• 18.04.2014 00:00

 Ülkemizde özellikle iki binli yıllardan sonra yetişen gençlerle daha önceki zamanlarda yetişen nesiller arasında çok belirgin olarak gerçekleşen bir algı farklılığının olduğu ortadadır. Her dönemde yetişen gençlerin o zaman dilimine ait bazı algı yanlışlıkları ve doğruları bulunabilir.

Tarihi açıdan ele aldığımızda 1970 kuşağının, 1980 kuşağına, 1990 kuşağının da 2000’li yıllarda yetişen nesillere benzerliklerinin olduğunu söyleyebileceğimiz gibi algıda farklılıkları da bulunmaktadır. Özellikle 2000’li yıllarda bu algı farklılıklarının daha da belirgin hale geldiğini söylemek pek yanlış olmasa gerek.

Teknolojik açıdan gelişmelerin hızla yayıldığı bu dönemde dünyada aynı zamanda yetişen nesillerin kültürel ve sosyal açıdan ortak payda da buluşmaları ve sosyal medya aracılığı ile gerçekleşen ortak popüler kültüre sahip çıkmalarından kaynaklanan sorunları görmezden gelemeyiz.

Ortak popüler kültürün sosyalleşmeye sağladığı katkı, bugün her ülkenin sosyologları tarafından büyük bir ilgi ile incelenmekte ve beraberinde getirdiği olumlu olumsuz unsurlar ele alınmaktadır. Ülkeler eğitim sistemlerini bu ortak popüler kültürün kendi nesillerinde meydana getireceği olumsuz etkilere karşı yenilemekte ve bunun tedbirini almaktadırlar. Şüphesiz ki ülkemizde de bu duruma karşı yapılması gereken birçok önemli adımlar bulunmaktadır. Ortak popüler kültürün meydana getirdiği olumsuzluklar, gençlerin geri dönülmez bir biçimde yaşamlarını etkilemeden gereken projeler gerçekleştirilmelidir.

Ülkemizde maalesef yeni yetişen nesillerin algı da veya zihniyette yaşadığı sorunlar her geçen gün artmaktadır.Karnesindeki zayıf not yüzünden öğretmenini sınıfın ortasında tehdit eden, okul yönetimine para vermemeyi arkadaşlarına karşı kişisel efsane yönünü kullandığını ve baskın çıktığını düşünen öğrencilerin varlığı, hepimize toplumsal bir sorumluluk yüklüyor.

Bir arzu bebeği olarak yetişen ve istediklerinin önünde sınır tanımayan, ölçü bilmeyen, bireyciliği ve kişisel tatmini en ön plana koyan nesillerin farkına varmamızın zamanı artık çoktan geldi. Ruhun ve nefsin her istediğini yapınca değil, yapmayınca gelişimin ve insanlığın gerçekleşeceğini bilmeyen yeni nesillerin algıları, bu ülkenin geleceği için sorgulanmalıdır.

Kendisi gibi düşünmeyen ebeveynlerine ve öğretmenlerine saygı duymanın ve hürmet etmenin otoriteye boyun eğme olacağını sanan bir neslin, kendi ebeveynlerine bile göstermekten aciz kaldığı hürmet kavramını anlatmalıyız artık onlara. Otoriteye boyun eğme farklı, hürmet anlayışı farklı, dikta farklı, ataerkil biraile farklı diye kendi değerlerini tanımalarına yardımcı olamadığımız bir nesli kaybetmeye çok yakınız.

Her şeyi eşitleyeceğiz söylemi ile bazı değerleri ortadan kaldırdığımızı anlamanın zamanı geçmeden dengesini kurmalıyız. Bir başarı olarak kendisi varlık gösteremediği zaman, başarı göstereni örnek almaktansa onu kendi varlığı için tehdit olarak algılayan bir neslin gelecekte birbirleri ile olan ilişkisini sorgulamalıyız. Vefa, kıymet bilme, sadakat, gönüllü itaat gibi değerlere düşmanlaşan bir neslin algıda yaşadığı sorunlardan ve geleceğe bakış açısından korkmalıyız.