İkram BAĞCI
İkram BAĞCI

Gazete: Star GAZETESİ

Çocuk İstismarı Sadece Eğitimle Engellenemez

  • 11.04.2014 00:00

Son zamanlarda çocuklara yapılan cinsel istismar ve öldürme olaylarına baktığımızda toplum içinde sağlıklı insanlarla yaşadığımızı söyleyemeyiz. Trakya Üniversitende yapılan bir araştırmaya göre aile içinde bile çocuklara yapılan cinsel istismar oranının her geçen gün arttığını duyduktan sonra, ülkemizin sorunlarına çözüm bulmaktansa, eski usulde sorunlar üzerinde tartışmaların sürdüğünü ifade edebiliriz.


Her açıdan olgunluğa erişmemiş çocuğa yapılan duygusal, fiziksel ve cinsel müdahalelerin onun gelişiminde telafi edilemeyecek yaralar açacağını bilmeyen insanlarla beraber yaşıyor, maalesef bu hazin durumu çok uzun yıllardır eğitim sistemimizde gerektiği gibi ele almıyor, yer vermiyoruz. Toplumda çocuklara yapılan cinsel istismarın %77 gibi büyük bir oranla aile içinde, %5 akrabalar ve % 2'sinin çocuğun bakımı ile ilgili olanlar tarafından yapıldığını ortaya koyan araştırmalara (Kara ve ark. 2004) bakacak olursak, eğitim sistemimizin ahlaki açıdan çok uzun yıllardır ne kadar ihmal edildiğini, ahlak ve vicdan eğitiminin öneminin geri plana atıldığını söylemekte zorlanmayız.

Friedrich'e göre çocuğun cinsel istismara ve müdahalelere maruz kaldığının en önemli göstergesi kendilerinin başına geleni başka çocukların başına gelmiş gibi hikâyeleştirmeleridir.Çünkü çocuklar bu durumu başkasında olabileceğini düşünüp hikâyeleştirme deneyimine sahip olmadıklarından dolayı kendilerinin açığa çıkmasından korkmakta ve başkası üzerinden olayı açığa çıkartmaktadırlar. Bunun yanında saldırgan tavırlar ve yaşının çok üzerinde cinsel eylemler ve söylevler, bir çocuğun istismara uğradığına dair ipucu veren diğer belirtilerdir. Bu durumu saklama ihtiyacı hisseden çocuk, ihanet duygusu, acizlik ve damgalanma gibi bazı sebeplerden dolayı durumu gizleme çabası içerisine girme olasılığı yüksektir.

Maalesef 28 Şubat öncesi ve sonrasında eğitimde din ve ahlak eğitimine eğildiğimiz ve bu alanda programlar yaptığımız çok söylenemez. O dönem itibari ile din, vicdan ve ahlak eğitimi almanın gerici bir davranışmış gibi algılandığı dönemleri yaşadık. 1999 yılında Üsküdar'da öğretmenlik yapan S.A' nın anlattığı olaya bir bakarsak o dönem gelişmişlik algısının nasıl bir ironi halini aldığını anlayabiliriz.

‘Okulda bir öğrencim dikkatimi çekiyordu. Aşırı cinsel davranışlar gösteren oyunlar oynuyor ve elinde bardak veya içecek ne olursa olsun alkol kullanıyormuş gibi tavır sergiliyordu. Bu durum üzerine kendisine yakışmayan davranışlar sergilediğini söyleyerek tatlı bir dille uyardım ve alkol kullanmanın zararlı olduğunu ve yaşamında vücudunu olumsuz etkileyeceği için özenilecek bir şey olmadığını ifade ettim. Bunun üzerine birkaç gün sonra çocuğun velisi tarafından milli eğitime şikâyet edildim ve velinin okulda'hoca ben alkol kullanıyorumisterse çocuğumda kullanır, sen gericiliğini çocuğumdan uzak’ tut diyerek tepkisine maruz kaldım. Daha sonrasında çocuğun cinsel istismara uğradığını adli makamlardan öğrendiğimde endişelerimin yersiz olmadığını anladım.’

Tabii ki buradan her alkol kullanan ebeveynlerin çocuklarını istismar ettiği yargısı çıkarılamaz.Çıkarılması gereken en önemli nokta, eğitimcilerin ve öğretmenlerin evrensel ve ahlaki açıdan doğru olanı aktarma da yalnız ve dayanaksız olmalarının görülebilmesidir. Doğru bildiğini vermeye çalışanın öğretmenin, ailenin farklı tepkileri ile karşılaşma olasılığının yüksekliğidir.

Çocuk benim ve ben o çocuğu istediğim gibi eğitirim algısı elbette ki o ebeveynlerin en büyük hakkıdır. Lakin her ebeveyn yetiştirdiği çocuğu toplum içinde ne gibi bir pozisyonda olacağını düşünmeli ve yetiştirdiği çocukların olumsuz olması durumunda sadece kendilerine yaşattığı sorunu değil toplumdaki diğer bireylere vereceği zararı da hesap edebilmeleri önemlidir.

Genel olarak soruna yaklaşacak olursak, bu ve buna benzer durumlar sadece ülkemizde değil birçok dünya ülkesinde gerçekleşmektedir. Olayı sadece eğitime ve eğitimle ilgilenen bireylere yüklemek böyle bir sorunun üstesinden gelmeyi daha da zorlaştıracak ve gerekli sonucu almamızı engelleyecektir. Bu durumları engellemek için okul aile işbirliğinin bu açıdan da ele alınması ve istismarlarının engellenmesi adına medya ve toplumda bilinçli bir uyarılmışlık durumunun oluşturularak, sivil toplum kuruluşlarının eğitimcilere desteğini artırmak yerinde davranışlar olacaktır. En önemlisi, ceza kanununda bu istismarı yapan insanlara caydırıcılığı çok ciddi yasalar çıkartılmalıdır.

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzce Yerel Haber (www.duzceyerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Resmi İlanlar