• 24.05.2015 00:00

  Genç kardeşim;

Bu ülkede ‘Din zehirdir ve onu Türkiye’den atmak için en az 30 sene lazım’ düşüncesinde olan insanlar, yaşadığın devletin temellerini atarken sen de yoktun ben de. 

‘Okullarımızda ahlak dersine ne gerek var?’ Manşetini atan gazetelerin aynı sayfada bira içme yarışmalarını ve zamanlarını verdiği yıllarda Anadolu insanının ‘La havle’ çekerek üzüntüsünü yaşarken sen de yoktun ben de.

Sen bakma şimdi ‘Cellâdına âşık olmuşsa bir millet ister ezan, ister çan dinlet’ gönderilerini paylaşanlara, günümüzde siyaseten tercihini kullanan insanları kendilerince aşağılamaya çalıştıklarına, bu milletin cellâdı kimlerdi ve bu milletin ezanına kimler dokundu unutmadı bu halk. Ama dedim ya sen de yoktun ben de.

Laikliği elinde içki kadehleri ile Onuncu yıl marşını söylemek olarak algılayanların gelişmişlik düzeylerini gösterdiğini zannettikleri bir zaman sen hala belki olanların farkında değildin. İslam dinini yaşayan insanların Araplar ile karşılaştırılarak hor görüldüğü ve dinin gerekliliklerini yaşamak için Arabistan’a gidin tavsiyelerinin yapıldığı zamanlardan geçti bu ülke. Sen o zaman çok küçüktün.

28 Şubat’ta, 26 bankanın soyulduğu,  hazinenin içinin boşaltıldığı, 40 milyar doların IMF’den geldikten sonra nereye gittiğinin bilinmediği zamanda, senin ebeveynlerinin ve büyüklerinin sırtına 291 milyar doların yüklendiğini hatırlamayabilirsin. Hatırlayacağın şey yakın zamanda çevrecilik ile alakası olmayanların başlattıkları Gezi olaylarıyla 100 milyar dolarlık bilanço ile senin geleceğine ipotek koyulduğu gerçeğidir. Devlet erkânını merdiven altı basın toplantılarından kurtaran sarayı, Tayyip’in malı diye yutturmaya çalışanlar geçmişi hatırlamıyorlar (!) Pardon senin hatırlamanı istemiyorlar. İçinde yaşayan Cumhurbaşkanından başka herkesin dinleyebildiği Çankaya Köşkü’nün yerini dinleyemedikleri Beştepe’deki sarayın almasını hazmedemiyorlar.

Laiklik için, dinci ve baskıcı eğitime hayır’ diyenlerle, ‘Sevişirim evlenmem, hamile kalırım doğurmam’ pankartlarını açarak yürüyenlerin, tesettürlü bayanlar için açılan plajları yağmaladığı zamanlardan yeni geçti bu ülke.  Son on iki yıldır yaşanan tecavüz ve taciz olaylarını bile iktidara yükleme anlayışı içinde olanların, gençlerin ahlakını koruma adına TİB’in bazı siteleri engellemesine karşılık, ‘Pornoma dokunma’ diye pankart açanların eylemlerine sahne oldu bu ülke.

Sana şimdilerde aydın ve sanatçı olarak tanıtılanlara iyi bak genç insan. Birisi Osmanlı’nın Batı’ya sefer yapmasını sarışın kadınlara bağlarken, diğeri benim atam Osmanlı değil sözüne rağmen sana Türk aydını olarak tanıtıldı bu insanlar.

Çanakkale haftasında okunan ezan ve Fetih suresinden rahatsız olanların, Ceddinin mezarı üzerinde konser vermesine de şahit olduk. Yetmedi İstanbul’u fetheden Fatih’in yaptırdığı mescidi İstanbul’da yaşayan sözde sanatçının ‘Sanatımız için mescidi engelleyelim’ haykırışlarını ayakta alkışlayanları da gördük. Sanat ne demekti?  Bu insanlar sayesinde yeniden sorgular olduk!

Kürt ve Türk gençlerinin yıllardır akıtılan kanları üzerinden bu ülkede askeriyle bürokratıyla her anlamda palazlanan insanlarını araştırdın mı hiç? Bu kanın akmaması adına her riski alanları şimdi sana vatanı satıyor diye yutturmaya çalışıyorlar. Savaştan nemalanan para babalarının, kan kokusu almadan yaşayamayan bankerlerin varlığını senden benden yıllarca sakladılar.  Türkler bize yalan söylüyor, Kürtlerden dost olmaz diye bak şimdi seni arkadaşından etmenin yollarını arıyorlar. İstiyorlar ki askere korkarak gidesin. Annen gözü yaşlı yollarını beklesin. Bu topraklarda insanların korku ile idare edileceğini iyi biliyorlar. Savaş olmayan Türkiye’de hızlı trenlerin, havaalanlarının, Marmarayların, otobanların ve yatırımların yapılmasından rahatsızlar. Kısacası geleceğini geleceğimizi istiyorlar. 

Yıllardır bu ülkede bir araya gelmez denen gruplar, partiler, insanlar bak şimdi sadece bu hükümetin karşısındalar. Neden mi? Deme ki yolsuzluk var, hırsızlık var. Cumhuriyet kuruldu kurulalı yapılmayanları 13 yılda yapan bir hükümetin karşısına başka nasıl çıkabilirlerdi ki? Asıl yolsuzluğu ve hırsızlığı yapanları tarih yazmadı bu ülkede. Dedim ya senden de saklandı benden de. 

Genç kardeşim! Sen şimdi on sekiz yaşındasın. Fatih’in İstanbul’u fethettiği yaştasın. Onun için bu ülkede olanları geleceğin için bilmeli, okumalısın. Okumalısın ki geleceğini oluşturup geleceğine sahip çıkasın.