• 7.03.2014 00:00

 Başbakanımızın paralel yapının ülkemize karşı takındığı olumsuz faaliyetlerden sonra'onların inlerine kadar girip bulacağız ve deşifre edeceğiz' açıklamalarının arkasından cemaat evlerinde kalan öğrencilerin yaşadığı travma bazı odaklar tarafından kullanılarak, bu odakların Ak Partiye oy verilmemesi adına büyük çaba sarf ettiklerini görmekteyiz.

Masumane bir şekilde kazandığı okulları okumak için kalma adına cemaat evlerini seçen öğrencilerin bu günlerde yaşadığı zor durum herkesin malumu. Eğer Ak Parti, seçimde şu oranı aşarsa hepinizi zamanla içeri alacaklar ve evleri dağıtacaklar, gibisinden yapılan olumsuz propagandaya inanmaları adına Ak Partiye oy verdirmeme çabalarını yine bu evlerde kalan öğrencilerin ifadelerinden anlıyoruz.

İNifadesinden cemaat evlerinin kast edildiğini çıkarmak her ne kadar ucuz bir düşünce gibi dursa da öğrencilerin siyasi tercihlerine ipotek koyma adına yapılan etkili bir silaha dönüştüğünü söyleyebiliriz. Bu durumu etkili bir silah olarak kullanan veya kullanmaya çalışan kesimlerin gerçekten o evlerde olmanın ruhunu ve gerekliliğini anlamadıklarını söylemek çok zor olmasa gerek. 

Evlerde kalan bireylerin herkes gibi özgürlükleri doğrultusunda siyasi seçim yapmaları ve tercihlerini o doğrultuda kullanmalarına saygılı olmak varken, asılsız söylem ve propagandalara başvurmak, o evlerdeki gençleri kullanmaktır ki bu dini açıdan bir vebal siyasi açıdan da bir saygısızlık örneğidir.

İNkelimesinin açılımı olarak, okulunu hayalleri doğrultusunda bitirmeyi isteyen ve İslami açıdan kendisini yetiştiren bireylerin kaldığı mekânlar değil, hükümeti alaşağı etme adına gizli ittifakların dış güçlere bağlı olduğu odakların kaldığı mekânlar olduğunu söylemek daha gerçekçidir. Ak Parti ve hükümetinin mücadelesini bu odaklardan evlerde kalan masum insanlara çevirmeye çalışmak, o evlerde davranışlarına ve emeklerine her zaman imrenerek baktığımız ağabey’lere ve ablalara yakışmamaktadır. Zaten bunu yapmaya çalışan insanların da aslında bizim tanıdığımız ağabey ve ablalar olmadığını da anlamak çok zor olmasa gerek.

Evlerde kalan öğrencilerimizin kendi istekleri doğrultusunda belirleyeceği siyasi tercihleri yaparken, hükümetin kendileri ile düşman olacağını ve sonraki yaşamlarında bu düşmanlığın süreceğini düşünmeleri ne kadar yanlışsa, masumane amaçlı o evlerde kalan herkesin aslında hükümetin bu zamana kadar gösterdiği başarılarda da katkılarının olmadığını düşünmek de bir o kadar yanlıştır.

Evlerde kalan öğrencilerimizin YGS ve KPSS ye benzer sınavlarının yaklaştığı zaman diliminde yaşadığı bu olumsuz durumun kendilerine dayatılmaya çalışıldığı gibi olmadığını anlamaları büyük önem taşımamaktadır. Burada amaç o evlerde kalan öğrencilerimizin ak partiye oy vermeleri adına bir propaganda yapmak değil kendilerine anlatılanların gerçeklerle uyuşmadığını gözler önüne sermektir.

İçlerinden geldiği gibi siyasi tercihlerini yapmanın öneminin farkına varmaları, özgür iradeleri ile vicdanlarının sesini dinleyerek tercihlerini kullanmaları, bir eğitimci olarak bireylerde görmek istediğim önemli özelliklerinin başında gelmektedir.

Sonuç olarak başbakanımızın İN diye tabir ettiği yerler, okuma amacı ile dini vecibelerini yerine getiren gençlerimizin kaldığı evler değildir.  O evleri İN'e çevirmek isteyen her fırsatta hükümeti karalayan, öğrencilerin tercihlerine ipotek koyan, öz güven patlaması ile gelecek adına Türkiye'de olacakları söyleyen, sanki kendilerinden başka hiç kimse dini vecibeleri yaşamıyormuş gibi bencilleşen insanları kast ettiğini söyleyebiliriz.