• 23.04.2015 00:00

 Mustafa Kemal Kültür Merkezi’nde HDP’nin seçim beyannamesini Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ kamuoyu ile paylaşıyor'... Bildirgemiz... Bütün Türkiye halklarının hayalidir, inancıdır. Bütün Türkiye halklarını da bu bildirgenin tam içinde yer almaya davet ediyoruz’ sözleri ile dikkat çekici bir giriş yapılıyor. Bu girişten sonra 'Bizler farklılıklarımızla horlanmaktan, alay edilmekten usandık. Her gün silah sesi, gaz, toma, görmekten usandık. Devletten korkmadan barış içinde yaşamak istiyoruz'sözü ile 13 yıldır devlet elinin Doğu'ya uzandığından haberdar olmasa gerek ki çelişkiye düştüğünün bile farkına varılmadan beyanname sunulmaya devam ediliyor. Türkiye'nin tüm halklarını bildirgeye davet eden sözlerin içinde, Berkin'in annesine sahip çıkılırken Yasin'in ve Burak Can'ın annesi unutuluyor.

Beyanname okundukça bazı sorular cevabını arıyor. 'Gençlerin örgütlenmesinin önündeki engelleri kaldıracağız' ifadesi ile başka bir yerde geçen 'Gösteri yürüyüş ve ifade hakkının önündeki engellerle baskıları kaldıracağız' sözünden anlaşılanın iktidara gelince, yüzü kapalı eylem yapma, barikat kurma ve sokakları ateşe vermenin önündeki engeller mi kaldırılacak sorusu akla geliyor? Neticede bunların dışında ülkede gösteri yapma hakkı yasaklandı da haberdar mı değiliz diye insan düşünmeden edemiyor.

‘Burs ve katkı payı ödemeleri geri ödemesiz olacak’ ifadesi hem CHP’nin hem de HDP’nin seçimdeki yer alan ortak vaatleri arasında. Her genç için 200 TL harçlık veren HDP’ye karşılık, öğrenim masrafları için her yoksul öğrenciye zorunlu eğitim süresince dönemlik 240 TL vermeyi taahhüt eden bir CHP var. Her iki partinin de 'Gençlerin istihdamına yönelik projeler geliştireceğiz'ifadesi, bu projeler nasıl gerçekleşecek sorusunu akla getirmiyor değil. Beyannamelerde bu kısmın cevabı bulunmuyor.

HDP ve CHP’nin eğitime dair ortak vaatlerinden birisi de 'Zorunlu din dersi kaldırılacak’ ifadesi göze çarpıyor. Fazladan HDP’nin ‘Diyanet işleri Başkanlığı’na son verilecek’ açıklamalarının bu ülkede yaşayan nüfusun büyük bir çoğunluğu tarafından olumsuz bulunduğunu bile fark edemeyen partilerin, din dersinde hala Sünniliğin dayatıldığını düşünmeleri, gerçekte olmayan bir yanılgının fark edilemediğini gösteriyor.

HDP’nin ‘Keyfi internet yasakları olmayacak’ ifadesi, 6-7 Ekim olaylarındaki görüntüleri akla getiriyor. Bu ifade iktidarımızda benzer olaylar olmayacak anlamında mı değerlendirilebilir; yoksa kendileri iktidarda iken benzer olaylar olunca da yasaklanabilir anlamında mı değerlendirilebilir, bilinmiyor.

Kürtçe enstitülerin kurulduğu, İran devleti tarafından öldürülen bir Kürt bireyin isminin D.Bakır'da bir okula verildiği, Kürtçe kursların serbest bırakıldığı, Kürtçe öğretimi için MEB tarafından öğretmenlerin atandığı dönemde beyannamede yer alan 'Eğitim müfredatında tekçi, cinsiyetçi, militarist ve şoven içerikten arındıracağız. Eğitim sistemi çok dilli olacak' ifadelerinin neyi amaçladığı da anlaşılmıyor.

'Atanamayan öğretmen kalmayacak' ifadesinin her iki parti tarafınca nasıl olacağına dair bir yol haritasının belirtilmemiş olması eleştirilecek diğer bir nokta olarak görülebilir. CHP, eğitimde 140 bin öğretmen açığını gidereceğiz derken, atanamayan öğretmenleri açacağı ‘Yaşam boyu kent enstitülerinde’ istihdam edeceğini vaat ediyor. HDP'nin ise bu alanda bir stratejisinin olmadığı gözlemleniyor.

'Eğitim ücretsiz olacak’ diyen CHP’nin beyannamesinin başka bir maddesinde 'Temel eğitimde okulların kendi bütçelerinin olacağı bir modele geçeceğiz' ifadesi dikkat çekiyor. Veliden kayıt parası alınmayacak, harçlar kaldırılacak, atamaların hepsi yapılacak ve her okulun bütçesi nasıl oluşturulacak? Devlet okullarının özel okullara oranının ortalama on katı olduğu günümüzde 'Devlet okulları ile özel okullar arasındaki sosyo-ekonomik temelli ayrışmayı azaltacağız' ifadesinin tüm bölgelerde nasıl gerçekleştirileceği de merak edilen sorular arasında.

CHP’nin bu ülkede ‘Eğitimde eşitsizliği kaldıracağız’ ve ‘İnanç üzerinden farklı okullara ayrışmayı önleyeceğiz’ maddeleri ile ‘Karma eğitimden ödün vermeyeceğiz’ açıklamaları nasıl yan yana uygulanacak bilinmiyor. Velev ki çocuğumu karma eğitimde okutmak istemiyorum diyen veliye çocuğunu Arabistan’a mı gönder denilecek? Siyer derslerini seçen öğrenciler gerici ve dinci olarak mı görülecek? Vaat edilen 1+8+4 sistemi ile imam hatipler kapatılmak mı isteniyor? Katsayı adaletsizliği ile hakkı yenen bir neslin yaşadığı acılar, yeniden mi yaşansın isteniyor? Bunların cevabı muallâk (!)

Liselerde inkılâp tarihi dersleri zengin bir içerikle 'Cumhuriyet Dönemi Tarihi ' olarak okutulacak maddesiyle amaçlanan ideolojik ve resmi bilgilerden mi oluşacak? Yoksa gerçek cumhuriyet tarihi bilgileri mi öğrencilere okutulacak? Ülkemizde hasta olan ve hamile kalan öğretmenlerin yerine de ücretli öğretmenlerin çalıştırıldığı akla getirilmeden ‘Ücretli öğretmenliğe tamamen sonvereceğiz’ açıklaması nasıl gerçekleştirilecek?

Belirsiz olan özelde birçok vaat, genelde aynı kapıya çıkan bir soruya işaret ediyor; CHP ve HDP’nin eğitime dair vaatleri nasıl gerçekleşecek?