durum örneğin, Van Lisesinde Matematik öğretmeni ihtiyacının her sene olacağını ama zamanla İzmir Lisesinde derse girmeden norm fazlası olarak Matematik öğretmenlerinin maaş almaya devam edeceğini göstermektedir. Şubattan sonra atama bekleyen öğretmenlerimizin KPSS’ye hazırlanmaları yoğunlaştığı için ücretli öğretmen alımlarında eğitim fakültesi mezunlarının dışındaki diğer fakülte mezunlarının derslerin boş geçmemesi için görevlendirilmiş olmaları ortaya başka sorunları çıkarmıştır.

Doğu illerimizden Batı illerimize olan öğretmen göçlerini engelleme de ihtiyacın olduğu illere o illerin nüfusuna yazılı olan ve atanmayı hak eden kişilerin yerleştirilmesini sağlamak o bölgelerimizde bir nebze olsun batıya öğretmen göçünü engelleyecektir.