• 16.05.2013 00:00
  • (3276)

 Türkiye'de siyaset Batıya özentiyi bıraktı, epeydir Ortadoğu tarzı.

Kürt sorunu yukardan çözülüyor, aşağıdakiler sunulanı kabülleniyor; Suriyeli göçmenlerin yoğun olduğu 
Reyhanlı'da bombalar patlıyor, onlarca insan ölüyor, yaralanıyor, şehir tarumar oluyor, medyaya yasak konuyor, 
merkez medya, verilen bilgiyle yetiniyor.
Ortadoğu, siyasetin merkezine öyle oturuyor ki, işçi grevleri, emekçi hakları kem küm, gündeme bile giremiyor.
Varsa yoksa Kürt sorunu, Suriye.
Suriye'ye önerilen çözüm sorun üretiyor, başka analiz gerekiyor, ama 90 yıllık Kürt sorunu artık ivedi çözüm bekliyor. 
Çizilen yol haritası doğrultusunda Kürt gerillalar guruplar halinde Irak Kürdistan'ına çıkıyor. 
Gerillalar bunu istedikleri her zaman zaten yapıyor, ama bu kez tecrübeli gazeteci Hasan Cemal de, uluslararası medya da 
sınırdan çıkışları haber yapıyor.
Geldikleri yer de, çıktıkları yer de gerillaların köklerininin asırlardır doğup büyüdüğü yaşadığı yerler, 
ulusal devletler hapishanesindeki duvarlar, geçişe resmen pasaportsuz izin vermiyor, ama nedense gerillalara kimse pasaport sormuyor.
Bu durum, doğal hayata aykırı çarpık dünya düzeninin Ortadoğu resmiyetinin öznel bir tutumu.
Buralarda haklar, özgürlükler, hukuk değil, bilek gücünde keyfiyet yaşanıyor.
İçerde de, derin acılarla o yaşanıyor.
Gerillalar çıkıyor, KCK tutukluları içerde.
Gerillalar çıkıyor, korucular hala görevde.
Gerillalar çıkıyor, ana dilde eğitimle ilgili bir hazırlık görünmüyor. 
Silahların susmasının devamlılığının teminatı olan demokratik adımlar atılmıyor, 12 eylül artığı siyasi partiler yasası, seçim barajı
gibi ayrık otları temizlenmiyor.
Hükümet yukardan çalışıyor; karda yürüyor izini belli etmiyor.
Aşağıda kimse bir şey bilmiyor; sadece sunulanla yetiniyor.
Halk barış sürecine katılmıyor.
Yukardan atamayla halka gönderilen akil insanlar sorunlara arabuluculuk yapamıyor.
Zaten halkla buluşma toplantılarına da, halkın politikleşmiş parti üyesi bireyler görevle geliyor.
Akiller devlet atamasıyla görevli; ellerinden geleni bi hakkın yapıyor, ama seçilen yol yöntem sorunu halkla buluşturamıyor.
Çünkü akiller konusunda uzmanlaşmış, ama politik sorun çözümü uzmanlık alanları değil, dolayısıyla emir gereği olmasa da, hükümetin çizdiği yoldan çıkamıyor, kendileri bir yol çizemiyor.
Oysa akillerin yapması gereken hak, özgürlük, azınlık, halk, milliyet nedir; azınlıkların, halkların ve milliyetlerin ne hakları vardır vb. sorularının yanıtını kavramsal olarak vermesi ve Kürtler, Çerkezler ve diğerleriyle somutlayarak tavsiyede bulunması gerekiyor.
Toplantılarda örgütlü guruplar protesto şımarıklığı estiriyor; düğünlerde bahşiş koparmak için gelin arabasının önünü bayrakla kesen 
mahalle yeni yetmelerinin yaptığı yapılıyor, barış sürecinin anlatımı hamasate kurban ediliyor.
En enternasyonalistinin bile içindeki milliyetçilik ve asra varan çözümsüzlükteki payı, milli sembollere bağımsızlık ve özgürlük 
deyip, self determinasyondan bahsedemez, "bölücülüğe" sert tavır alırken belirgin bir biçimde açığa çıkıyor. 
Oysa bu bir burjuva demokratik çözüm. 
Bu çözümden kimse demokratik bir halk cumhuriyeti beklemiyor.
Bu çözümle devlet yeniden yapılanıyor. 
Yoksul halk çocuklarının ölmemesi az uz bir şey değil, ama yapılanlar asıl egemen sermaye devletinin bekasına yarıyor.
Hükümet, Kürt haklarını teslim etmeyi, istiklal marşı okutup bayrak sallatarak birilerinin elinden hamaset silahını mı alır, ne eder, onun sorunu, zira bu devletin iç çözümü oluyor.
Böylesine bir devlet çözümüne ve böylesine bir devletin bekası için faydalı bir uzlaşmaya koyu devletçiler neden itiraz eder anlaşılmıyor.
CHP, MHP başta olmak üzere devlet milletçiler, parametrelerin değiştiğini devletin ömrünün uzamasının bu tür haklı özneleri tanımak ve haklarını teslim etmekten geçtiğini nasıl bilmiyor! 
Bunlar bilmiyor, ama kavramlarla değil, diğerinin yanlışıyla doğru olduğunu sanan sol olsalar da, hiç olmazsa klasik devlet tanımından bunları bilmesi gerekiyor. 
Maalesef bilmiyor.
E, dolayısıyla onlar da devletin varyantlarında, ya CHP ya Ak Parti ya da yörüngesinde geziniyor.
Dolayısıyla, akil insanların hiç suçu yok!
O halde, sayın hükümetin bu değerli insanlara doğru bir yol çizmesi ya da bu denli yıpratmaması gerekiyor.
Zira akiller çözsün derken halklar geriliyor, çözüm zorlaşıyor.
Demek ki sadece yukarı yetmiyor.
Tamam Batıya özenti bırakıldı da, halksız ve ilkesizlik, otoriter sistem ve diktatör üretiyor, demokratik çözüm üretmiyor.