• 3.02.2015 00:00

 Eğitim ve sanayi ile ilgili kurulan bazı derneklersabah saatlerinde Manisa’da gerçekleştirilen operasyonla incelemeye alınır. Operasyonda bazı evraklara ve bilgisayarlara el konulur. Paralel yapının eğitim alanında köşeye sıkıştığı için illerde dernekler kurarak öğrenci ve velilerden bağış adında ücretler toplayıp ayakta kalmaya çalıştığı şüphesi operasyonun gerekçesi konumundadır. 

Emniyet Müdürü T.E Ceren’in ifadeleri tüm emniyet müdürlerine vazifelerini hatırlatacak cinstendir; ‘Bu derneklere veya kişilere, burs veya kurban bağışı vermek terör örgütüne yardım etmeleri anlamına gelecektir’ diyerek mücadelenin süreceği sinyalini verir. Tüm illerde bu yapının ‘Danışmanlık veya Öğrenci Koçluğu’ hizmetleri adında yapılanmaya çalıştığı gelen ihbarlar arasındadır.  İşin anlaşılamayan kısmı, illerde bu yapıyı tanıyan Vali, Belediye Başkanı veya diğer yetkililerin bu dernekleri açma iznini hala neden vermeye devam ettikleridir.

Yapılan operasyon MHP’li Manisa milletvekili adayının canını sıkmış olacak ki, vekil adayından 1 Mayıs günü; ‘Artık Emniyet müdürü Manisa’da görevini yapamaz’ açıklaması gelir. MHP’li adaya göre emniyet müdürü ‘ayrımcılık’ yapmıştır. Partisinin 28 Şubatta üniversite öğrencilerine ve mecliste bir bayan milletvekiline yapılan en büyük ayrımcılığa ses çıkartmamasının sonunda MHP’de gerçekleşen iyileşme dikkat çekicidir (!)

Doğu bölgelerimizde bazı illerde özellikle Van’da ‘ Önleminizi alın, bir gün bitecek, sahip çıkamazsanız uzak değil, nefessiz kalmayalım’ ifadelerinin yer aldığı afişlerin yanı sıra musluktan kan damlayan bir afiş gözlere takılır. Seçim yaklaşırken halka verilen açık bir mesaj olduğu anlaşılan afişlerin asıldığı gün bir zamanlar dershaneleri ve yurtları örgüt tarafından yakılıp yıkılan bir cemaat gazetesinin genel yayın yönetmeni Diyarbakır Belediyesi’ni arka kapıdan ziyaret eder. Olay, ziyaret ettiği siyasi iradenin liderinin daha çark etmediği ‘Müslümanlar için Kâbe ne ise, işçiler için de Taksim odur’ açıklamalarının zamanlamasına yakındır. 

Daha birkaç yıl öncesine kadar karşı tarafın varlığını kendilerine tehdit olarak algılayan yapılar hızla iyileşme sürecine girdiler desek yanlış olmaz. Cemaate yakın gazetelerin ‘ Gülen dershanelerinde Kürt çocuklarını devşiriyor’ diye Fehman Hüseyin’in açıklamaları ile Abdullah Öcalan’ın ‘eğitim, bizim için hep vazgeçilmez varoluş sorunu olageldi. ... Faaliyetlerinin bütün özü bireyselleşmeyi yok etmek ve inanan müritler yaratmak içindir’ sözleri ile örgütün varlığını kendileri için tehdit olarak gören haberler paylaşırken, örgüte yakın ajanslar ‘eğitimde boşluk olan yerleri biz doldurmalıyız’ ifadeleri ile karşılık verir. İşte Ekrem Dumanlı’nın Sayın Öcalan’lı ifadelerine uzanan süreç bu yaşananlardan sonra gerçekleşir. Böylece MHP’den sonra cemaat ve HDP gibi iki farklı zihniyette yaşanan diğer bir iyileşme de gözlerden kaçmamıştır.

CHP’nin eğitime dair seçim vaatlerinde 1+8+4 sistemini getireceğini söylemesi imam hatip liselerinin kaldırılacağı yorumlarına sebep olunca Kemal Kılıçdaroğlu’nun ‘Böyle bir niyetim yok’ açıklamasını Gürsel Tekin’in yaptığı ‘İmam hatipleri hayata geçiren parti CHP’dir. İnsanda biraz mantık olur’ yazılı sosyal medya gönderisi takip eder. Bu durum akıllara 2012’de Tekirdağ’da Gürsel Tekin’in de tanıdığı bir partili yöneticinin kamuda başörtüsü serbestliği için eylem yapan insanlara ‘... Karakter fukaralarının eylemi varmış. Kamuda başörtüsünün özgürlüğünü istiyorlarmış. NANKÖR KÖPEKLER!’ diye yaptığı açıklamayı getirir. Bu parti yöneticisi CHP’nin kurduğu imam hatiplerden mezun olan yerel yöneticilerinden olsa gerek ki (!) ‘İnsanda biraz mantık olur’ açıklaması Tekin’in haklılığının gösterecek niteliktedir (!) Her şeye rağmen CHP’nin üst düzey yöneticilerinin imam hatip liselerini benimseyici açıklamaları diğer bir iyileşmenin göstergesi olarak değerlendirilebilir.

Ülkemizin seçim atmosferine girdiği son aylarda ilginç gelişmelerin yanında MHP’den Cemaate, HDP’den CHP’ye kadar bunlar hep paralel iyileşmenin göstergeleri arasında tarihte yerini alır.