• 26.02.2015 00:00

 Şiddetin ne olduğunu ve sonuçlarını bilmeyen, şiddeti yaşamayan gençler uç düşüncede olurlar. Bu sebeple daha çok gençler ve kadınlar üzerinden çalışılmalıdır. Özellikle gençlerin sürece tam katılımı sonuca ulaşmada yadsınmamalıdır. Bu ifade İrlanda barış sürecinde önemli rol oynayan GLENCREE (Barış ve uzlaştırma merkezi) ve onun CEO’su Will Devas’ın barış sürecinde asıl aktörlerin kim olduğunu göstermesi açısından önemli.

ANC (Avrupa Ulusal Kongresi Gençlik Birliği) 1940 yıllarda üniversite eğitimini yarıda bırakan N. Mandela’nın Walter Sisulu’yla kurduğu yapı. İstediği mücadelenin belli aşamadan sonra silahsızlanmasını isteyen Mandela’nın toplumsal barışa yine gençlerin öncülüğünde başlatmayı en iyi seçenek olarak görmesine kanıttır.

Dünyanın birçok ülkesinde barışı gerçekleştirme adına gençleri ön plana koyan çalışma ve etkinlikler varken bizde durumun nasıl olduğunu sorgulamalıyız. İzmir Ege Üniversitesi’ndeki olaylardan sonra üniversitelerde tekrarlanmasından korktuğumuz Türk-Kürt çatışması, bizim ülkemizdeki gençlerin algıları nedir veya nasıldır? Sorusunu önemli hale getirmektedir desek yanlış olmaz.

‘Türk denilen yobazlar bu ülkede artık kendilerinin belirlediği kuralların her yerde geçmeyeceğini öğrenemediler ama zamanla bunu da öğrenecekler. Yıllardır bize aşağılayarak hitap ettiklerinden olsa gerek bizim onları aşağılamamıza katlanamıyorlar.’ (İstanbul-Battal. T)

Hem din düşmanı hem de vatan haini bu zırtapozlar bu ülkeden sökülüp atılmadıkça esas barış gelmeyecek. Bu pis Kürtlerle neyin barışını yapıyor Amerikan uşağı hükümet anlamıyorum. (İstanbul-Demet.A)

Yukarıda kendilerini sosyal medyada Türk Milliyetçisi olarak gören gençlerin paylaşımlarıyla, Kürt Milliyetçisi olarak gören gençlerin paylaşımlarını karşılaştırdığımızda, Bar-Tal ve Halperin‘(2011) Çatışmalı toplumlarda barış’ın önündeki engeller olarak ‘’Ön yargılar ve çarpıtılmış bilgiler, katı düşünce sonrası karşısındakini aşağı görme ve suçlama’’ gibi vb. tespitlerin yüksek oranda doğruluğunu görmekte zorlanmayız.

‘Bu ülkede Kürtlerle Türk’lerin birbirlerini o kadar öldürmesine rağmen hakikaten barışın gerçekleşeceğine inanan saflar var’ sözünü hem Kürt hem de Türk vatandaşlarının beğenmesi Carneval(2001) ve Kelman’ın (2005) insanların birbirlerine ve devlete karşı güvensizlik içinde olmalarını sosyal barışın engelleri arasında görmesinin gerçekliğini gösteriyor.

Yapılan bir araştırmada, Türk-Kürt denilince aklınıza gelen ilk üç şey nedir diye sorulmuş ve Kürt sorusuna karşılık; ‘Kaba, cahil, eğitimsiz ve geri’ kavramları ifade edilirken, Türk dendiğinde; Faşist gibi vb. daha çok milliyetçiliğe referans veren kavramların akla geldiği gözlemlenmiştir. Burada ilginç olan veri, eğitim seviyesinin artmasının diğerini ‘ötekileştirmede’çokta engelleyici bir faktör olarak kendini göstermediğidir.

Kürt -Türk gençlerinin birbirlerini kesin çizgilerle ötekileştirmelerine rağmen birbirlerini hiç tanımadıkları halde bu kesin hatlarla yapılan ötekileştirmenin temel sebebinin medya ve sosyal çevre olduğu araştırmalara yansımıştır.

Şiddeti yaşamadığı halde gençlerde var olan bu uç davranışları sergilemede sorumlu olan insanlar içinde öğretmenler var mıdır? Diyarbakır’da sınıfın içinde bir emniyet görevlisinin çocuğunun gözünün içine bakarak burada ‘TC’nin kuralları burada geçmez’ diyen bir Kürt öğretmenle, Kahramanmaraş’ta Kürt öğrencinin gözünün içine bakarak ‘Kürt demek aslında dinsiz demektir’ diyen bir öğretmenin barışı engellemede rolü bu ülkede neden hiç sorgulanmaz? Toplumsal barışla eğitimin ne alakası var diyen üst düzey bir bürokratın olduğunu gördükten sonra bu soruların cevabını bulmak da zor olmasa gerek.

“Öteki” olarak görülen gruplara mensup bireylerin eşit şartlarda bir araya getirilmesi; ortak amaçlar belirlemesine yardımcı olunması; bu ortak amaç sağlanmaya çalışılırken gruplar arasında dayanışmanın sağlanması ve bütün bu sürecin yetkili otoriterlerce desteklenmesine denilen ‘Kaliteli Temas’ kavramı gençlerde oluşturmadıkça, barışı gerçekten sağlayabilecek miyiz?

Biraz daha somutlaştıralım; Şah Fırat Operasyonuna çıkan askerlerimizin operasyon öncesi Kürtçe olarak öğrendikleri ‘Biz Dostuz’ sözü gençlere aşılanmadan barışın geleceğini mi düşünüyoruz?Biz gençlere barışı anlatabiliyor muyuz?