• 26.12.2014 00:00

 Dünyada uygulanan SAT, TOEFL, GRE, GMAT (Amerika) ile IELTS (İngiltere-Avustralya) gibi sınavların tamamında sorular, sınavdan hemen sonra açıklanmazken Anayasa Mahkemesi'nin ülkemizde sınav soruları açıklanması adına iptal kararı vermesinin üzerinde çok durulmadan geçildiği kanaatini hala korumaktayım.

Ülkemizde yapılan birçok ulusal sınavların yanında KPSS alanında bu kararın etkilerinin yine bu sınava hazırlanan bireyler tarafından olumlu olumsuz net olarak tartışılmadığını söylemek yanlış olmasa gerek. Karar sonrasında bireyler tarafından zafer kazanılmışçasına yapılan yorumların sebebi olarak; Gizli saklı bir şey kalmasın mealinde klişe tepkilerin yanında, yanlış soru sorduklarını nasıl ispat edebiliriz? Hakkımızı nasıl koruyabiliriz? Mahkemenin bu kararı alması yerindedir vb. tepkilerin doğruluk payı hiç yoktur diyemesek de bu durumun sınava girecek adaylar üzerinde görülmeyen olumsuz kısımları üzerinde durulmamaktadır.

Dünyada birçok gelişmiş ülkelerde sınav sorularının uzun yıllar açıklanmamasının o sınavlarda güçlülük düzeylerini belli bir oranda sabitleme adına yapıldığını ve bu durumun tüm uzmanlar tarafından doğruluğunun kabul edildiğini ifade etmekte fayda var. Ülkemizde ise tam tersi olarak uzun yıllardır yapılan ulusal sınavların her sınav sonrasında adaylarla paylaşılması, daha sonraki yıllarda hazırlanan soruların yıldan yıla güçlülük düzeyinin artırılmasına sebep olmuştur. Böylece 2005 yılında yapılan KPSS soruları ile 2013 yılında yapılan KPSS soruları arasında uzman olmayan ve sadece sınav sorularını karşılaştırabilecek düzeyde bireylerinde rahatlıkla görebileceği güçlülük farkı bulunmaktadır.

Bu durum sınava yeni veya tekrar hazırlanan bireylerin bir önceki yıllara göre kazanma adına gösterdikleri çalışmaların artırılmasını zorunlu kılmış, hatta bazı yıllar sınav sonucuna bakıldığında bireyin geçen seneki çalışma oranından fazla bir gayret göstermesine rağmen yeni girdiği sınav sonucunun geçen senekine oranla fazla bir farkın olmadığı tespit edilmiştir.

Geçmiş yıllarda yapılan sınav sorularının yayımlanmadığı takdirde ilerleyen yıllarda soru kökünde veya metninde yapılan ufak değişikliklerle sorulması her yıl yapılan KPSS sorularının yıllar arasında güçlülük düzeyini orta seviyede tutacağını söyleyebilirdik.

ÖSYM'de soru hazırlama komisyonunda bulunan uzmanların sınav sorularının paylaşılmasından dolayı her yeni sınavı bir önceki yıla göre daha da güçlendirmeye çalışmaları ve giren aday sayısını seçme adına soruları hazırlarken bu yola başvurmaları anlaşılabilir.

Lakin her yıl yapılan sınavda başarılı olmak için geçen yıl ki soruların çözülmesi ve o soruların geleceğe ışık tutacağını söylemek artık zorlaşmaktadır. Özellikle formasyon sayılarının artırılmasından sonra yaklaşık 400 bin civarında atama bekleyen öğretmen arkadaşların, atama kontenjanlarının içine girmeye çalışması onlarda sınava hazırlanma sürecini daha meşakkatli kılacaktır.

Görünürde soruların yayımlanmaması adına hazırlanan yasayı mahkemenin iptal etmesi bir çok kesim tarafından olumlu bulunsa da işin asıl ve göz önünde tutulmayan kısmı sınava hazırlanan her bireyi daha kaygılı hale getirecek olmasının hesap edilmemesidir.

Bir yandan da değinmek istediğim konu ise, alan sınavı bu sene hangi bölümlere gelecek büyük bir merak içinde bekleyen öğretmen adaylarının yanında yine her sene olduğu gibi adayları bekletmenin hazzını çıkartırcasına KPSS 'ye hazırlanan adayların canını su eden kurum ve yetkililerin ne yapmaya veya neyi amaçladıklarını anlamaya çalışıyoruz. Okul öncesi öğretmenlerine ve diğer alan sınavı gelmemiş birçok branşa alan sınavı gelecek mi merakı sınava hazırlanan adayların zihinlerini meşgul eden bir belirsizlik olarak ortada durmaktadır. Bu durumu sınava bir kaç ay kala netleştirmektense en azından Eylül ayında netleştirilmiş olması gerekmez mi? Biliyoruz işiniz sadece sınavlar değil ama hayatı tamamen bu sınav olan insanların hassasiyetini de göz önünde bulundurmanın da zararı olmasa gerek. Bir zahmet. !