• 10.10.2012 00:00
  • (3852)

 Özgür* Suriye Ordusu'nun attığı toplardan biri de, Haşimiye Krallığı'nın topraklarına düşmüş. 

Kim bilir, Ürdün Kralı Abdullah ll, basın açıklamasına hazırlanıyordur. 
Açıklamada bir de, Başbakan Erdoğan'ın mektebe başlattığı 66 aylık bebelere 
anlattığı gibi parmaklarını tek tek sayarak, 'Kaç kez; hepsi de mi tesadüf!' diye sorarsa.. 
Olur mu, olur.


Zira o son kez seçildiği Ak Parti kongresinde, İslam aleminin de liderlerinden ilan edildi, dolayısıyla örnek alınabilir.
Ama Haşimi Kral, kürsüye çıkıp, "Kuzey komşumuz Suriye, durup dururken neden bize top atsın? Bir tutum almadan önce sormamız gerek. 
Yılların hakkı hukuku var. Üstelik taziyelerini belirtip nedeni araştırıyoruz dedikten sonra, misilleme yapıp onlarca cana kıymak dine de, imana da, insanlığa da sığmaz." dese, sadece Ankara'da mı, Ortadoğu'da, Avrupa'da, Amerika'da hatta Uzakdoğu'da yandı gülüm keten helva, krallığa karşı demokratik görünümlü Ankara açısından.


Helva zaten baştan yanık da, küresel sermayenin yazdığı senaryo doğrultusunda rol kesmeye devam ediyor kavruk distrübitörler.
Öyle ya, Suriye, 1971'de halk oylamasıyla devlet başkanı olan darbeci Hafız Esed'den beri aynı. Rejim, aynı rejim. Oğul Esed'den 
sonra kısmi iyileştirmeler bile varken, ne oldu, nitel olarak ne değişti de, Suriye ihlaller dolu bir ülke oldu? Önceden beri diğer 
Arap ülkelerinden daha ilerde, ama bir diktatörlük.


Peki o zaman kimin biti kanlandı?
Türkiye'nin mi, Müslüman Kardeşler Örgütü'nün mü?
İkisinin de mi?
Yoksa enerjiye giden yolda bir engel mi Esed'in varlığı?
Arap Baharı diye başlayan tepki hareketleri, rejimi değil de, hükümetleri hedef alınca, ortaya çıkan tablo, baharın güze dönüşümü oldu.
Nitekim varacağı yer de, kış. Çünkü küresel sermaye en gözü dönmüş bir biçimde Ortadoğu'da enerjiyi ele geçirmeye çalışıyor. O yolda ne emekdaş, ne ulusdaş ne de dindaş tanıyor. 


Parola ta baştan yazıldı: Kazan kazan; ne pahasına olursa olsun kazan. 
Kim ne kadar çok çalışırsa, yani kim ne kadar çok ölümü göze alırsa, ama başararak, o daha fazla kazanacak.


Kapitalizm bu. Kanunu yeniden yazamazsın. 
Sistemi değiştirmeden kanun değişmez. 
Küresel sistemin Suriye'ye biçtiği, Mübarek ve Kaddafi'nin başına gelenlerin varyantı. 


Söylettirdi zaten, Esed'in kellesi şu kadar milyon dolar diye. 
Sünni, Müslüman, örtülü, örtüsüz, yüksek moderniteli, şiddete çifte standartsız yaklaştığını iddia eden yüksek 'erdem' sahipleri, 
o ilanın çirkin, hunhar, katil yönünü görmezden geldiler. 


Kimi medya görmezden bile gelemedi, çarşaf çarşaf ilan etti verilecek ödülü. 
Bu vandalizm karşısında kanlar donmuyorsa, insanlık can cekişiyor demektir.
Bu yabancılaşmanın sonu, acı. 


Vahşi kediler bile sadece evlatlarını kurtarıyor, mesela intikam almıyor. 
Bu doğaya zıt duruşa doğal bir tepki üretmenin dışında yol yok. 


Ama Arap güzergahında gezinen küresel sermayenin ayağına takılan hükümetleri değiştirirken yıllardır, mücadelesiyle 
yerel el ayak olan İhvan Müslümin nisbeten zayıf olduğu Suriye'ye güç ihracıyla Esed'i devirmek için çatışmaya başladı. Daha doğrusu cılız biçimde süren, ama çok zalimce karşılık bulan mücadele birden bire çoğaldı, ABD'nin asıl hükümetleri, diktatör Arap Şeyhleri paralarıyla destek verirken Türkiye bağrını siper edip muhakemeleri altüst edercesine destek verdi. 

 


Herkes, dünya alem, daha dün 'can ciğer kuzu sarması'yken bugün ne oldu, ne değişti, dedi.
Hakkaten ne değişti?
Başbakan, tam 7 kez sınırımızdan içeri mermi düştü, dedi. Hükümet karar aldı, misilleme yaptı 5 cana karşılık 34 can alındığı söylendi.
Canla misilleme, katillik yarışı..


Sanki katil koğuşunda 'leş' sayısıyla köşe ranzayı kapma savaşı.
Yetmedi, savaş izni meclisten. 
Katil edilen de, ölen de halk çocuğu. 
Diktatörlüğün renk değişikliği için çocukları kıyımda.
Savaş emri, savaşa çanaklar Suriye'nin dışında.
Suriye sınırının hemen dışında kamplar kurmak halka yardım mı, iç karmaşaya tuzak mı?
Yardımsa, kamp hiç kurulur mu sınıra?
Mermi sınır teli dinler mi? 
Bilerek yapılmadı heralde. Küçük esnaf diplomasisi. Klasik bir 'bi şey olmaz' aymazlığı. 
Belli ki amaç, hamisinin 'cengaverleri' çatışmaya çabuk gidip gelsin.
Ya uluslararası mülteci kuralları? 
Yardım varsa, çekerler çadırları birkaç km geriye.
Tüccar zekasıyla yönetiliyor Türkiye. 
E, o zaman neden şikayet eder bu tüccar muhakeme, düşen mermiye?
Amaç kavga çıkarmak mı, gençlerin dinamizmini ateşlemek mi?
Çünkü değişen bir Suriye yok ortada. 


Üstelik aydınlara, gençlere ve özellikle Kürtlere karşı ihlaller, hapislikler ortadayken Türkiye hükümetinin hak savaşçılığına kim inana.
Bu kadar şey aynıyken, Genç Siviller niye değişsin!


Durup dururken neden onlar?


Dururken değil, konu Suriye, öneri onların. Paradoksa bak, genç sivilin önerisi askeri. 
Onlar her zamanki gibi karşıtlarına, mesela yerli Kürt hakları için mücadele edenlere 'teslim ol'cuyken, 
Suriye yönetimi karşıtı 
lejyoner** ağırlıklı örgütlenme ağır silahlarla donatılırsa barış gelir diyen şiddet yanlısı, 'teslim alcı'.
Hani nerede eski miş/mış gibi hümanizma ve zeka pırıltısı! 


Öneri mat ve insanlık dışı. 
Artık karta kaçmaya, saçlarına ak düşmeye başlamalarından mı, sistemle suç ortaklığından mı, yoksa hepsi birden mi? 
Ürdün Kralı Abdullah ll, bilmez, ama Obama bilir mi acaba?


*Tam da egemen kültürün pelesenki 'sözüm ona özgür' demeye 'uygun'. Ama hak ve saygı, koşul tanımaz.


** askerliği meslek edinmiş kişi. 

[email protected]