• 31.07.2012 00:00
  • (4441)

 Aynalı karakollar sloganlarda kalsa da, hala karakola giren Hanya'yı, Konya'yı görür. 

Karakola geleceği olanın göreceği de vardır. 
Seçenek gelene bağlı. 
Emniyet, itinalı gözetim konusunda tepeden tırnağa hazırlıklı. Her sanık layıkıyla ağırlanır, dönemin siyasi "suç"u dahil. 
Ama ondan içerde olan da her muameleye hazırlıklı olmalıdır.
Çünkü içerdeki tutum bilumum kurumlardaki gibi hukuki değil, siyasidir.
Türkiye'de kanun böyledir. Revaçta olan değil sadece, yazılı olanı, kanunu da böyledir. 
Yani memurun tutumu hukuksuz olabilir ama asla kanununsuz değildir.
Yani kanunun tutumu da siyasidir.
Söz gelimi Terörle Mücadele Kanunu'na göre her tepki kanunun kapsam alanı içine sokulabilir. 
Bir protesto, bir afiş, bir masum istek 'azılı' bir terörist ilan edilmeye, sanık sandalyesine oturtulmaya neden sayılabilir.
Hele Kürtse, suçun katmerlenme ihtimali büyüktür; mesela gecenin ıssız bir vakti, kimliğini bir ekibe göstermeye gör, yanınızda 
hasta, çocuk, kadın olması çok farketmez, ekibin yakan topu olmak işten değildir.
Çünkü Kürt olmak bölücülüğün potansiyel öznesidir. Hakim siyaset onlara öyle demektedir.
Kürdü dövmek de suçtur ama sümen altılıktır, her daim vizelidir. 
Aksi halde, ara sıra aşağısı sakal, yukarısı bıyık durumlarında kalınsa da, bile bile dövmemekten de mimlenilebilir. 
Hele hele soyadı 'sabıka'lı bir Kürdün soyadıysa, kötü muameleli gözetime alınma amortisinin garantisi vardır.
Kanun da böyledir, tutum da.
Siyasidir.
Hele bir olma!
Olma da gör!
Çantada TMK.
Vatandaşı değil kendini korumaya alan devletin Ak Parti'ye kalan TMK(terörle mücadele kanunu), 
diktatörlüğe duble yoldur.
Değiştirmek için kılını bile kıpırdatmayan öncekilerin muhalefeti kendilerinin bile inanmadığı boşuna cav cav. 
Bu bir devlet tavrıdır.
Durum bu ahvaldeyken, çıkmış devletin irili ufaklı yuvarları yamalık yamalık beyanat veriyor, polisleri sıraya dizen 
emniyet müdürü, savcı, Ak Parti gençlik kolu başkanı ve vekil oğlu aleyhine.
Emniyetin kantinini işleten Başbakanın gençlik kolu başkanı ve de kindar genci filan memura demiş ki, 'seni sürdürürüm, üniformanı soyarım'. 
Memurun amiri de, yardımcısına sahip çıkmış. 
Emniyet müdürü de polisleri sıraya dizdirerek, çifte su verili hamili kartın siyasal gücü adına teşhis, bilinen kişi olduğu için teşhir ettirmiş.
Üstüne üstlük bu duruma savcı da izin vermiş. 
Miş miş.
Sıradan insanların günlük yaşamı.
Vaka-i adiye.
Kim suçlu?
Genç kindar başkan mı, genç polis mi?
Emniyet müdürü mü, vali mi, savcı mı? 
Genç başkan ve polis hariç hepsi.
Çünkü onlar Başbakanının kindarı ve amirinin memuru. Büyüklerinin yetiştirdikleri. Beyinlerinde yüklü olan onlar.
Islahları mümkünler.
Diğerleri kaç dönem askeri diktatörlüklerde hukuk dersine rağmen icraatları; suç işlemekte kaşarlı.
Asıl suçlu da, onlara o emirleri veren, şuç ve suçlu üreten sistem.
Ama ne ki, benim memurum işini bilir, tanırım iyi çocuktur, bana sağcılar suç işledi dedirtemezsiniz, kindar gençlik yetişecek diyen 
zihniyetten de hak, hukuk beklenemez; çıkmaz.
Koltuktan adalet değil daha yüksek koltuk hırsı çıkar. 
Bu kişiliksiz ve çeteleşmeyi üreten sistemi değiştirmeyi önermeyen çözüm olamaz.
Boşuna dır dır, aynı yöntemlerin bir kısım eski icracıları 'Ergenekon'cular misali! 
Ama biraraya gelip koro oluşturabilirler:
"Kendim ettim kendim buldum."