• 10.04.2013 00:00
  • (8957)

 Türkiye'de inanç hep sağın yedeğinde, ama icraatıhala rahmetli Prof. İdris Küçükömer'in vardığı sonuç gibi "sol"dan

solda duruyor.Yani Küçükömer'in "Türkiye'de sağ soldur" tesbiti, sosyal ve kültürel yaşamda geçerli değilse bile hemen

her ekonomi ve siyaset pratiğinde hayret edilecek ve elle tutulacak kadar doğrulanıyor.

Ama bu bir yanılsama, zahiri sol tabi ki.

Mesela, kamuoyunda CHP solcu olarak biliniyor. Gerçek mi?

CHP devletin kurucu partisi ve devlet denen aygıt, demirbaş sağcı.

Hatta devleti de, CHP'yi de silahlı kuvvetler(ordu) kuruyor, milliyetini de tayin ediyor.

Ordu, egemen güçlerin, sermayenin vesermaye sisteminin vurucu/koruyucu gücü. 

Bunlar onu tanımaya yetiyor.

Modernist olmak, sol olmayı  gerektirmiyor.

Ama sağ, bile bile CHP'yi solcu lanse ediyor, sol algıyı, imajı yıpratıyor, bir taşla birkaç kuş vuruyor.

CHP dışı sol, sağcı CHP'nin yanında, içinde, yan örgütünde bile bile lades bir siyasal yaşam sürüyor.

Ve solun doğrudan irtibat halinde olduğu halkı, genelde CHP üyeleri ve etki alanındaki insanlar oluyor.

Solun bastonu var, kendi ayakları üstünde durmuyor; kullanıyor, kullanılıyor.

Solun teorik donanımı da yetersiz.

Mülksüzleşmeyi, toplumsal mülkü, devlet mülkü sandığından, vizyonu devlet kapitalizmi ve devlet partisinden

öteyi kapsamıyor, orada kalıyor.

Eh yaşları da, babalarının 'oğlum yapma, devletle başedemezsin, okumana, bir baltaya sap olmaya bak'

dediği yaşlara geliyor ve 68/78 kuşağının  önemli bir kısmı CHP'li oluyor.

Bundan sonra onların artık yeniye tahammülleri az; ihtimal rahatsız ediyor; bildiği, anladığı, egemen olduğu ortamda, azıcık

rahat içinde ölmek istiyor; ahir ömürlerinde artık devletçi oluyor.

Başta babalarının çocukları olmayanlar sonuçta babalarının yoluna giriyor.

Baba, dede oluyor.

Ya onların çocukları, yani en babanın torunları?

Onlar da solcu.

Ama onlar, babalarının çocuğu.

Solculuğu babalarından öğreniyor; baba parası harcıyor.

Babalarından farkı, ihtimalleri tartışıyor; devleti doğrudan savunamıyor.

Bunlar iyi.

Bunlar onları sola, halka yaklaştırıyor.

Soyut bir emperyalizmle savaşıyor, çünkü kapitalizmle mücadeleleri 'dostlar alışverişte görsün' cinsinden.

Kürt barışına cepheden karşı çıkmıyor.

Cepheden Ak Parti'ye karşı çıkıyor.

Ak Parti,aşılmaz bir eşik; 90 yıldır devletin öğrettiğini aşamıyor.

Milliyetçiliğini gizliyor,ama cemek sakallı 'mürteci', 16. yüzyıl karanlığına giden 'hilebaz' endişesini gizlemiyor.

Genlerinde 90 yıllık irtica korkusu taşıyor.

İrtica korkusu haklı bir korku.

Çünkü sadece irticacılar ve duyusuzlar korkmuyor.

Korku bir hak, ama bir  inanç, olmazsa, olmaz değil, analiz gerekiyor.

Daha birkaç ay öncesinden ele dile dolanan yağlı urgana çekeceği insanla barışı konuşma, Kürt özgürlük hareketinin

Ortadoğu'daki gücü ve küresel sermayenin bölgede enerji politikası doğrultusunda attırılan adımlar neden görülmüyor? 

Korku savaşa hayır dememenin gerekçesi olamaz, akan kan halkın çocuklarının, kapitalizm, pragmaveöznenin gözden

kaçmaması gerekiyor.

Ama çocuklar, babalarınababaları gibi itiraz etmiyor.

Onlar, babalarından öğrendikleri solculuğu, kavramlardan hareket ederlerse, bulacaklar gibi duruyor.

Babalar Asya kültürlü, yani çok çocuklu; modernist ama inançlı.

Yani davranışları dinli, dini kültür donanımlı.

O yüzden çocuklar modernist, hatta ateist ama inançlı solcu.

Kimin yanında saf tutmuşsa, o saftan dönmüyor.

Mesela safı devlet karışıtıysa, imanlı bir devlet karşıtı.

Devleti kim dize getirirse, onun yanında.

Dindarlar mı, dindarların; Kürtler mi, Kürtlerin.

Teorik donanım da yetersiz ya, dindar, devletçi/Türk, Kürt, sımsıkı taraftar.

Mesela öne çıkıyor, dindarlar da devrimci olur diye,ama esasında olmaz diyen geçmişine haykırıyor.

Oysa dindar dediği, dini yaşam tarzı da olduğu için onu doğal kullanan ve ondan doğal imaj zırhı üreten bir siyasal yapı.

Gözü kapalı inançlı, onların artık devlet olduğunu ve bundan sonra keserin onun çıkarına yontacağınıgörmüyor.

Velhasılı sol inançsız edemiyor.

Tekke, zaviye, cami şart değil, ille de kendine bir temel, birinci ve tali çelişki ya da eşik buluyoriman için.

Solun sağın yörüngesinde bir kesimi, "sağ, 'sol'culuk yapmaktan, mesela barış görüşmesinden vazgeçerse"; solun devlet gölgesinde

kalan kesimi ise, ya sağcılar barışı gerçekleştirirse diye endişe ediyor.

Sol hiç solda kendi sandalyesinde oturmadı hala oturmuyor; özne olamıyor.

Değerli bilim adamı rahmetli İdris Küçük Ömer'in sözleri pratikte bir kez daha gerçekleşiyor.

Eski sol, sol olamıyor; eski malzeme ve harçla yeni sol inşa edilemiyor.

Türkiye ve sağ, solda duracak yep yeni bir sol bir partiye ihtiyaç duyuyor.

ilker demir

[email protected]

10/04/013