• 30.04.2015 00:00

 1 Mayıs Taksim eylemleri, toplumun farklı katmanlarının AKP’ye karşı direnme eğilimlerini birleştirdi; direnişi büyüten, Haziran isyanına uzanan bir sıçrama tahtası olacak. 1 Mayıs Taksim mücadelesi bu yıl, daha inatçı daha dirençli ve daha çetin geçecek.’

Yukarıdaki cümleler işçi bayramını kutlamayı kendine görev atfeden ve kutlamalarda kamu mallarının yağmalanmasına sadece seyirci olan ve hayatında belki de bir işçinin yemek sofrasına oturmayan zihniyetin 1 Mayıs’a nasıl hazırlanmış olduklarının birer göstergesi.

Arka arkaya yapılan açıklamalara bakılırsa AKP’ye karşı direnme eğilimi gösteren grupların birleştiği ifadesi doğru. Birleşik Haziran Hareketi’nden Dev-Lis’e, Kesk’ten Halk Evleri’ne, Dev-Genç’ten TMMOB’ye kadar farklı yaş gruplarına hitap eden herkes aynı safta yer almış.

2010 Mayıs’ında kalabalığın ‘çatışa çatışa’ meydanı ele geçirdiğinden başarı olarak bahseden bir sendikanın 2010’yılındaki kutlamalarda aynı meydandaki esnafın ve kişilerin zararının ne olduğunu hesaplayamaması acı olsa gerek. ‘İktidar Taksim’i işçilere ve yoksul halka kapatmak istiyor’ diye halkı meydana davet edenlerin bildirisine bakılınca eylem sonucunda yoksul halkın ve işçilerin zengin olmasına dair bir çalışma yürüttüğü sanılabilir.

‘1 Mayıs kutlamaları Dünya’da başlamadı ama zannedersem araştırmacıların en çok dikkat kesildiği Türkiye’deki kutlamalar olacak’ diye demeç veren Av. A. Becerik, baskıcı, gerici ve insan hayatını hiçe sayan iktidara karşı en etkili muhalefetin 1 Mayıs kutlamaları olacağını söylüyor. Bu ve buna benzer söylemler 2015 kutlamalarının amacının işçi bayramından çok algı söylemleri ile iktidarın yıpratılması amacını taşıdığının göstergesi konumunda. Aynı avukatın Taksim’in 1 Mayıs alanı olduğunu Avrupa Mahkemeleri de tescilledi sözü ile icazeti dışarıdan aramasını bir kenara bırakırsak, Avrupa Mahkemelerinin tüm Türkiye halkı adına böyle bir tescillemeyi hangi hakka dayanarak verdiğini sorgulayamaması manidar. 

DİSK, KESK TMMOB ve TTB’nin ‘1 Mayıs’ta Taksim’e çağırmak değil, 1 Mayıs’ı engellemek suçtur’ açıklamasında işçi bayramının engellenmediğini görememekten ziyade Taksim meydanını kendi malı gibi algılayan bir zihniyetin tüm ülke halkına dayatma ısrarının amacını tam olarak anlamış değiliz (!) Bayram Taksim meydanında olmazsa bayram değildir diye uzun yıllardır anma işini mekânsal olarak görenlerin unuttuğu en önemli gerçek, her 1 Mayıs’ta ülkenin gergin bir atmosfere girmesinden dolayı yaşadığı endişenin bayramla ilgisinin olmadığını anlayamamasıdır.

‘Gericiliğe ve Faşizme karşı ayaktayız’ sloganından sonra... ‘Gezi direnişinde düşenlerin bize bıraktığı değerleri yaşatmak için Taksim’deyiz’ cümlelerini sitesine koyan kendilerince yandaş medyayı provokatör olarak suçlayan Birleşik Haziran Hareketi’nin ‘Bu düzeni başlarına yıkalım’ güzellemelerini görmenin provokatörlüğünü bu yazıda da yaşayayım istedim. Sözde oluşturdukları meclislerde iktidara ve taraflarına karşı oluşturulan algılarla kin nasıl ekilir sorusunun uygulanışını gösteren yapının 1 Mayıs’ta meydanlarda olmamasını beklemek saflık olurdu. 

Yarın neler olacak bunu hep birlikte göreceğiz ama STV’deki bir profesörün ‘%60 oy bile alsalar bu dönem kapanmıştır’ sözünün yanında, ‘Ben değil onlar gidecek ‘ diyen sosyal medya fenomenin keskin çıkışlarını hala adliye koridorlarında ‘Tayyip bir aya kadar yok, ona göre’ tehditleri tamamlıyor. ‘Mayıs bahane, Haziran şahane’ sözü ile toplantılarını sonlandıran Haziran meclislerinin asıl amacının seçimi illegal hale getirmek olduğu anlaşılıyor. Onlar Haziran ayına hazırlana dursunlar bizlerin aklına  ‘Oyunun üstünde bir oyun, kaderin üstünde bir kader vardır’ sözü geliyor. Endişe ile izlenen olaylar karşısında kalp bu sözle kendine geliyor.