• 8.03.2015 00:00

 ‘Sayın Bağcı, 40 bin atama için bir rt etsen ne güzel olur.’

‘Hocam Nisan ataması için destek istiyoruz.’

Gelen o kadar mesaj var ki hemen destek mesajı atıyorum sonrasında gelen twetler ise;

‘Ulan şeref... bu ülkede sadece öğretmenler mi var, sabah akşam desteğin onlara. Allah seni bildiği gibi yapsın Allah ... versin.’
‘Hocam bu ne ya, biz bu sene sınava hazırlanıyoruz ne yani hep alımlar bu sene mi olacak? Hani bizim hakkımız?
‘Seni adam olarak tanırdım hak hukuk gözetmeden nisan ve mayıscılara destek veriyorsun.’
‘ Bir sınav sonucuna göre iki atama yetmiyor da üçüncüsünü isteyenlerin oyununa mı geliyorsun kukla herif.’

Bu sefer duraksıyorum, ben acaba hata mı yaptım diye. Daha öncede yazdığım başka bir gazetede bu konuya ne zaman değinsem yukarıda gelen mesajlardan çok da farklı olmayan iyi veya kötü niyet mesajları yine bana atılır, beni geçtim, eşim ve doğmamış çocuklarım nasibini alır. Hepsi hakaret hepsi küfür olmasa da ...

Seçim atmosferinde özellikle bu atamaların bir hengâmeye döndüğünü net olarak söylesek de asıl karışıklığın atama bekleyen öğretmenleri ve yetkilileri beklediğini söylemek yanlış olmaz. Yukarıda sosyal medyada bana gelen mesajların yetkililere de gittiğinden şüphem yok. Nisan ve mayıs atamasının olmasını isteyen arkadaşların temel dayanakları, seçim zamanı her zaman atama oluyor bu sefer de olacak, olmalı.Onların beklentilerini artıran sebebin geçmişteki uygulamalar olduğu aşikar, bunda da tam anlamıyla haklılar.

Realist açıdan bakalım;eğitim uygulamaları seçim ve siyasi politikalardan bağımsız olmalı, öğretmen atamaları da yılda bir ise bir iki ise iki. Üç ise üç defa yapılmalı. Ama bu belli bir sistematik düzene oturtulmalı. Seçim var şu kadar atama olacak, şubat geldi şu kadar olmalı söylemleri hep yayılma gösterir bu dönemde. Bu değişken uygulamalar, binlerce atama bekleyen arkadaşların yıl içerisinde planlama yapma  adına alması gereken kararların hepsini etkilemektedir desek yanlış olmaz.

Nisan ve mayıs ayında atama bekleyen arkadaşların sadece kırk bin atamayı nisan ve mayıs ayında olması için yaptığı etkinlikler, son sınıf öğrencilerin ve bu sene atanma da umudu olmayan arkadaşların tepkisini çekmektedir. 40 bin atamanın sınavdan önce yapılması, gerçekçi olmak gerekirse bu ihtimal imkansız demesek de çok zor. Sadece bir sınav sonucuna göre üç ayrı atamanın yapılması ve kadro sayılarının yüksek olması, görünür anlamda 2015 KPSS'den sonra öğretmen alımını etkileyebilir.  Bu durum sınav sonrası atama bekleyen arkadaşların mağduriyet yaşayacağı anlamına gelebilir.

Nisan ve mayıs atamasını isteyen arkadaşlar şimdi kırk bin atama olsun,  Ağustos'ta da bir o kadar atama yapılsın diye görüşlerini ifade etmektedirler ama şuan bu durumun hükümet ve maliye açısından çokta gerçekçi görülmediğini biliyoruz. Açık var mı var. Ama bunu bir yılda kapatmak çok zor.


Bu süreci aşma adına bir kaç ihtimal ortaya koyabiliriz.

1- Nisanda veya mayıs'ta 47 bin alımın bir kısmı yapılabilir, diğer büyük kısım ağustos'ta gerçekleşebilir.
2- Nisan veya mayıs'ta alım olmaz kadronun hepsi ağustos'a ayrılabilir.
3- Nisan ve mayıs'ta adayların istediği kadro verilir, yani 40 bin. Ağustos'ta ek 33 bin kadro istenir. Ve sınav sonrasında da 40 bin atama yapılarak, sınav sonrası yaşanacak mağduriyetin önüne geçilebilir.

İşte bu son maddeyi yazdığım için Maliye Bakanlığı bana ne der o ayrı? Maliye Bakanlığı’nın değil de atama bekleyen arkadaşların attığı mesajları yazayım buraya;İşsiz bir mühendis olarak 4 yıldır atama bekliyorum. Öğretmenler atansın diye her attığın mesaj içinde seni çok hayırlı bir şekilde yad ediyorum.’
Bu mesaja baktığımızda; yani bu ülkede atama bekleyen sadece öğretmenler yok.! Maliye Bakanlığı, mühendis, iktisatçı veya polis alımlarını ve asker alımlarını da düşünmek zorunda. Her kurum için ayrılan kadro ayrı diyeceksiniz evet öyle ama ek kadro istendiği zaman durum farklı.

Gelecekte mezun olan arkadaşların sayısı artacağı için bu durumun biraz daha karmaşıklaşacağı aşikâr.İşte başlık bunun için böyle atıldı; Atama sorunsalı.

Çözüm ne o zaman?Daha önce de bir Tv kanalında dile getirmiş yazı da kaleme almıştım. Emekliliği gelen öğretmenlerimizin emekli edilerek maaşlarının düşmemesi adına okul vergisi getirilerek vatandaşlardan bu vergi makul seviyede alınabilir. Elde edilen vergi geliri ile emekli olacak öğretmenlerimizin maaşlarında düzenlemeye gidilebilir. Böylece emekli olduğunda geliri düşmeyen hocalarımızın yerine atama bekleyen arkadaşlar sınıflarla ve öğrencilerle kavuşturulabilir. Okul vergisini kimse vermez mi? Dershaneye, özel kurslara, özel derslere para akıtan vatandaşım bunun içinde gerekirse cüzi bir vergi verebilir. TRT için, asfalt için veya çöp için alınan vergi binlerce atama bekleyen bir nesil içinde yapılabilir. Tabi bu duruma yine vergi ve maliye uzmanları ne der bilinmez. Başka çözüm varsa oda uygulanabilir.

Böylece sorunlar içinde yüzen bu SAL birazda olsa kıyıya çekilebilir.