• 27.06.2014 00:00

 KPSS sınavına sayılı günler kala eğitim fakültesi son sınıf öğrencilerinin genellikle yakındıkları bir durum; son sınıfta çok yoğunduk ve bu sınava kendimizi tam olarak veremedik, ilk 3 yıl derslerde bizleri zorlamayan hocalarımız son sene bizi çok yordular...

Üniversitedeki akademisyenlerin KPSS sınavını küçümseyici veya önemsememe adına ifade ettikleri söylemler yeni sayılmaz. Biz buralarda sizlere bu sınav için mi eğitim veriyoruz tarzında sınıflarda tepeden bir bakış açısı ile ifade ettiklerine bende çok şahit olmuşumdur.


Sene boyunca ders anlatmaktan  itina ile kaçınan ve sınavlarda anlatmadığı yerlerden  soru sormanın yanlışlığını marifet olarak gören bir akademisyen camiasının yanında, üniversite de biz sizi bu sınav için mi okutuyoruz tadında sitemin yanlışlığını da göremeyen bir camianın da eklenmesi hakikatleri anlaşılır kılmayı engellemektedir.

Araştırmalar göstermektedir ki eğitim fakültelerini tercih eden öğrencilerin %74'ü Anadolu'dan  gelen ve ekonomik açıdan dar gelirli ailede yetişen bireylerdir. Öğrencilerin 4 yılın sonunda hayal ettikleri mesleğe ulaşmada sistemin önlerine koydukları sınava hazırlanmaları kadar doğal bir şey olamayacağı gibi, bu sınava hazırlanma süresince yaşadıkları stres ve zorlukların  onları yetiştiren akademisyenlerden kaynaklanması da anlaşılması zor bir durum olarak karşımızda durmaktadır.

Her eğitim fakültesi öğrencisini KPSS için yetiştirmeye layık görmeyen bu bakış açısı, acaba fakültenin öğrencilerini ne amaçla yetiştirmek istemektedir? Hepsi akademisyen mi olmalı? Bunun mümkün olmadığı bilindiği halde amaçlanan nedir?Ekonomik bağımsızlığın sağlanmasında her bireyin bu sınavı ne kadar önemsediklerini görememenin yanında, öğrencilerin motivasyonlarını olumsuz etkilemenin ve sınava bakış açısı olarak öğrencileri yanlış yönlendirmenin maliyeti, öğrencilerde sene kaybına sebep olmaktadır.

Her akademisyenin kendi çalışmaları doğrultusunda benliklerinde oluşan  enaniyet ve kibir, yaptıkları çalışmaların çok önemli ve dünyada tekmiş gibi, ruhlarında oluşturduğu algı, dış dünyadaki gerçeklerden o akademisyenleri uzak tutmakta ve öğrencileri anlamalarına engel olmaktadır.KPSS müfredatında çelişen bilgileri aktarmaları ve bunu sorgulamadan ‘ benim verdiğim doğrudur, böyledir, böyle olmalıdır’ bakış açışının  getirdiği yanlışlık, ÖSYM  ile çelişen bilgi kirliliği, atanmayı bekleyen bireylerin yaşadığı diğer önemli bir sorun olarak ortaya çıkmaktadır.

Yıllardır yapılan çalışmaları okumanın ve bir benzerini veya tekrarını yapmanın  ülkemizde akademik çalışma olarak gerçekleştiğini görünce, akademisyenlerin öğrencileri anlamakta zorlandıkları algının ne olduğunu anlamaya çalışmak çok zor olmasa gerek.

 Öğrencilerin ailelerinden uzakta yaşadığı sıkıntı ve geçirdikleri öğrenme sürelerinin bu sınavdan başka bir seçenek için olmadığını bilmeleri ve ona göre üniversite eğitimini yönlendirmeleri daha gerçekçi olur diye ifade edersek her halde yanlış olmaz. Akademik açıdan ilerlemeyi ve uzmanlaşmayı öğrencinin seçimine bırakmak, bu baskıyı lisanstan ziyade lisansüstü eğitimde kullanmak, son yıllarında öğrencilerin içinde bulunduğu psikolojiyi anlamak, çok zor olmasa gerek.