• 21.03.2014 00:00

 Son bir kaç gündür memleketimde dahil bazı il ve ilçeleri görme imkanı elde ettiğimde yerel seçimlere mi gidiyoruz yoksa toplum ve millet olarak kutuplaşmaya mı gidiyoruz, bunu anlayamadım desem yeridir. Tabiki bu kutuplaşmaya giden yolda milletçe sorgulamamız gereken bir çok etken yok değil.


Siyasi olarak tarihimize baktığımızda her yerel ve genel seçimler öncesinde yaşanan gelişmeler, il merkezlerine oranla ilçe ve beldelerde çok daha çekişmeli ve kutuplaştırmayı artırıcı yaşandığı söylenebilir. Seçimlerde kendi siyasi tercihi doğrultusunda insanların oy kullanmaları her bireyin demokratik hakkı olarak yorumlansa da, kırsal bölgelerimizde aynı aile içinde bireylerin aileden ayrı bir siyasi tercih göstermesi, bir çok ailenin kendi içinde kalıcı olarak parçalanmalarına sebep olmaktadır.

Siyasi olarak ailece alınan karara uyulmaması, baba-oğul arasını açtığı gibi daha nice akrabalık bağlarını zayıflattığı ve herkesin kendi siyasi tercihini diğer aile bireylerine dayatmaya çalıştığını söyleyebiliriz. Bu durumun meydana getirdiği kırgınlıkların yıllar boyunca aynı ailede yer alan fertlerin ilişkilerini zedelemesinin toplumsal açıdan millet yapımızı ne derecede olumsuz etkilediğini söylemeye gerek yok.

Birbirimizin siyasi tercihine saygı gösterilmesinin öneminden ziyade, kendi ailesinden birine söz geçiremedi anlamında yorumlanan bu durum, aslında aile ilişkilerine dışarıdan getirilen olumsuz yorum ve kışkırtmaların etkisiyle, her bireyin seçime kendi özgür iradesi ile katılmasına engel olan sosyal bir baskı olgusu olarak karşımızda durmaktadır.
Her bireyin seçime kendi özgür iradesi ile katılmasına engel olan sosyal baskı olgusu toplumumuzda sadece aile içinde değil, aynı iş yerinde, okulda veya üniversitede çalışan aktif nüfus arasında da yaşanan gerçek bir olgudur.Seçim sonrasında bile kendi görüşünden olmayan bireyi tehlikeli görme anlayışının getirdiği kutuplaşma, her alanda ülkemizin istikrar kazanmasını engelleyen sosyal bir vakadır, bu durum üzerinde iyileştirici çalışmalar yapmanın önemi her geçen gün daha da artmaktadır.

Seçime giderken toplum açısından araştırılması ve kanatimce engellenmesi gereken diğer bir durum, 10 yaşından küçük çocukların ailesinin tercihleri doğrultusunda bandaj, atkı ve parti bayrakları ile meydanlarda yer almasının yanlışlığıdır. Zihin ve karakter olarak siyasi partilerin varlığını karşılaştırıp karar verme adına bu yetkinliği kazanmamış çocuklarımızın bu durumda olmaları, onların okul ve oyun ortamlarında bile küçük yaştan itibaren kutuplaşmanın içinde yer almalarına sebep olmaktadır. Maalesef bu durum tam olarak demokrasinin önemini ve her bireyin tercihine saygı duyma ilkesini, o çocukların ileri yaşlarda bile kazanmasına engel olmakta ve gelecek nesillerimizin ilişkilerini her açıdan olumsuz etkileyeceğinin sinyallerini vermektedir.
 

Yaşı gelmiş her bireyin siyasi partilerden birini seçerek oy kullanması nasıl demokrasinin bir gereği ise her bireyin seçimine saygı duyarak onu ötekileştirmemek de demokrasinin önemli bir kuralıdır.Bunun yanında küçük çocuklarımızın bu durumda meydanlarda yer almasını sağlayarak, onların birbirlerine karşı masumiyetini bozmak, hem demokrasinin hem de insanlık görevimizin ihmalidir ki, bu da gözlerden kaçan en büyük sosyal yanlışlıktır.