• 15.11.2013 00:00

 Milli Eğitim Bakanlığı Müsteşarı Yusuf Tekin başkanlığındaki bir heyet tarafından hazırlandığı iddia edilen yasa taslağı hakkındaki bilgiler, dün itibariyle bazı basın yayın organlarında haber olarak yer aldı.  

Torba yasaya eklenerek Meclis’in gündemine getirilmesi planlanan taslağa göre; Dershaneler ve bütün etüt merkezleri 2013-2014 eğitim-öğretim yılı bitiminde kapatılacak. Karara uymayanlara 500 bin liradan başlayan astronomik cezalar verilecek. Taslak yasalaştığında ortaöğretime veya yükseköğretime giriş sınavlarına yönelik,  evlerdeki özel dersler de dâhil, hiçbir özel kurs verilemeyecek. Yine taslağa göre dershaneler,5580 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu’na geçici maddeler eklenmek suretiyle yapılan taslakta, dershanelerin özel okula dönüşümleri için 3 yıl süre tanınacak. Bu sürede dönüşemeyenler kapatılacak. Dershane olarak çalışmaya devam edenlere 500 bin ile 1 milyon lira arasında ceza verilecek. Kapatılan dershanelerin işsiz kalan öğretmenleri de KPSS şartı aranmaksızın MEB kadrolarına mülakatla atanacak.

Dershaneler, etüt merkezleri ve tüm kursların kapatılmasını öngören taslağın bu haliyle yasalaşması durumunda, okullardaki eğitim eksiklikleri takviye ders ve kurslarla telafi edilemeyecek olmasının zararları nasıl giderilecek? Özellikle doğu illerindeki öğrencilerin daha iyi lise ve üniversitelerde okuma imkânını sağlama adına neler yapılacak? Eğitim Fakültelerinden mezun olmuş binlerce öğrenci atama beklerken, bunun üzerine dershane öğretmenlerini de devlet kapılarının önünde bekletmek ne kadar doğru? Milli Eğitimdeki öğretmen açığı atama bekleyen öğretmenlerden mi yoksa dershaneleri kapatılan öğretmenlerden mi giderilecek?

Ayrıca mevcut kanunun 43. maddesinde yapılacak değişikliğe göre eğitim bilimleri, genel yetenek ve genel kültür ile alan bilgisi sınavlarını başarıyla geçecek olan öğretmen adayı ayrıca mülakata alınacak. Adaylar, mülakatı kazandığı takdirde öğretmen olabilecek. Böylece bir öğretmen adayı 4 ayrı sınava tabi tutulmuş olacak. Sayın Bakanımız bir toplantıda öğretmenlerin psikolojik olarak sınıf ortamında yeterli olup olmadığını bilemiyoruz ifadelerinden sonra mülakat yapmayı dile getirmişti, fakat bu atama bekleyen öğretmen adaylarında kaygı düzeyini artırmaktan başka bir işe yaramayacağı gibi, atama bekleyen öğretmenler arasında adaletli bir uygulama olacağı şüphesinin daha da sorgulanacağı bilinmelidir.

Önemli değişikliklerden biri de, Talim ve Terbiye Kurulu (TTK) yetkilerinin büyük bir oranda azaltılması. Genel Müdürlüklerin yapmış olduğu plan ve programlarla beraber araç ve gereçlerin, Talim Terbiye Kurulunca incelenmesinin şart olamayacağı yeni düzenlemede bu kurulun bir karar organı olarak kalmasının bakanlık içinde hiyerarşiyi zedelediğini düşünmek, değişikliklerin aslında eğitsel bir faydasının olmadığını olayın sadece bu kurulun hizaya çekilmek istendiğini göstermektedir denilebilir. Bu kurumu bir beyin kurulundan vasıfsız bir danışma kurulu haline getirmenin zararları ile beraber, kurulun görevlerini genel müdürlüklerin ve ekiplerinin doldurabileceğini varsaymak önemli bir hata olarak görülebilir.

Denetimler, il Milli Eğitim müdürlükleri bünyesinde ‘denetmen’ olarak çalışan müfettişler ve MEB’e bağlı bakanlık müfettişleri olmak üzere iki kanaldan yapılırken, Yeni taslakla bu ikilik giderilerek bütün müfettişler ‘Milli Eğitim müfettişi’ statüsüne kavuşturulacak ve bakanlığa bağlı olarak çalışacak olmalarının eğitsel faydasından ziyade müfettişleri tek bir merkezden yönlendirmenin faydaları hesaplanmış olabilir. Hesap edilmesi gereken nokta Bakanlık müfettişleri ile İl milli eğitim denetmenlerinin öğretmen camiasına bakış açısı arasındaki farklılıklardır. Genelleme yapmadan ifade edilmelidir ki il müdürlüklerine bağlı her denetmen yardımcısı ve denetmenin bakanlığa bağlı olup yerelde bağımsız düzeyde çalışabilecek olgunlukta olduğunu söylemek çok güç. Keyfi eğitim politikaları ve baskılarının olması öğretmen camiasının ve okul idarelerinin üzerindeki kaygıyı artırmasının eğitsel yararı olmayacağı ortadadır.

Eğitimde mutlaka değişim ve yenileşme önemlidir. Önemli olan değişimin sağlanacağını düşündüğümüz adımların gerçekten eğitsel bir faydasının olup olmayacağı kısmı ile beraber değişimin gerçekleşmesi için gerekli zamanın tanınması gerçeğidir. Her yeniliğin program değerlendirmede ve geliştirmede, üzerinden birkaç yıl geçtikten sonra faydalı olup olmayacağı unutulmamalıdır. Bu değişikliklerinde ancak zamanla faydalı olup olmayacağı daha iyi anlaşılacaktır.