• 26.03.2015 00:00

 Ankara’da Tekel’in özelleşmemesi için yapılan eylemde CHP gençlik kollarına üye olan F.D ‘Sen Tekel’i satacağına... sat!’ pankartını açalı çok olmadı. O pankartın adı o zaman demokratik eylemdi (!) 

Gezi eylemlerinin en etkili günlerinde İstanbul Lisesi öğrencisi ve CHP gençlik kollarına yakın durduğu sosyal medya hesabından anlaşılan C.G’nin öğretmenlerin gözünün önünde ‘Bugün bu iktidarın anasını...’ diye başlayan ateşli muhalif algısını, çevresine sözde demokratik tepkiyle yansıtmaya çalışmasının üzerinden de çok geçmedi.

Öfkesini yenemediğinden olsa gerek, bir kadının iki yaşındaki çocuğunun eline tutuşturduğu ‘Tayyip amca iktidarına...’ yazılı pankartının görüntülerini sosyal medyada paylaşarak  masum bir çocuğu günahına ortak etmesi de hafızalardan silinmedi.

Geziden sonra demokratik tepkiler devam eder (!) Konya’da CHP gençlik kolları ile gönül bağı olduğu anlaşılan bir lise öğrencisi, eleştiriyle hakareti ayırt edebilecek zihne ulaşamadığını gösterircesine ülkenin Cumhurbaşkanına demokratik eylem maskesi adı altında hakaret eder. Ana muhalefet partisinin lideri o genci ziyaret edip fotoğraf çektirerek öğrencilere mesaj verir:‘Hakaretlerinize devam edin, yanınızdayım.’ Anlaşılan mesaj yerine ulaşmıştır. Medyaya yansıyan haberlerden anlaşıldığı üzere arkası gelir;

‘İzmir Ege Üniversitesi öğrencisi Pınar T. katıldığı protesto gösterisi sırasında söylediği şarkıyla Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a hakaret eder.’

‘İzmir’de üniversite öğrencisi 21 yaşındaki Alp A. sosyal medya hesabında Recep Tayyip Erdoğan’a hakaret eder.’

‘Trabzon’da KTÜ öğrencileri Eğitim-Sen ve KESK’in düzenlediği ‘Laik ve Bilimsel Eğitim’ yürüyüşünde ellerinde pankartlarla demokratik yürüyüş yaparlar. 38 kişi pankartlarda ülkenin Cumhurbaşkanına hakaret içerikli yazıları taşımakla demokratik taleplerini kullandıklarını savunurlar.’

Ülkenin faklı yerlerinde hakaret yarışına girmeye çalışan gençler, umduğunu bulamazlar. Ana muhalefet partisinin lideri, yoğunluğundan olsa gerek, Konya’daki lise öğrencisinden başka gözaltı sonrası kimseyi ziyarete gitmez.’

***

Mizah anlayışıyla devir açan bir dergi: Penguen (!) Cumhurbaşkanını kapıda karşılayan iki bürokratın görüntüsünü çizer. Bürokratın birisi önünü iliklerken eli sözde istemeden bir şekil almış! Hürriyet’in yazarı M.Y.M, 23 Mart yazısında şöyle ifade ediyor: O şekilde takılacak bir şey yok, gülüp geçilmeli, bu karikatürü çizen kişiye dava açılması -Normalin anormale dönüştüğü ülke- olduğumuzu gösteriyor. Önceki Cumhurbaşkanları bundan alınmıyorlarmış. Penguen dergisinin aynı mizahta A.N. Sezer’i veya S. Demirel’i eleştirdiğini hatırlayamadım ama neyse.

Normalin anormale döndüğü bir ülke’ başörtüsü eylemlerinde ağlayarak ‘Sizi Allaha havale ediyoruz’ diye devlet büyüklerine hakareti düşünmeyen bir gençlikten, hakareti eleştiri zanneden bir gençliğe sahip çıkıldığı bir dönem için söylenir ancak.

Normalin anormale döndüğü bir ülke’ binlerce kamu görevlisinin irtica bahanesiyle işten atılmasına rağmen, öfkesini çocuklarını aracı olarak kullanarak göstermekten hayâ eden ebeveynlerden, devlet büyüğüne hakaret eden çocuğunu haklı görüp onun hakareti ile övünen ebeveynler için söylenir ancak.

Normalin anormale döndüğü bir ülke’ katsayı adaletsizliğine katlanıp istediği bölümü okuyamamayı ‘kader’ olarak gören nesillerden, üniversitelerde burs ve yurt olanaklarını arttırıp eğitimde yasakçı zihniyete son veren devlet adamının temsili mezarına pisliğini yapan nesiler için söylenir ancak.

***

Yıl 2003. Üniversitede 1. sınıf öğrencisiyim. Ramazan ayında Cumhurbaşkanı kameraların önünde suyu içtikten sonra dönemin gazeteleri laik, sosyal ve demokratik devletin Cumhurbaşkanını, hükümete ayar verdiğini ifade eden sevinç yazıları kaleme alıyordu. Çağdaş analizler, aynı Cumhurbaşkanının 2004’de Miraç Gecesi’nde oğlunun düğününde yine kameralar önünde alkol almasından sonra da devam etti. Aynı Cumhurbaşkanının halefi, 2006’da başörtülüler illa okumak istiyorsa ‘Arabistan’a gitsin’ diyerek selefinin çağdaş davranışlarına destek veriyordu.

O yıllar öğrenci olduğumuz zamanlara denk geliyordu. Ülkenin gündemine düşecek şekilde Cumhurbaşkanına hakaret ettiğimi hayal ediyorum. Dönemin Başbakan’ı Recep Tayyip Erdoğan beni ziyaret eder miydi? Zannetmem. Ettiğini hayal edelim. Zamanın laik, sosyal ve demokratik yazarlarının bakış açısı ne olurdu? Veya ailem benimle gurur duyar mıydı?

Neyse bu yazıdan sonra ‘Yalaka, Yandaş’ ifadeleri için eşimin üzülmemesi adına ne yapacağımı hesap edeyim ben. Bir an düşündüm de öğrenciyken Cumhurbaşkanına hakaret ediyorum. Ne olurdu?