• 14.11.2014 00:00

 İş hayatının her geçen gün farklılaşması ve bu farklılıklaşmanın beraberinde getirdiği yorgunluk ve bıkkınlık, insanların kavramları algılama da karşısındakinin varlığını göz ardı ederek kazanmasına sebep oluyor. Sosyoloji açısından daha genel olarak bakılabileceği gibi biraz daha özele indiğimizde eğitim camiasında özgürlük kavramının içeriğini bireylerin kendince doldurmaya kalkması, yaşam standartlarının içine özgürlüğü getireceği yerde ötekileştirmeyi sağlıyor.

Yeni doğan çocukları yetiştirme de çocuğun her istediğini yapan ebeveynlerin, çocuk yetiştirmedeki basiretsizliği, bugün eğitimde nesillerin olumlu olarak gelişimini sağlamanın önündeki önemli bir engel olarak karşımızda durmaktadır.Çocuğun her istediğini yerine getirmenin çocuğu mutlu etme de önemli olduğunu düşünen ebeveynlerin varlığı, bugün eğitimcilerin karşısında hiçbir şekilde tatmin edilemeyen bir neslin oluşmasına sebep olmuştur.

Kendi mutluluğu için yaptığı olumsuz davranışların karşısında aile içinde her hangi bir direniş ile karşılaşmayan birey, aile içinde yaptığı sorumsuz davranışların aynısını toplum içinde yaptığı zaman, toplum tarafından verilen tepkiye şaşırması, asıl sorunun nerede olduğunu göstermektedir.  Yaptığı olumsuz davranışın farkında olmayan bireyin tepki ile karşılaşması sonucunda sığınabildiği önemli limanlardan birisi özgürlük kavramı. İçinde yaşadığı toplumun değerlerini ve hassasiyetini önemsemeden özgür bireyler yetiştirdiğini düşünen ebeveynler, aslında gelecekte mutsuzluğa düşecek bir bireyin oluşmasındaki katkılarını görememektedirler.

Toplu taşıma aracında bir ailenin gözü önünde kız arkadaşı ile öpüşen bir gencin aile babasının 'çocuklarımın yanında hoş değil' uyarısını, ben özgür bir bireyim ve özgür bir ülkede yaşadığımı zannediyordum diye atarlı bir cevap vererek karşılayan gencin pürmelâli durumu özetliyor desek yanlış olmaz. Olay biraz daha ilerlese toplu taşıma aracında eminim aile babasının ve gencin taraftarları da ortaya çıkacaklardı. Öyle bir durumda safımın aile babasından yana olmasını belirleyen bir düşüncem ve o düşüncemi destekleyen bir duygularımın olduğunu hissettim.

Yaptığı davranışın kendince özgürlük olduğunu düşünen gencin, karşısındaki ilkokul çağına giden çocukların ve o ailenin değerlerine saygı göstermeyi aklından bile geçirmemesi safımı belirleme de en etkili kısımdı.Toplu taşıma aracında kendince doğal olarak karşıladığı öpüşme davranışını, o insanların içinde nice emeklerle yetiştirdiği çocuklarının ahlakını bozucu bir davranış olarak algılayanların olmasını hesap edememesi, özgürlük kavramının yanlış algılarla bizi ötekileştirdiğini söyleyebiliriz.

Yurtdışında, okula kadar geldiği kıyafeti sınıfa girerken değiştiren ve öğrencilerinin hassasiyetlerine göre her şeyine dikkat eden öğretmen ve öğrencileri görünce yine kavramlar üzerinde herkesin kendi algılarını oluşturduklarını, bunu yaparken ebeveynlerinde, öğretmenlerinde ve öğrencilerinde başkalarının değer yargılarını önemsemediklerini anlamak zor olmadı.

Gençlerin yetişmesinde ve kavramları oluşturmasında ebeveynlere ve öğretmenlere düşen önemli bir faktörün olması ve bunu toplumun sahip olduğu tüm değer yargılarını göz ardı etmeden yapabilmenin önemi fark edilmeli ve uygulamaya geçirilmelidir.