• 20.02.2013 00:00
  • (2945)

 Bakan Atalay dedi ki, "Terörü kökten çözmeye yönelik ciddi çalışmalarımız var."

"Yaşasın çözülüyor; başta delikanlı oğlu/yakını olanlar olmak üzere tüm halka, tüm yaşam yanlılarına müjde!" diyemiyor insan.

Çünkü Türkiye'de diktatörlük hücrelere sinmiş, kavramlar da siyasetin anlayışına göre anlamlanıyor, fütursuzca anlam

atamaları yapılabiliyor.

Söz gelimi, PKK devlete ve devlet yandaşlarına göre terör örgütü, karşıtlarına göre Kürt halk örgütü.

PKK şiddet uyguluyor, suikast düzenliyor, bomba atıyor diye terör örgütüyse, aynı işleri yapan devlet de terör örgütü.

Hayır ama, fakat, lakin, kem küm doğruyu kesmiyor.

Şiddet kullanımı tek başına terör örgütü demeye yetmiyor.

O halde şiddeti sorgulamak gerekiyor.

PKK ve devlet niçin şiddet uyguluyor?

Derinlemesine gerek yok, basitçe, PKK, ulusal haklarının iadesi, devletse, hakları teslim etmemek için şiddet uyguluyor.

PKK'nin istedikleri evrensel hukuka göre Kürt halkının hakkı.

Uluslararası hukuka göre devletin kendi güvenliğini koruma hakkı var ama Kürt halkının hakkını vermeme hakkı yok.

Ama operasyonlar kanuni olduğu zaman kurşunlar gerillaların vücudunda vitamin olmuyor.

Şiddetin her türüne karşı çıkmak gerekiyor.

Yıllardır kart-kurtcu, bir avuç çapulcu, 5 dakika sonra kökünü kazıyıcı, asimilasyoncu ve şiddetci geçmişten, 'terörü kökten

çözmeye çözmeye yönelik ciddi adım', olumlu, ancak altının doğru doldurularak tekrardan bir hayal kırıklığı yaşanmaması gerekiyor.

Çünkü 19 ekim 2009 Habur barış girişimi çok eften püften gerekçelerle olumsuz sonuçlandı.

Sınırdan giren gerillalar, zafer işaretleri vs yapmasalardı gibi gerekçelere yandaşlardan başka kimse kanmıyor.

Ve ciddi demekle de fiiller ciddileşmiyor, bizatihi pratiğin, önerilerin ciddi olması gerekiyor.

Ciddiyse adım, Çorum'dan başlayan HDK Karadeniz Barış ve Çözüm Turu, toplantı yapacak salon zorluğu, saldırı endişesi çekmemesi,

salonları Ak Partililerin doldurup yaşasın barış sloganlarının atılması yani el birliğiyle barışın desteklenmesi gerekiyor.

Ne garip değil mi, yüzü demokrasiye ve barışa, yüzü huzur içinde yaşamaya, sömürmeye, sömürülmeye dönük kesimlerin,

başta şu sorun bitse "uçarız" diyen Sabancıların, işadamlarının yapması gereken toplumu hazırlama işini Kürtler, BDP bileşenli HDK yürütüyor.

İnsanın içinden YSGP,EMEP, ÖDP, TKP vb yüzü sola dönük partilere ve kuruluşlara özel olarak 'bravo, alkış' diyesi geliyor.

Bu mesele mühim. Bu meselenin çözülmesi gerekiyor.

Örneğin, tutum ciddiyse, KCK tutuklulularının yeterince yattığına kanaat getirilenlerin salınmasına yönelik paketlerle değil,

kanuna değil, hukuka göre suçsuzların hemen ivedilikle salınması gerekiyor.

Aksi, yine oyalanıyor hissi uyandırıyor.

Apo ile görüşmelere sizin partiden bu, şu diye atama yapmamak gerekiyor.

Milletvekiliyse, haklarını kullanır ve ondan önemlisi, yerine karar vermemek gerekiyor.

Tarafların derhal operasyonlarını durdurması gerekiyor.

Ama her şeyden önce devletin Türkiye'de yaşayan millet, milliyet ve etnik grupların haklarının a'dan z'yeteslim edilmesi kararı vermesi gerekiyor.

Şu kadar can, bu kadar mal kaybı gibi nedenler hak teslimi gerekçesi olamaz.

Haklar ticari bir meta değildir; haksa, hemen teslim etmek gerekiyor.

Teslimine karar verildikten sonra geriye ne kalıyor?

Şunlar Avrupa'ya, bunlar Afrika'ya, kimler Antartika'ya mı?

Hiçbir şey mi?

Hayır.

Esasında geriye, her şey geriye kalıyor.

Günlerce, gece gündüz feryat figan ağlansa, diz dövülse, yıllarca çektirilen içe sinmiş acılar dinmez.

Devletin uzunca bir süre susup Kürt halkının ve Memedlerin analarının, tüm anaların affını beklemesi gerekiyor.

Kaybedilen güveni kazanmak kolay değil.

Satın güven kalleşlik üretiyor.

[email protected]