• 28.02.2013 00:00
  • (3127)

 İster barış, ister İmralı olsun adı, görüşmelerden hak ve özgürlükler platformuna yansımalar, nedense

yalancı bahar ve aldanarak açan çiçeklerin donla meyveye dönüşememesi veya en temkinli bir ifadeyle

"Ayva çiçek açmış yaz mı gelecek?" türküsünün devamını hatırlatıyor.

Çok karamsar.

Karamsar belki, ama platforma yansıyan maalesef bu.

Karamsarlığa iten asıl nedenlerden çok yansımalar, karamsarlığı zifirileştiriyor.

Baştan beri görüşme irdelemeleri, sanki bir organdan çıkmış medya gruplarına dağılmış gibi:

Barıştaki aşamalar, 1, 2, 3, 4 : çatışmasızlık, sınır dışı, silah bırakma, silahlara veda.

Başlık altı, içerikleri de benzer.

Yorumlar planlı; olasılıklar hesaplı.

Mühendislik bile değil, paralel bir teknisyenlik..

Farklı kalemlerle aynı şarkı, devlet şartı.

Paralele düşen de var; olabilir, hakkı.

Ama paralel döşenenlerin volantirizmi(iradeciliği) değme solcuya taş çıkartır cinsten, olası hak ve özgürlük ilkelerine peşinen tıkalı:

"Apodan çok Apocular!"

Veya o mealde psikolojik yol kesme; barış istemez duruma sokma harekatı.

Sanki tek kale maç yapar gibi bir "barış" operasyonu.

Ortada ne zeytin dalı var, ne güvercin.

İmralı'dan sonra büyük barış çabasına Başbakan yorumu: "..görüşmeler, silahların tesliminden sonra."

Bugüne kadar olanlar  barış balonları mıydı?

Ya şimdi?

" İyi yolda, inşallah barış çıkacak."

İnşallah da, bu görüşme tarzıyla değil herhalde.

Çünkü eşitlik arayan bir görüşmenin, barış aramanın yolu bu değil.

Roboski'nin hesabı, KCK tutukluları, Siyasal Partiler Kanunu, seçim barajı gibi hemen yapılabilecekler yıllardır beklemekteyken

bu çaba bir operasyon gibi durmakta.

Hayır, görüşmeler böyle değil, sadece görünen, bir kısmı yansıyor, tepkileri absorbe etmek için böyle denirse, yine olmaz.

İkiyüzlülük kalıcı barışı getirmez, halının altına süpürür, savaşı hortlamaya bırakır.

Türkiye'de barış ekmek, su, hava kadar ihtiyaçtır.

Türkiye'de esasında halklar barışıktır, devletin barışı bozamaması teminata alınmalıdır.

Barışın temeli hak ve özgürlüklerdir; demokrasidir.

Öncelikle demokratik bir anayasa ile hak ve özgürlükler yazılı teminat altına alınmalıdır.

Teminat sadece iki halkın eşitliğini değil, tüm halkları, azınlıkları kapsayacak şekilde olmalıdır.

Irk adı ivedilikle ülke adı olmaktan çıkarılmalıdır.

Ve ille de, elde silah barış olmaz, teminata giden yolda tüm silahlar susmalıdır.

Anayasal teminat için Türkiye'nin her tarafında halkların hak ve özgürlükleri, insan hakları ve özgürlükleri, İnsan Hakları Evrensel

Beyannamesi ve Avrupa Sözleşmeleri temelinde anlatılmalıdır.

Halk zihinsel ve işleyiş olarak demokratik dönüşüme hazırlanmalıdır.

Hazırlama işi sadece BDP'ye bırakılmamalıdır.

Devlet organları ve işadamları bu yolda sivil hak örgütlerine kampanyalarında sponsor olmalıdır.

Haklar pazarlık malzemesi yapılmamalıdır.

Türklüğün milli değerlerine sahip çıkanlar, diğer milliyetlerin değerlerine de aynı saygı ve hakkı göstermelidir.

Bu bağlamda devlet partisi CHP ve Türk milliyetçisi olduğunu söyleyen MHP de elini taşın altına koyup barışın teminat altına alınmasına katkı sunmalıdır.

Aksi halde yükseltilen beklentiye yazık olur.

[email protected]