• 29.08.2014 00:00

 Stratejik derinlik kavramını Sayın Hocamız ve Başbakanımız Ahmet Davutoğlu'nun yazdığı kitabın adından ve o kitabın içindeki ufuk açıcı bilgilerden öğrendik. Ülkemizin her açıdan yeni bir döneme girdiğini algıladığımız bu zaman diliminde, her alanda olduğu gibi eğitimde de farklı bir bakış açısı kazandırmanın gerekliliği ortadadır.

Yıllardır tarih ve coğrafya ders kitaplarında her ne kadar stratejik derinlik kavramını andıran 'Kıtalar arası köprü görevi yapan, üç tarafı denizlerle çevrili olan, zengin kaynaklara sahip bir ülke, Osmanlı'nın torunlarıyız, şanlı bir geçmişe sahibiz' klişesinde bilgilere rastlasak da, söylemden ziyade bu durumun özünü eğitimde nesillere aktarabildiğimizi söyleyemeyiz.

Coğrafi açıdan çok önemli bir noktada bulunmanın beraberinde getirdiği olumlu yanlarına karşılık, olumsuzlukları, dış devletlerin ülkemiz üzerinde daima çıkar politikası güdeceklerini, Kürt'ü, Laz'ı, Türk'ü, Çerkez'i ve milletimizi oluşturan tüm unsurlarımızla bizlerin kardeşçe yaşamasını engelleme adına her şeyi göze alacaklarını eğitim ile bu ülkenin gelecek nesillerine idrak ettirebilmeliyiz.

Selçuklular'dan Osmanlı"ya kadar bu toprakların derinliklerinden gelen, tarih ve milli birlik şuurunu, ayrılmaz bir millet yapısını oluşturmanın zaruriyetini, üzerinde bulunduğumuz mirasa sahip çıkmanın gerekliliğini, mezhep farklılıklarının ötekileştirici ve ayrıştırıcı olarak görülmesinden ziyade, farklı bir zenginlik ve yaşam açısından saygı unsurunu taşıdığını, Yeni Türkiye'nin nesillerine aktarmak, artık bu ülke içinde sorumluluk sahibi her yöneticinin görevi olduğunu kabul etmeliyiz.

Ülkemizin sahip olduğu yeraltı ve üstü kaynaklarına karşın tasarrufu bir ilke edinme, uluslar arası ortamda ülkemizin geçmişten aldığı güç ve mirasa dayalı güvenle, çatışmayı istemeden dik durmanın özünü anlamayı, AB, NATO, IMF vb. kuruluşlarda devletimizin ve milletimizin değerlerinden taviz vermeden söz sahibi olarak menfaatlerimiz doğrultusunda politikalar geliştirmeyi, sadece siyasi bir hedef olmaktan çıkartıp eğitsel alanda da programlarla desteklemeliyiz.

En önemlisi öz kültüründen ve medeniyetinden uzaklaşan bir neslin yeniden doğmasını, özünde var olan ahlaki unsurların ortaya çıkması için, alkol ve madde bağımlılığını bu medeniyetin çocuklarından uzak tutma adına politikalar geliştirmeli ve insan ilişkilerinde artık pek göremediğimiz büyüklere saygı unsurunu, yeni neslin özgürlük kavramıyla ortadan kaldırmasına müsaade etmemeliyiz.

Sahip olduğumuz coğrafi konum, kültür, medeniyet ve tarih şuurunun sözde değil özde eğitim politikaları ile bireylere aktarılması ile beraber, uluslar arası alanda stratejik derinliğin yanında stratejik eğitimi sağlamış yeni bir Türkiye, çok daha güçlü olacağı gibi geleceğe çok daha güvenle yürüyecektir.