Siyasal iktidarlar, muhaliflerini etkisiz hale getirmek için orman kanunlarına başvuramazlar; ormanda kurt avlayan avcılar gibi tuzaklar kurarak muhalifleri ya da farklı inanç guruplarına ait bireyleri bertaraf etme lüksüne sahip değildirler. İnsanlar, vahşi hayvanlar gibi avlanamazlar. İnsan, haklarıyla insandır. İnsanı insan yapan hak sahibi olmasıdır. Hiçbir insan önce suç olarak tanımlanmamış bir şey yüzünden özgürlüğünden men edilemez. İnsanlar sırf doğal ve biyolojik olarak bir kimliğe sahip oldukları için suçlanamazlar. İnsanlar, şu veya bu inanca sahip oldukları için suçlanamazlar. İnsanlar bir toplum içinde bir düşünceye sahip oldukları için suçlanamazlar. Bütün insanlar bir türe bir cinsiyete mensupturlar, sırf bir cinse ait oldukları için suçlanmazlar. Kimlik, inanç, düşünce ve cinsiyet doğal, biyolojik ve kültürel varlık şekilleridir. Bunları suç saymak, ırkçılığın en ağır ve aşırı versiyonudur.

 

O nedenle, haksızlığa uğrayanın kimliği sorulmaz. Kimliğine bakıp, haksız ya da haklı hükmü kurulamaz. Bir hakkı ihlal etmişse, ancak o hak ihlalinden ötürü suçlanabilir.

 

O nedenle, haksızlığa uğrayanın inancı sorulmaz. Bir inanca sahip olmak suçlanmak nedeni değildir. Bir inanca sahip olmak haksızlık yapılmasını gerektirmez.

 

O nedenle, haksızlığa uğrayanın düşüncesi sorulmaz. Bir düşünceye sahip olmak suç değildir. Tam tersine düşüncesizlik ayıplanma nedeni olmadır.

 

O nedenle,  haksızlığa uğrayanın cinsiyeti sorulmaz. İnsanlara cinsiyetlerine göre muamele yapılmaz. Cinsiyetçilik ırkçılığın zalim bir türüdür.

 

Suç ve ceza birlikte tanımlanır ve ilan edilir. Ne suçsuz ceza olabilir ne de cezasız suç. Demek ki bir şey suç sayılmadan önce, o şeyin suç olarak ilan edilmesi gerekir. Eğer önceden bir eylem ya da davranış suç olarak ilan edilmişse, o zaman orada önceden o suç üstünde bir mutabakat var demektir. Eğer önceden söz konusu şey suç olarak ilan edilmişse, o şeyin hükmü değiştirilemez. Devlet yönetmek mutabakatları yönetmek demektir. Mutabakatları yönetmek ise her şeyden önce iktidarda olanların hukuki sorumluluğudur. Eğer ortada meşru mutabakatlar varsa, o zaman devlet yönetimi orman yönetiminden ayrışır. Her şeyden önce ülke yönetimi orman yönetimine benzemez. Bir ülkenin yönetim biçiminde önceden üstünde mutabakata varılmış, ortak değerler, ortak kurallar ve hükmü açık yasal kanunlar var. Bu verili bir durumdur; yani iktidar olmadan önce de var olan, genel geçer normlar ve değerlerdir.

 

İktidarlar, siyasi ihtiyaçları için hukuku, siyasi bir vasıta haline getiremezler. Muhaliflerin siyasi görüşleri baz alınarak, suçlar ne artırılabilir ne de eksiltilebilir. Hukuk muhalifler için ‘’demoklesin’’ kılıcı haline getirilemez. Hukuk rehin alma aracı değildir. Hukuk tehdit ve şantaj yapmak için kullanılamaz.

 

Normal demokratik bir ülkede hiç kimsenin hakları ötekilerin iki dudağı arasında değildir. Normal demokratik bir ülkede hiç kimsenin himaye görmeye ihtiyacı yoktur. Ne ceza ile tehdit etmek ne de siyasal iktidarın kanatları altında himaye görmek, normal demokratik davranış kalıpları değildir. Hukuk, gücünü açık yasal ve meşru hükümlerden alır. Hukukun ayrıca bir güce, ayrıca bir meşruiyet dayanağına ihtiyacı yoktur. Bu manada hukuk kendi kendine yeterlidir.

 

Demokrasiler ormanlık alanlar değildir. İnsanlar kumpaslar ve kapanlarla avlanılan hayvanlar değildir. Haksızlığa uğrayan insan insanlığını kaybetmez. Tam tersine haksızlık yapan insanlığını kaybeder.

  • Abone ol