• 24.01.2014 00:00

 Günümüzde gerçekleşen olaylara baktığımızda ülkemizde her alanda liyakat sahibi bireylerin ve dirayetli beyinlerin yetiştirilmesi gerçeği, her zamankinden daha çok önem kazanmıştır. Yetişen bireyler ve beyinler sadece ulusal manada gelişmeleri idrak edebilenden ziyade uluslar arası gelişmeleri de idrak edebilen, kendi ulusu ve devletine karşı olumlu-olumsuz hamleleri değerlendirebilecek düzeyde olan bireylerin yetişmesinin gerekliliği ortadır.

Devletlerin kendi bireylerini koruma gibi görevlerinin yanında şüphesiz ki bireylerinde kendi devletlerini ve en önemlisi demokrasiyi koruma görevlerinin olduğu unutulmaması gereken bir gerçektir. Bireylerin demokratik olmadığını iddia ettiği hükümetlere karşı göstereceği eylemlerin öneminin yanında, hükümetlerin iktidardan gitmelerine yönelik talepleri de demokratik yollardan istemeleri, günümüz dünyasında bireylerde olması gereken yegâne özelliktir.

 Kendi milletinin talep ve beklentilerini karşılamayan hükümetleri cezalandırmanın sokak ve meydanlarda çatışmalarla sağlanacağını düşünmek, hükümetlerinde illegal eylemleri yapan bireylere karşı sahip olduğu imkânlarla karşılık vermesini kabullenmek demek olacaktır. Bu durum birçok açıdan ayrışan ve kutuplaşan bir neslin gelecekte de yetişeceğinin habercisidir.

Her zaman devlet ve iktidarın içinden bazı grupların çatışmalar yaşaması, güç mücadelelerine girişmesi günümüzde veya sadece ülkemizde yaşanan bir hadise değildir.Bu çatışmaların bir gün tamamen ortadan kalkacağını düşünmek çok iyi niyetli bir beklenti olsa da böyle olmayacağı hakiki bir gerçektir. Bu durumda bireylere düşen en önemli husus demokratik yollardan şaşmamak ve evrensel hukuk ile insan hakları çerçevesinden ayrılmamak, seçilmesi gereken en önemli yoldur.

Bu zamana kadar ülkemizde yetişmesi istenen insan karakterinin gerçekleşmemesine sebep olarak, eğitim sistemimizin daima taraf tutan ve tuttuğu tarafı fanatikliğe varacak derecede savunan bireyler yetişmesine imkân sağlayan eğitim politikalarının olduğunu söylemek pek yanlış olmasa gerek.Bu yanlışlığın sebebini, Tevhidi Tedrisat kanunundan başlayarak yapılan uygulamalardan bahsedebileceğimiz gibi eğitim politikalarında belirgin bir şekilde devlet ideolojisinin hâkimiyeti doğrultusunda oluşturulan katı eğitim sistemlerinde de arayabiliriz.

Devletleri yöneten insanların hata yapabileceğinin yanında, bireylerin bu hataları düzeltme adına yapacağı demokratik tepkilerin bireylerin kendi aralarında kutuplaşmaya sebep vermemesi için eğitim politikalarımızın sil baştan gözden geçirilmesi zorunluluğu daha da önem kazanmıştır.

 Her ne kadar eğitim programlarında evrensel hukuk ve evrensel insan hakları gibi dersler yer alsa da anayasamızın bu doğrultuda hazırlanmamış olması, ders olarak görülen bilgilerin pratikte uygulanmasını engellemektedir. Bu sebepledir ki eğitimde yetişmesi istenen birey modelinin gerçekleşmesi için yapılması gereken ilk önemli iş, arzuladığımız çağdaş anayasa özlemimizin bir an önce gerçekleştirilmiş olmasıdır.

 Çağdaş anayasa ile eğitim sistemimizin yeniden ele alınarak öğretmen ve öğrenci ikilisini dengede tutan özgürlükçü bir anlayışla eğitim politikalarının hazırlanmasına imkân tanımak, arzulanan bireylerin yetişmesi için ülkemiz adına önemli bir katkı sağlayacaktır.