• 10.02.2021 00:00

Erken seçim emarelerinin ortaya çıkmasıyla birlikte, reel siyaset, sanki adım adım bir şiddet ve korku sarmalına yuvarlanıyor. Sokağa egemen olan asık suratlı rüzgâr, biraz daha hızlı eserse, tıpkı adres sormayan bir sel gibi, korkarım, önüne kattığı her şeyi, verebileceği zararı hiç hesaba katmadan silip süpürecektir. Siyasetteki sertleşme her şeyden önce, siyaset yapmanın yol ve alanlarını yok eder. Eğer siyaset normal rutin akışının dışına çıkıyorsa, artık siyasetin yerine başka araçların ikame edildiğinden kolayca söz edebiliriz. 

 

Sertleşen siyaset önce gülümseme yeteneğini köreltir; herkes bir tür tedirginlik içinde teyakkuza geçer. Teyakkuz durumu dile suskunluk olarak yansır ve korku sinir sistemini aşındırmaya başlar. Bu durum bile, özgür iradenin baskı altına alındığı anlamına gelir. Sözel dilin yerini beden dili ya da daha örtülü sembolik göstergeler alınca, insanın aslı yerine gölgesi uzar. 

 

Toplumu germek her zaman bilinçli bir stratejinin ürünü olmuştur. Bulanık suda avlanmaktan hoşlanan avcılar, bilerek suyun berrak görüntüsüne bulanık bulutlar ilave ederler. Eğer toplumu germe siyaseti bilinçli bir tercihin ürünüyse, topuma da bu gerilimden uzak düşmek düşer. 

 

İktidar cephesinde yükselen her ses, toplumsal dengelerin hassas ayarını bozar. Çünkü iktidar güçlü ve zorlu bir erktir. Ona aynı tonda cevap vermek büyük bir maceraya kapıyı sonuna kadar aralamak olur. İktidarın söylem tonuna icabet etmek ne toplumun görevidir ne de sorumluluğudur. 

 

Toplum ve dolayısıyla aklı başında toplum temsilcilerine düşen görev, vakur ve bilgece bir tavırla bu ateşin harını düşürmek olur. Ateşe körükle gitmek, söyleyecek yeni bir şeyi olmayanların soyunduğu bir roldür. Söyleyecek yeni şeyleri olan insanlar zaten, söyleyecekleriyle meşgul olurlar. Söylenmeye değer her şey önce dinlenebilme ihtimalini arar. Dinlenme ihtimali nispi bir sükûnet ve huzur talep eder. 

 

Türkiye’de muhalefetin biricik görevi, özellikle de bu süreçte biricik görevi iktidarın yaktığı ateşi üflememektir. Mümkünse yağmur duasına çıkıp, ateşin doğal yollarla sönmesine çaba göstermektir. Çünkü iktidar merkezli bir gerilim, bir büyük çam ormanı kıvılcımı gibi her an kontrolden çıkıp, bütün ormanı yakabilir. 

 

Gergin bir siyasetin panzehri, soğukkanlı bir bilgeliktir. Muhalefet bu bilgece tavrı, siyasetinin vazgeçilmez yöntemi haline getirmeli. Her şeyden önce muhalefet sokağa çıkmayı aklından bile geçirmemeli. Sokak demek, muhatabın olmayan, eş düzeyinde olmayan birileriyle itip kakışmak olur. 

 

Bütün iktidarlar bu itiş ve kakışlara bayılır; çünkü o manzaralar üstünden halka “bakın, işte bunlar böyledir” deme fırsatını bulur. Bu algı yaratma biçimi tarih kadar eskidir. 

 

Muhalefet, demokratik zeminlerden kopmadan, her demokratik zemini ağırbaşlı söylemi için bir sıçrama tahtası olarak kullanmayı bilmelidir. İktidarın her tasarruf ve eylemine karşı, sadece sözün gücüne sığınmak, bugünlerin ruhunu yansıtan tek çaredir. 

 

Cesaret, kararlılık ve bilgece tutum ve davranışlar, sertleşmeden de hem savunulabilir hem de ifade edilebilir. Çok kararlı olduğumuzun kanıtı sesimizin tonunu yükseltmek değildir. Cesur insanlar aslında olgun insanlardır ve onların bağırıp çağırmaya ihtiyacı yoktur.