• 16.07.2012 00:00
  • (3639)

 Dedikoduydu gerçek oldu. 

'Has Parti Genel Başkanı Numan Kurtulmuş Ak Parti yolunda' diye birkaç haftadır dolaşanın 
şayia olmadığı anlaşıldı. 

Has Parti Genel Başkanı Numan Kurtulmuş, Başbakanla Başbakanlık 
resmi konutunda görüştü.
Ne var bunda?
Has Parti Genel Başkanı Numan Kurtulmuş Başbakanlık resmi konutunun önünde yaptığı tam da resmi 
bir yere uyan açıklamaydı. Açıklama, davetin ne kadar da isabetli olduğunun kanıtı gibiydi. 
Dedi ki:
"HAS Parti, yeni Türkiye'nin kurulması için fikirleriyle, görüşleriyle, söylemiyle, üslubuyla, ortaya koymuş olduğu 
proğramıyla Türkiye'de yapmış olduğu projelerle ve süreçlere olan katkılarıyla önemli bir boşluğu dolduruyor." 
Bunda da bir şey yok. 
Devamında, Başbakanın yeni Türkiye'nin inşasında güçbirliği, birlikte mücadele teklif ettiğini ve bunu her ikisinin de 
yetkili kurullarına götüreceğini söyledi.
Yazılı ifadelere bakıldığında, yine ne var bunda!
Başbakana sorsan kompozisyonun başlığı aynı: Ne var bunda!
Tüccarlıktan gelme. Profesyonel yönetici. Sonuç konuşur. Eveleme geleme yoktur. Fiyatı kaçtır. Kurtarıyorsa, 
birazcık da ekmek parası içeriyorsa, bitti, uzatma, bağla, bitir işi.
Ne var yani, Başbakan gücünü artırmak isteyemez mi! Kurtulmuş'u da çağırır, Bekaroğlunu da. 
İster. 
Hakkıdır. 
Kimse haksız diyemez.
Ama tesbit, teşhis daha önce kondu, Başbakan kaba bir materyalist. Her hakkın bir ruhu, ahlaki, kültürel boyutu var, 
Başbakan bunu bilmez. A 'a'dır. Görüşme görüşmedir. Bitti.
Kurtulmuş'la daha önce yapılan görüşmelerin kanıtları var mıdır? kime ne! 
Ara sıra "alınan daveti" çıtlatan medya haberlerini yalanlayanlar da kendileridir. O halde kanıta ne gerek vardır! Kanıtlansa ne 
olur kanıtlanmasa ne olur!
İki durumda da bir suç yoktur. 
Suç olan olağan bir işi suç gibi yapmaktır. Suç olan Kurtulmuş'u kandırıyormuş gibi bir hava yaratmaktır. 
"Biz bu filmi görmüştük" dedirten zemindir yanlış olan. İlle otel lobilerinde milletvekili çalmak, bir oylamada "zafer", 
ihale kazanmak şart değildir, görüşmenin ahlaki olması için. 
Bu, sayın Kurtulmuş için daha çok geçerlidir.
Sayın Kurtulmuş, birleşmeden kişisel bir "beklentim" yoktur demekte, ama neden son görüşme öncesi, gizli görüşmeleri atlayarak 
açıklama yapmakta? Gayrı resmi görüşmelerim halkı ilgilendirmez diyemez halk için yola çıktıysa. Uzaktan şu an o halen oturduğu koltuk 

bir yerlere atlamak için tramplen gibi görünmekte. 
Ahlaki olan arkadaşlarını toplayıp bir teklif aldım, bir "Akbulut" olma hali belki, ama bu kişisel çıkarım, geleceğim, dünyalığım 
veya önerilen şu demeliydi, ya da, Ak Parti ile muhalif olduğumuz konularda zaman içinde çelişkiler aşılarak ayrı parti olmanın 
lüzumu ortadan kalktığından bu doğal buluşma zorunluydu filan..
Diyemezdi. 
Çünkü Sayın Bekaroğlu, iktidar partisinin son halinin halka ve partilerine birkaç yıl öncesinden daha uzakta olduğunu söyledi.
Partiler arasında uzaklaşma varsa, yakınlaşma proğramatik değil. O halde beklenti, daha çok kişisel. 
Doğrular denmedi, denemedi ama gizlenememekte. 
Bir Kurtulmuş gider, bini gelir. Analar çok Kurtulmuş doğurur. 
Haklının toprağı bereketlidir.
Ayrıca uzaktan görünen o ki, sayın Bekaroğlu da o koltuğu fazlasıyla doldurur.
Kişisellik o kadar önemli değil. Toplumsal ahlak bir kez daha yara aldı. 
Garip.
İktidar olan neo muhafazakar Ak Parti ve alternatif muhafazakar Has Parti; yara eden de, vesile olan da muhafazakar.
Ama tesadüf değil.
Çünkü, kapitalist sistemin de partisinin de öznesi çıkardır. 
Öznesi çıkar olanın ahlakı çarpık olur.
Evrensel doğrular sos değil, kılavuzdur.
ilker demir 
[email protected]