• 22.08.2012 00:00
  • (5534)

 Ho Ho Ho Chi Minh , iki üç daha fazla Vietnam, Ernesto' ya bin selam!

Sloganlar atarak, gerillaya sempati duyarak büyümüş hatta bizzat Filistin'de gerilla olmuş olan Türkiye'nin sola 
dönük yüzlerinin Kürt gerillaları aynı sempatiyle karşıladığı söylenemez. 
Türkiye'de maalesef sempatinin bile aidiyeti, hamili kartı var. Gülücükler bile milliyetçi, sağcı, solcu vb arklar içinde. 
Şemdinli'de yol kesip propaganda yapan Kürt gerillalarını yolu kesilen BDP'liler sempatiyle karşıladı.
Tam bir vay aman vay hali! Bir Ahmet Kaya kaçırılış/ödül gecesi, çatal, kaşık, bakış atmalar varyantı.. 
Hakkı savunmak devletin etki ve korku alanında. 
Ya medya?
Boyalı medya her zamanki gibi egemenden yana, manşetlerde kralcı bir cila; sanki BDP ve gerilla, beklenmeyen ve de yanlış bir şey yaptı.
Durumdan vazife çıkarmaya teşvik için, her yolu mubah kılan tahrik, kışkırtma otomatikman devrede.
Egemen tüm kurum kuruluşlar, en üst makamdan itibaren ana muhalefet dahil tornadan çıkmış demeçleri vermekte.
Sanki kurulu robotlar, düğmesine basınca hepsi birden:
"Olmadı!", " BDP dağa çıksın o zaman!", " Milletvekiline yakışmaz!", " Teröristle kucaklaşılmaz!" vb tahrik üretimli 
tepkiler yanısıra bazı radikal gruplardan ağza alınmaz argo/ küfür, yakma yıkma.
Halk, çoğunluk sessiz.
Bu Türkiye'de hep böyle.
Bir subay içeri düşen subay arkadaşını ziyaret ederken de aynı otomatik çalışmıştı: 
"Suçlu, suçlu olma ihtimalli birini bir devlet yetkilisi nasıl ziyaret eder; edemez!"
Devlet yetkilisi zemzem sulu, kutsal da, içerdekinden suç bulaşacakmışcasına, karşı olduğu birinin insan ilişkilerini de 
dışlayıp tecrit eden bu yaklaşım hep böyle.
Apo'ya sayın dedi diye açılan dosyalar, yargılamalar..
Husumet halinde olduğu komşudan intikam almak için hasmının haşhaştan ufağına ettiği küfürlerle baraber dikili fidanlarını kesmeden 
tutun civcivlerine kadar öldürme hep böyle.
Hayret değil, Cumhurbaşkanı da, Başbakan da, ana muhalefet başkanı da bu ilişkiler sarmalından. 
Keza yazdıklarınızı ağzınıza tıkarım diyen İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin de böyle.
Hele öldürülen gerillaya etkisiz hale getirildi yerine geberdi denmesi gerektiğini söyleyen Ak Parti Erzurum Milletvekili 
Muhyettin Aksak da, öz ve öz bu ilkel intikam ilişkilerinin ürünü.
Cumhuriyet kurulduğundan beri toplumu marş marş kültürüyle eğitti. Alevi, dindar gerici dedi; kıro, Ermeni dölü dedi; kırdı, kırdırdı, 
böldü yönetti. 
Bu ilişki yıllardır devletin halk içine sokmak istediği düşman dili.
Bu dilin yivi seti yok, civa gibi. 
Kendindense, tamam. Katilse bile gurur duyulur, omuzlarda gezer, hapiste kuş sütü eksik yatar. 
Onlardan değilse, hiçbir sosyal ve insani hakkı olamaz. 
"Suç" ayrı, insan hakları ayrı olamaz. 
Ya hep ya hiç. 
Kıssasa kıssas. 
Siyah beyaz. 
Ta çocukluktan "akşam eve gelmez misin!"le bilinç altında intikam tohumları! 
"Bunu yanına koyar mıyım" tehditleri, sokağın günlük intikam söylemleri.
Oysa 'halk birbirinin külüne muhtaç', kinsiz ve de bu dilsiz.
Söz gelimi Uludere'de devrilen minibüste yaralı askerlere yardım eden Kürt halkı. Yardımına koştukları, çocuklarının 
bombayla ölümüne neden olan emri veren ordunun askerleri. 
Ama bu halk. Ampirik. Kendi başına günahsız. O hain tetiği çeken ölen oğlu da olabilirdi, bunu yaşamın içinden bilmekte. 
O sebepten o yaralı askeri devlet ve etrafı ve aynı zaviyeden bakan karşıtları gibi diğerine katil, alçak, hain, eli kanlı, düşman askeri 
değil evladı gibi görmekte ve yardımda bir beis görmemekte. Halk köşe bucak sahibi bir amigo gibi, 'tarafsız bertaraftır;
askere yardım, iyileş de öldürmeye gel demektir', dememekte.
Doğrusu da bu. 
Halkın halka sıkacak ne yumruğu ne de kurşunu var. Onları birbirine kırdırmak isteyenlere karşı dayanışmaktan 
başka bir gücü de yok. 
PKK Şemdinli'de yol kesti. Gerillalar propaganda yaptı, vekiller onları kucakladı.
Bu yol kesme mi! 
Yol böyle kesilmez.
Kucaklaşma yanlış olmaz. 
Analar, bacılar, devlete isyan eden oğullarını ve kardeşlerini yürekleriyle de, kollarıyla da kucaklar!
Uludereli Kürtlerin yaralı askere yardım etmesinden farkı yok bu kucaklaşmanın!
Ölüm emrini verenler, hakları yasaklayanlar utansın, çocukları ölenlerin birbirleriyle kucaklaşmaya ihtiyacı var. 
Duyguya yasak koyulamaz.
Hakla tartışılırı muhakeme ne kadar dumur!
Sonra ovaya indirilmeyecek miydi dağdakiler! 
Keklik gibi avlamak için, pusu kültürünün bir ürünü müydü o davetler! 
Gerilla da, asker de bu halkın evladı değil mi! 
İnsanların ana dilini, kültürünü yasaklayarak dağa çıkmaya zorlayıp suçlamak olmaz. 
Yasakları kaldırıp haklar teslim edilmeden en azından yetkililerin hiçbir suçlama hakkı yok.
Önce hukuk, kanun değil!
Hem devlet mevkihanesinden gelme Hasan Cemal bile halk içinde bu kadar yaygın ve etkili olan PKK'ye terör örgütü 
diyerek Kürt sorununu çözemezsiniz diyeli seneler olmuşken hala PKK ile PKK terörünü, her türlü terörle halkı ve hakları 
karıştırmak çözüm istememekle eş.
Yaşam hakkı en temel hak.
Bin kez teröre hayır.
Eşitlemeniz, eşit olmayan iki şeyi kıyasınız gene ilkel. 
Misaliniz gene sui.
PKK yol kesti, kesilenler sempatiyle karşıladı, sizin yolunuzu ne kesti de, barışçı bir tutumu dışlayan devlet tavrını 
sempatiyle karşıladınız?
Değilse, yiv setiniz nerede? 
Ya da marşınızın ve sloganınızın sözleri değişti:
Yaşasın devlet yolu, gelin yandaşlar gelin!
Hi Hi Hi Hillary!
Nato'ya bin selam!
Koltuğunuzu buldunuz vesselam.

[email protected]