• 22.02.2015 00:00

 İki binli yıllarda hala Uğur Dündar, Adana’da bir okulun çatısında namaz kılan erkek öğrencilerin görüntülerini ‘sıcak gelişme’ tadında ile aktaran habere imza atmanın heyecanını yaşamaktadır. Eğitim yetkililerin bu duruma sessiz kalmasını yadırgadığını söyleyerek ders saatinde çocukların çatıda ne işi var sorusunu sorarken, ‘Darbeye Evet’ yürüyüşünde öğrencilerin derste olmamasını önemsememiş, öğrencilerin sınavlardan bırakılmaması çağrısını yaptığının çelişkisini soranları görmezden gelmiştir. 

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın yapı denetimi ile ilgili yasa taslağında okullarda ibadet yerleri açılabilir maddesini eleştirme adına 1950’deki performansını sergileyen Cumhuriyet gazetesi ‘Laik ülkede mescitli okul’ manşetini yine devreye koyar. Yine 1971’deki bira içme yarışmasını andıran haberler son dönemde de eksik olmaz. 2008’de bir gazete ‘İçki içerek zayıflamak’ başlığını okurlarına yeni trend olarak duyurur.

2011 seçimlerinden sonra ne hikmetse Ömer Hayyam’a ait sözler keşfedilir. Ünlü bir piyanistin ifadelerinden sonra yerel seçimlerde iktidarın yine birinci çıkmasına ‘Celladına aşık olmuşsa bir millet ister ezan, ister çan dinlet’... dizeleri yine belli bir kitleyi hor görmenin diğer bir yöntemi olarak kullanılır. Mizah dergileri Penguen ve Gırgır, Ömer Hayyam’ı mizah unsuru olarak kullanmanın zekiliğini sergilediğini sanır.

Muhafazakâr kadınların ayrı plaj istemeleri ile belli odaklar yine laik ülke söylemi ile hareketlenerek ‘Kadınları ayıran plaj istemiyoruz’ pankartları ile açılan plajı basma eylemini gösterir. En tuhaf olanı, başka insanların isteklerine bile tahammül edemeyenlerin kendilerini medeni ve çağdaş olarak adlandırmalarıdır.

H.S. adında melon koniliği tarzı olarak belirleyen bir sanatçı ‘Her dört saatte 1 tecavüzün olduğu, çocuk pornosunda ilk 5’te yer alan bir ülkedeyim, Allah’tan Müslümanız da içim rahat’ serzenişini sosyal medyada paylaşır. Bu durum akıllara TİB’in müstehcen siteleri engelleme adına yaptığı çalışmalar esnasında ‘Pornoma Dokunma’ eylemini gerçekleştirenleri getirir. Çelişki her yerden akmaktadır.

Yıllardır devam eden türban tartışmaları yakın birkaç yıla kadar da gündemde önemini korur. Kamu kurumlarında serbest kalması adına yapılan çalışmalara cevap bu sefer ‘AKP’yi detürbanını da istemiyoruz’ alkol ve kürtaj istiyoruz’ pankartı ile gelir. Sevişirim evlenmem, hamile kalırım doğurmam’ yazısını bu ülkenin Müslümanlığı benimsemiş bireylerinin çocukları için örnek teşkil etmemesi için gösterdiği hassasiyeti önemsemeden yapılan eylemleri çağdaşlık olarak algılayanlar görülür.

Milli Eğitim Şurası’nın toplanması ile beraber Osmanlıcanın gündeme alınması ile Sözcü yazarı B.C. ‘Osmanlı sarışın kadınlar için seferleri hep batıya yaptı’ derken, bir sanatçı olan L.S. ‘Osmanlı ceddim değil diyerek Kazıklı Voyvada’nın Osmanlı’yı kazığa oturtmasını sebepleri vardı’ sözü ile Osmanlı padişahlarını kendince aşağılar. Hürriyet bir günde 4 farklı yazar ile şura görüşmelerini eleştiren ‘Dini topluma geçiş şurası, Eğitim mi yoksa eğip bükme şurası mı, Eğitim şurası...’ başlıklarıyla okuyucularına arzı endam eder.

Cumhuriyet gazetesinin manşetlerinden sonra Sözcü son zamanlarda Müslümanlara yönelik algı operasyonunda yerini alır. Anaokulda namaz kılan öğrencilerin resimlerini ‘Bugün 23 Nisan hüzün doluyor insan...’ manşetiyle ülkedeki Müslümanları yok saydıklarını ve ebeveynleri adına çocuklarının dini eğitimlerini boykot etme hakkını kendilerinde görürler.

Hızlarını alamadan ‘Genç Bilal’ler Aranıyor’ manşetleri ile kendilerince yıllardır yapılan müezzinlik ve hafızlık yarışmasını küçümseme ve şurada yapılan tartışmaların intikamını alma sevdalarından vazgeçmediklerini gösterirler. Yıllardır önlerini kapattıkları imam hatiplilerin teşvik edilmesi adına yapılan uygulamaları hazmedememenin dışa vurmasını gösteren davranışları sergilemekten kaçınmazlar.

Ve en son, bir liseli öğrenci, söyleşide Antalya Büyükşehir Belediye Başkanına önceki dönemde devam eden bira festivalinin neden sizin döneminizde iptal edildi diye kendince çağdaş ve medeni bir havada önemli bir soru sorar! Muhtemelen dini bir cevap bekledi gibi soruya; Biz sizin sağlığınızı ve geleceğinizi düşünüyoruz cevabını alır. Gayri medeni soruya, asıl medeni cevabı sayın başkan verir.

Tarihten günümüze kadar yapılanlara baktığımızda N. F.Kısakürek’in dile getirdiği dörtlüğün söylenme sebebi net olarak anlaşılır. ‘Arsızlığa cesaret, zinaya aşk dediler, bir neslin ahlakını işte böyle yediler.’