• 21.11.2014 00:00

 Osmanlı devletinin son zamanlarında  Medresetü'l Vaizin adlı Vaiz yetiştirmek amacıyla açılan öğretim kurumlarının 1913 yılında Medresetü'l Elimme ve Huteba adına dönüştürülmesiyle İmam Hatip Okullarının temeli atılmış oldu. Çanakkale Savaş'ı her alanda deneyimli bireylerin kaybedildiği bir savaştı ve vaizlikle beraber İslam dinini gelecek nesillere güvenilir bir şekilde aktarması gereken yetişmiş bireylere ihtiyaç vardı.

Daha sonra Medresetü'l İrşad adı altında birleştirilen Vaizin ve Huteba okulları, Tevhid-i Tedrisat kanunundan önce Darül Hilafe Medreseleri olarak işlev görmüş ve 1924'te tüm medreseler gibi kapatılarak, Cumhuriyetin ilanından sonra  İmam Hatip Mektepleri adını almıştır. 

Ders programı Medresetü’l-Vâizîn ’in geliştirilmiş biçimine benzeyen İmam Hatip Mekteplerinde dini ağırlıklı derslerin yanında hüsn-i hat, fransızca, tarih toğrafya, cebir, nebatat, fizyoloji, musiki, ruhiyat (psikoloji), içtimaiyat (sosyoloji) gibi ilimler de okutulsa da, okulların ömrünün uzun sürmediğini söylesek yanlış olmaz. O dönemde okulların öğrenci bulamamasının kapatılmasındaki gerçeği yansıtmamasının yanında, Maarif Vekâletinin ayırdığı bütçeyi bu okullardan esirgemesi ve okul hocalarının sudan sebeplerle görevlerinden el çektirilmeleri, okulların kapanmasında veya işlevsiz kalmasındaki hakikatler olarak bilinmektedir.

Bunlara rağmen İmam Hatip Mektepleri yeterli öğrenci sayısını elde etmiş, hatta diğer okullara göre fazla mevcut bile oluşturmuştur olsa da, çeşitli gerekçeler gösterilerek 1930 yılında İmam Hatip Mektepleri de kapatılmıştır. 1945'li yıllarda siyasi bir yatırım aracına benzeyen İman Hatip yetiştirme kursları açılsa da, okullarda fen bilimlerinin gösterilmemesi, mezunların gelecek adına kamuda istihdam edilmemeleri, bu kursların da gerçek amacına ulaşmasına engel olup kapatılmasını hızlandırdı. 

 Kendilerine ve çocuklarına dini öğretecek, mihrapta namaz kıldıracak, minberde hutbe okuyacak, kürsüde vaaz edecek, cenazesini dini kurallara göre kaldıracak, öldüğü zaman arkasından Fatiha okuyacak, kısaca kendisine dini yönden hizmet edecek elemanların yetişmesini sağlamayı amaçlayanimam Hatip Okullarının kuruluş amacı, Tevhidi Tedrisat kanununun 4.maddesinde aynen böyle yazıyordu. 

Demokrat Parti döneminde kanunun bu maddesi tekrar hatırlanmış ve 7 Ekim 1951 günü Milli Eğitim Bakanı Tevfik İleri’nin onaylamasıyla İmam Hatip Okulu açma kararı yürürlüğe girmişti. Kararnameye göre 7 ilde birer İHO açılmış, 1954-1955 öğretim yılı sonunda ilk mezunlarını verdikten sonra, 3 yıllık lise kısmı da açılmıştır. Böylece 4+3=7 yıllık bir ortaöğretim kurumu haline gelmiştir.

1960 askeri darbesinden sonra , Demirel döneminde sayılarında artış olsa da bu okullarda fazla ders ve ders saatlerinin olması, siyasi olayların seyrinden kimi zaman olumlu kimi zaman olumsuz etkilenmesi 1974'lü yıllarda bile bu okullara olan teveccühü ortadan kaldırmamış  sayısı 7'den 304'e çıkmıştır.Anarşik olay ve çatışmaların yoğun olduğu dönemde bu artış, İmam Hatip ve Yüksek İslam Enstitülerinin güvenli bir liman olduğunun kanıtıdır. 1960 yılında kız öğrencilerinin de İmam Hatip okullarına kayıt yaptırmasıyla bayanlarında İslam Enstitülerinde yüksek tahsil yapmalarının önü açılmıştır. 

Bazı çevrelere göre bu kadarı bile çok iken Özal zamanında, Anadolu İmam Hatip Okullarının açılması ve  bu okulların yurt dışında yaşayan Türk'lerin din adamı ihtiyacını karşılamaya yönelik kurulması, Laiklik ilkesinin sözde tehlike tarafından kuşatılmaya başladığını gösteriyordu. 

Tehlikenin bertarafı için 54.hükümet zamanında Erbakan kıskaç arasına alınmış, eğitim -öğretim 8 yıl zorunlu hale getirilmiş, katsayı adaletsizliği ile imam Hatip liselerinden mezun olanların kendi alanları dışında başka bölümlere yerleşmelerinin önü kapatılarak bir nesil heba edilmişti.

2002'den sonra İmam Hatipli bir liderin ve İmam Hatipli yakın çalışma arkadaşlarının çabası ile katsayı adaletsizliğinin ortadan kalktığı, okulları militan yetiştiren yerler olarak gören liderlerden Keşanlı bir bayan olan Nur Debreli'nin biz imam Hatip istiyoruz  talebine Kayıtsız kalamayan bir liderin olduğu ülke artık Türkiye.

Ve işte geçen Salı. Demokrat Partinin Milli Eğitim Bakanı'nın adı verildiği Tevfik İleri Anadolu İmam Hatip lisesinin avlusunda bir cumhurbaşkanı... 1950'lerde başlatılmak istenen adımları siyasi ve kısır çekişmelere kurban ederek yarım kalan bir dönemde, Adnan Menderes'in ve Tevfik İlerinin duyacağı bir şekilde dile getirdi. Sabırla, Azimle mücadele ettik. Çok çektik. Alın terinizi yerde koymadık.!