• 22.11.2013 00:00

 Ak Parti iktidarını geçen 12 yıl sürede ele aldığımızda başarılı bakanlıkların yanında başarısız gibi görünen ve bakanından bürokratına birçok değişimin yaşandığı Milli Eğitim Bakanlığı hala tartışma konusu olarak görülmektedir. Sadece özel üniversitelerin bir kaçının bile tablet bilgisayar dağıtabilirken, tüm öğretmenlerine tablet dağıtan ve öğrencilerine bilgisayar teknolojileri ile sınıfları donatan, velileri kırtasiye masrafından kurtararak genellilik ve eşitlik ilkesi gereği ücretsiz kitap veren bu bakanlık, neden başarısız olarak algılanmaktadır?

2005’de AB’yi örnek alarak eğitim programlarında, Yapılandırmacı anlayışı kazandırmak için eğitim programlarını baştan sona yenileyen, 2002’den bu yana atama yapılan öğretmen sayısının 340 bin ile şuan görev yapan öğretmen sayısının yaklaşık yarısını oluşturması, 2002’den sonra göreve başlayan öğretmen maaşının 654 tl den,  2013 itibariyle 1870 tl olması, iller arası ve il içi tayinlerde hizmet puanlarının esas alınarak atamalarda şeffaflığın sağlanmaya çalışması, kılık kıyafet konusunda öğrenci veli ikilisinin dikkate alınarak dayatmadan kendi tercihlerini kullanabilme haklarının olması, Milli Eğitim Bakanlığının hala başarılı olarak algılanmasına yol açamayan iyi düzenlemeler olarak kabul edebiliriz.

12 yıllık süredir her alanda mükemmel işler yapan bir iktidar ve onun bakanları neden aynı istikrarı eğitimde sağlayamıyorlar diyenlerin yukarıdaki gelişmeleri göz ardı ettikleri görülmektedir? Eğitimde güzel işler yapılmasına rağmen özellikle bakanlık bürokratlarının bir kısmının eğitim camiasının dışından yer alan insanlardan tercih edilmesi öğretmenlerde kırılganlığa sebep olan önemli faktörlerin başında gelmektedir. Eğitim eğitimcilere bırakılmayacak derece de önemlidir diye gayet lakayt ve gereksiz bir söylemin sanki atamalarda gerçekleştiriliyor olması üzücü bir durum olarak görülebilir.

Bazı bakanlarımızın görevdeyken tercih ettikleri dilin pedagojik olmaktan çok bürokratik ve itici bir söylemle teşkilat mensuplarına olan yaklaşımı, öğretmenlerin varlığı, veli ve öğrencilerin varlığına armağan olsun gibi özünde gerçekçi olsa da öğretmenlere sahip çıkılmadığı algısı bir dönem görevi başında olan eğitimcileri mutsuz etmiştir. Yanlışlık, veli ve öğrencilere verilen değerin öğretmenlerden ve eğitim çalışanlarından esirgeniyor algısını doğrulayacak söylemlerin gerçekleşmesidir.

Eğitimde getirilmek istenen her yenilikte öğretmenlere son halka olarak söz hakkı tanınması ama buna rağmen öğretmen maaşlarının ve yaptıkları tatillerin, milletvekilleri ve bazı yetkililer tarafınca rencide edilerek dile getirilmesinin yanlışlığının yanında, öğretmenlik mesleğinin fedakârlık mesleği olarak lanse edilip, öğretmenlerden esirgenen değerin unutularak, mesleki anlamda onlardan çok şey beklendiğinin ifade edilmesi bu meslekten kaçışları hızlandırmıştır.

Dersaneler konusunda eğitimci olarak fikirleri bile açıkça söylemenin hükümete yaranma veya cemaatçi olarak adlandırıldığı şu ortamda bile asıl meselenin eğitim olduğu bir konuda bile siyasi analizcilerin projelerine mahkûm olmak, eğitimcilerin kendilerini ne kadar geri planda hissettiklerini gözler önüne sermektedir.

Her sene eğitimde getirilmeye çalışılan yeniliklerin eğitimde sistematiksizliği ve personelin mesleki anlamda karmaşa yaşayabileceği hesaba katılmalıdır. Eğitim politikaları uzun süreli devlet politikaları olarak görülmeli ve bu doğrultuda bakanlık kademelerinde yer alan her personelin hizmet içi eğitimine özen gösterilmelidir.

Eğitimde her getirilen yeniliği, uygulama esnasında takınılan üslup ve eğitimin asıl paydaşlarına gösterilmeyen değerler, bakanlık bünyesinde yapılan birçok faydalı değişikliği geri plana atacağı düşünülerek, eğitimin asıl yükünü sırtlayan görevlilere hak ettikleri değeri vermekten kaçınılmamalıdır.

Milli Eğitim Bakanı Sayın Nabi Avcı zamanında öğretmenlerle illerde yapılan toplantılarda aracısız olarak öğretmenlerin sorunlarının dinlenmesinin öneminin yanında, öğretmenlere sahip çıkıcı üslubunun varlığı bugün bu mesleği yapan tüm insanlar tarafından hissedilmektedir. Bu durumun devamlılığı ve öğretmenlik mesleğinin toplum içinde hak ettiği yeri alabilmesi için gerekli düzenlemelerin yapılması, bakanlığın yaptığı her yeniliği anlayan ve sahip çıkan bir personelin oluşmasına katkı sağlayacaktır.