• 16.01.2015 00:00

 Babürler’in en parlak zamanının Şah Cihan olduğunu söyler bize araştırmalardaki bilgiler. En parlak zamanında yapılan Taç Mahal, dünyanın yedi harikasından biri olsa da, 1858 yılında bölgede zayıflar ve İngiliz güdümünde bir isyan çıkar ve yine İngilizlerin müdahalesi ile Babür İmparatorluğu’na son verilerek Büyük Britanya’ya bağlanır.

Hazar Kaanlığı, Doğu Avrupa’da düzenli olarak yaşayan ve Hazar çevresinde kurulan bir Türk devleti olarak geçer. Dini toleransın yaygın olduğu bu devlet, özellikle Slav kavimleri rahatsız eder ve o da Rus Knezliği’nin oyunları ile yıkılır.

Avrupa’da Şövalye geleneğinin başlangıcı Avar Kağanlığı’na dayandığını yazar tarih kitapları. Bizansların savaş taktiklerini ve üzengiyi Avarlar’dan aldığını anlı şanlı Avrupa tarihçileri söylese de içimizdeki sözde tarihçilerin bunu dile getirmesi beklenmez. Avarlar’ın sonu da Slav ve Germen akınları ile gelir.

Onlar yıkarken Türkler daha güçlüsünü kurarak döner der Macar Tarihçi Antel Gavey. Öyle olur. Türkler’den çekme sırası Avrupa’dadır.

Avrupa’da yıllardır konuşulan ve İtalya’yı işgal etmemesi adına paha biçilemez hediyelere boğduğu Tanrı’nın Kırbacı lakabının yine Avrupalılar tarafından verildiği Hükümdar Atilla. Avrupa’yı Türkler’e ilelebet düşman eden ve hâla korkularını üzerinden atamayan, ölümünden sonra bile adının duyulmasını istemeyen  unutulmayan büyük Hun Hakan’ı. Bizanslılar’ın onun ölümünden sonra Hunlar’ı göç etmeye zorlayarak yıkabildiği devlet. (Batı Hun İmparatorluğu) Kimine göre Macar ve Bulgarlar’ın ataları. Bugünkü Macaristan ve Bulgaristan. Ne hikmetse bir şekilde Türkiye’nin ilişkilerinin geliştirilemediği ve geliştirilmesinin istenmediği iki Avrupa devleti.

Mikail’in oğulları olan Tuğrul ve Çağrı Bey kardeşler, uzun deri çizmeleri ve omuzlarına düşen saçları ile at üstünde anlatırlar onları Bizans ve Ermeni tarihçileri. Onların kurduğu, lakin Haçlı seferleri ve Hasan Sabbah’ın Batınîlik faaliyetleri ile yıkılan bir devlet Selçuklu İmparatorluğu. Bir yandan Papa’nın güdümündeki Avrupa Devletleri, diğer bir yandan Batınîlik çalışmaları, Haşhâşîlik. Yıkılırlar.

Anadolu’da güçlü bir İslam ve Türk Kimliğini görmek istemeyen zihniyet, Selçuklulardan daha güçlüsü ile karşılaşır.

Uzun yıllar Osmanlı Devleti “ne diyecek” diye hareket eder diğer dünya devletleri. Oyunları bitmez. Bu sefer oyunlarla tarihte Türk devletlerini yıkmaya çalışan gruba bir millet daha eklenir: Siyonistler.

Canlı canlı uzuvları (toprakları) kesilirken, Hanedanlığına aşağılanmayı kendi evlatlarınca reva görülen altı yüz kusur yıl hüküm süren ve İslâm’ın halifeliğini yapan devlete karşı başlar mücadeleleri bu sefer. O devlet ki, arşivlerde tam olarak esrarını çözmeyi bekleyen nice Avrupalı ve ABD’li araştırmacıların  sırada bekleyip öğrenecekleri ile heyecanını şimdiden yaşayan bir sırra sahip. Başta İngiliz ve Yahudi oyunları ile sürgünde ölüme terk edilirken Anadolu’da sessiz gözyaşları ile uğurlanan hanedan evlatlarının devleti.

Yıkıldıktan sonra Anadolu hariç, diğer topraklarında kan ve gözyaşının ilelebet duracağının bir belirtisinin henüz görülmediğini gösterircesine ruhunun gezindiği devlet.

Ve gün gelir, tarih sahnesinde o devletleri içte ve dışta oyunlarla yıkanlara mesaj veren bir Türk Cumhurbaşkanı, o devletlerin askerini temsilen Filistin Liderini karşılar. Filistin’in evlatlarının sahillerde bombalandığı yetmezmiş gibi Türkiye’yi oyunları ile terör listesine aldırmak isteyen hem İngiliz’e hem de İsrail’e bir mesaj verir.

İçimizdeki ‘Türkiye Türk’lerindir’ diye gazete başlığı atan bir gazete, bu mesajdan hazımsızlık duyar, güya kendince tiye alır. Bu tiye sosyal medyada destek veren şahsiyetler çıkar. Kendilerince akıl dolusu capsler paylaşırlar.

Cumhurbaşkanlığı genel sekreterliği bir açıklama yapar; ‘Türk devletlerini temsil eden askerli karşılamalar devam edecek’.

“Zorlamayın! Anlayamazsınız” der gibi.