• 25.10.2013 00:00

 İdeolojik düşünce hangi alana kaymış olursa olsun mutlaka yanlı olacaktır, olmalıdır da. Lakin ideolojik düşünce veya fikirler savunduğu ilke açısından özgür düşünce ve eşit insan ilkesini taşımıyorsa ne o düşünceden ne de ülkedeki siyasi ortamdan ülkeyi bütünleştirici bir fayda beklemek yersiz olur. Devleti yöneten kesim veya hükümetin iktidar ideolojisi özgür ve eşit insan anlayışı doğrultusunda gelişmiyorsa bu ülkede ayrışmaların ve eğitimde sorunların son bulması mümkün olmayacaktır.  Her iktidar değişiminde ülke istikrar kazanacağına bir önceki iktidarın sistemi ile hesaplaşma amaçlanırsa iktidarların yaşamı boyunca birbirlerinin getirdiği yenilikleri geliştiren değil ortadan kaldıran bir anlayış mutlaka eğitimde sürekliliği de engelleyecektir.

‘Ülke ideolojik kavgaları ve dayatmaları bırakmazsa her alanda dış unsurların mücadele alanına sahne olur’diyen Gandi, aslında tehlikenin sebebine dikkat çekmektedir. Demokratik her ülkede ideolojilerin olması doğaldır. Olan ideolojinin temeli bir sınıfı tutma ve ihya etme anlayışına karşılık diğerlerini dışlamaya dayalı ise o ideolojinin sahibine bile bir fayda getirmeyeceği aşikârdır. Maalesef bizim ülkemizde bu yanlış anlayış Cumhuriyetin kuruluşundan itibaren uygulanmıştır.

Bu uygulama sonucunda ülke darbeler görmüş, suikastlar yasamış, Çorum ve Maraş’ta insanlar birbirilerine öldürtülmüş ve Madımak olayına karşılık Başbağlar olayı yaşanmıştır. Olayın geç algılanan boyutu bu olaylar ülkemizde ayrışmalar çıkartma adına ideolojik parçalanmayı isteyen kesimlerce yapılmıştır. Yani bugün Madımak olayını çıkartıp izleyen kişiler ile Başbağlar’da 33 Sünni vatandaşının ölmesine, Hrant Dink suikastı ile Muhsin Yazıcıoğlu’nun helikopter kazasına kurban gitmesine neden olan odak aynıdır ve bir noktadan yönlendirilmiştir.

Acaba yıllardır eğitimde istikrarlı bir düzen ve sistemin gerçekleştirilememesinin sebebi yine aynı odaklar mıdır? İmam hatip liselerini kapatıp bir neslin iş hayatında değersiz olmasına yol veren, meslek liseleri ile geleceğini görmek isterken geleceği kararan nesiller yetiştiren, bir milletin kendi öz dilini kullanmasını bölünmenin temel sebebi olarak gören, rejimin silahlı kuvvetleri gibi eğitimi kışlalara çeviren ve bir türlü eğitimde istenilen ivmeyi yakalayamamanın sebebi kimlerdir?

Dünya da hiç bir ülke kendi milletinin zenginlik kaynağı olan kültürel farklılıklarını ve yaşam haklarını, kısıtlayarak büyümemiştir. Kültürel farklılıkların ülkemizde zenginlik olarak algılanması bir yana, bir tehlike unsuru olarak hissedilmesi eğitim kurumlarında da kendini göstermektedir.

Amacımız ideolojisiz bireylerin yetişmesi değil ama ideolojisinin ana unsuru olarak, bireyin yaşamda özgürlüğünü ve düşünce serbestliğini savunan, bunun yerleşmesi adına çaba sarf eden bireyler yetiştirmektir. Özellikle son yıllarda eğitim adına yapılan yenilikler bu doğrultuda yetişecek nesillerin olacağı ümidini vermektedir. İlkokullarda kılık kıyafette velilerin tercihlerinin yanı sıra, andımızın kaldırılması, özel okullarda da olsa Kürtçenin seçmeli olarak alınabilmesi ayrışmanın olmasını engelleyeceği gibi bütünleşmeyi sağlayıcı yenilikler olarak görülebilir.  Kendi kültürünü özgürce yaşayan bireylerden değil kültürünü yaşayamayan bireylerden olumsuz davranışlar sergilemesini beklemek daha gerçekçidir.

Ortaöğretime kadar olan öğrenme süreçlerinde özgür bireyin yetişmesi adına yapılan yeniliklerin belli bir zaman sonra yüksek öğretime aksetmesi eğitim adına önemli bir beklentidir. Her ne kadar akademisyen seçiminde ÖYP sistemi getirilmiş olsa da şuan akademisyenler arasında kariyer basamaklarında ilerlemenin liyakattan ziyade ideolojik fikir birliktelikleri ile sağlandığı gerçeği ortadadır. Asistanların veya master, doktora öğrencilerinin özgür bireyler olarak görüşlerini her alanda serbestçe ifade etmekten kaçınmaları bu gerçeğin en belirgin kanıtıdır. Son zamanlarda YÖK başkanı Gökhan Çetinsaya'nın Bekir Gür hocamızın yazısında da ifade ettiği gibi olumlu gelişmelere öncülük etmesi sevindirici olsa da yükseköğretimde bilimsel liyakatın önüne geçen ideolojik liyakatla da mücadeleye öncülük etmesi beklenmektedir.

Eğitimde özgür düşünce ve bağımsız insan gelişimini istemeyen ideolojik düşüncelerin sisteme verdiği zararı ve getirdiği sorunları hala yaşamaktayız. Hükümetlerle değişen eğitim sistemleri değil, evrensel ahlak ve birey yasalarının hâkim olacağı eğitim sistemi ile yıllardır yaşanan sorunlardan kurtulabilir ve istenilen istikrarı yakalayabiliriz.