• 3.10.2014 00:00

 Bir sabah namazı vaktinde birkaç sarhoşun yaşlı bir insanı silahları ile hedef tahtası olarak algılayıp kurşun yağmuruna tutmasından sonra, alkol satışlarının gece 22.00’den itibaren yasaklanmasına da aynı tepkiyi vermişlerdi bildiğimiz jakobenler; Hükümetin derdi dindar nesiller yetiştirmek, muhafazakâr ve otoriteye boyun eğen bir toplum yaratmak...


Üniversite öğrencileri arasında kürtaj oranının %63'lerde, bu oranın ortaöğretimde %39'larda olmasının bir önemi olmadığını ifade ettiklerinde, nerdeyse %21 ile ilköğretim (7,8. Sınıflar ) öğrencilerinde de görülmeye başlandı diye söylediğimizde 'benim bedenim benim vücudum,sevişirim doğurmam, yatarım aldırmam...' gibi zahmet verip hazırladıkları pankartlarla tepkilerini dile getirmişlerdi. Söylem yine aynıydı; kadınların çoğalmasını istemeyip eve çekilmesini ve erkeğine baş eğen bir köle olmasını istiyorlar diye feryat etmişlerdi.

AKP ve muhafazakâr çevrelerin gözleri ile bakarak iffetli kız çocuğunun tanımını da yapmışlardı; başını kapatan, evde oturan, ev işlerinden anlayan, kocasına hizmet eden biri olarak tasvir eden kalemler,iffetli kız çocuğu nasıl olur sorusuna; 18 yaşına kadar çocuğu rahat bırak, sonra kendi karar verecektir, özgür bireylerde böyle olur diyerek, kendilerince medeni olduklarını ve özürlükçü olduklarını ispat etmeye çalıştıkları yoğun bir döneme girdiler. Aslında bizim gördüğümüz, dini emirlerden habersiz olup bunu medeniyet ve insan hakları gibi yeri geldiğinde işlerine yaradıkları zaman kullanan kesimlerin kendi acziyetlerini görememesi veya görmek istememesidir.

Bu ülkede muhafazakâr olan ebeveynler, aklı başında karar alamaz ve çocuk yetiştiremez anlamında yorum yapan sözde laik ebeveynler, en iyi çocuğu yetiştirme taktikleri ve metotları anlatarak, muhafazakâr ebeveynlerin kendilerince baskıcı ve yobaz çocuk yetiştirme rollerini hep aşağıladılar. Bir çocuğun yetişkin olmadan başını kapatabileceğine bir türlü inanmıyorlar, çocukların haklarını savunduklarını ifade ederken kendi isteği ile başörtüsünü takan çocuğun haklarına saldırdıklarının farkına varamıyorlar. Bu duruma destek olarak kimi zaman Sezen Aksu'dan esinlendiler kimi zaman rahmetli Saylan'dan.

Çocuklarınızın adını Muhammed koyacağınıza... Kur'an öğretmektense bale öğretin ki bilim sanata olan bakış açınız gelişsin diye önceki gibi açık açık ifade etmeseler de, hepsinin içinde gizliden bir İslam düşmanlığı yoktur diyebilmek o kadar kolay gelmiyor bana. Buna benzer söylemleri çağdaşlık safsatası adı altında ayakta alkışlayan zihniyetin ortaöğretimde yönetmelikle gelen başörtüsü serbestliğinden dolayı bugünlerde oldukça canı sıkkın. O kadar ki,  saçmalıklarla dolu yazı yazan bir yargıcın yazdığı yazıya sıkı sıkaya bağlanarak çarşaf çarşaf paylaşıyorlar. O yazınca bilimsel olacak geçerli sayılacak ya..! Sormuş yazısında bide Sayın Yargıç; Küçük bir kız çocuğuna kendi görüşlerimiz doğrultusunda yön vermeye hakkımız var mı? Pardon Sayın Yargıç; Ailelerin kendi çocuklarını yıllardır istedikleri doğrultuda yetiştirmek istemesine devletin izin vermeme hakkı var mıydı?