• 3.09.2013 00:00
  • (2558)

 Ak Parti hükümeti aylardır Batıyı Suriye'ye müdahaleye çağırıyor. Suriye'ye karşı İsrail ile paralel bir duruş sergileyen hükümet çağrıdan önce kendisi müdahil oluyor, sınırda Esat karşıtı güçleri zalimden kaçanlara sığınak olma gerekçesiyle barındırıyor, ama karşı operasyonlara yataklık ettiğini de gayet iyi biliyor. Özgür Ordu diye anılan bu güçlerin Cihatçı ve lejyonerlerden oluşan bileşeninin işlediği cinayetlere de fiilen ortak oluyor. Dolayısıyla Esat zulmüne karşı, karşı zulüm örgütlenmiş, desteklenmiş oluyor. Esat'a karşı insani söylemin içi de böylelikle boşalıyor. Harekat Batıdan destek alamıyor. Ama operasyon zamanı gelince(!) desteğe gerekçe bulunuyor. 'Minareyi çalan kılıfını hazırlıyor.' "Kimyasal silah kullanılması" kimin yaptığına bakılmaksızın bir gerekçe sayılıyor. Müdahale olsun diye Obama'nın kimyasalı kırmızı çizgi ilan ettiğinin altı kalın kalın çiziliyor. Ve " Zalime susalım mı? ' diyerek en zalimler çağrılıyor. Yine gezegenin bir parçasında toplu kıyıma davet ediliyor. Irak'ta, Libya'da işlenen cinayetler Suriye'de yinelenmek isteniyor. Küresel sermayenin en büyükleri Fransa, İngiltere ve ABD, Suriye'nin ağzının payını vermeye geliyor. Karşı bir şey yapmak gerekiyor. Küresel sermayenin dış müdahalelerine, sağ ve liberallerden sınıfsal yeralışları itibariyle karşı bir duruş beklenmiyor, zaten sermayenin çıkarlarını esas alıyor ve reel politik çözüm arıyor. Eski egemen kültürlü 'sol', Kemalist sağ, Suriye'de diktatöre bir yaptırım uygulanmasına karşı çıkıyor, anti işgalci, ama nasıl oluyorsa, kapitalizmi savunarak antiemperyalist kesiliyor.

Solun da eski paradigmaları revize ederek sistem dışı bir yol kuramaması ve eski egemen kültürdeki egemenlik anlayışını sürdürmesi halinde, doğru bir duruş üretmesi zor gözüküyor. Dolayısıyla sol, bu tür her sorunda küresel sermaye karşıtları, ya küresel sermayenin çizdiği sınır içinde çözüm arayıp kendini avutuyor ya da sessiz kalarak veya sadece hayır diyerek çözüm dışı kalıyor. Oysa solun gezegeni kucaklayan vizyonlu olması dolayısıyla insanlığa ışık tutması gerekiyor. Zulmün bu ağır koşullarında doğru tavrın objektif şartları var ve doğru çözümün subjektivitesi/kültürel donanımı yeterli ve yaygın olmadığından kısa vadede eyleme dönüşmesi zor görünüyor. Ama başarmak gerekiyor. Solun liberalleri seyretmek, kuyruğuna takılmak yerine çözüm üretmesi gerekiyor. 'Kahrolsun küresel emperyalizm, savaş ve diktatör Esat' demek yeterli olmuyor. Çünkü atılacak bombalardan belki de hiç etkilenmeyecek Esad ve sistemi. Ama harekat olasılığı çıktığından beri kaçacak yer arıyor, korku ve endişe içinde bekliyor gidecek yeri olmayan yoksullar ve ailesi.

Küresel sermaye bir halkı cezalandırma hakkını nereden, hangi dayanaktan alıyor? Suriye'de insanlık suçu işlendi, kimyasal silah kullanıldıysa, silahı kullanan, üreten suçludur. Kimyasal silah üretim laboratuarlarını yoksullar mı kurdu! Bunca silah, yoksulların egemenliği, çıkarları için mi kullanılıyor! Üreten, kullanan küresel sermaye, utanmazca cezalandırma kararı alan yine kendileri oluyor. Bu kirli sistemi görmeden, teşhis koymadan, karşı tutum almadan solcu olunamıyor. Bu durumda, diktatör Esad'ın yüzbini aşan insanı öldürüşüne karşı da bir şey yapmak gerekiyor. Sınırlar diktatörlere kendi halkını öldürme ve keyfine göre yönetme hakkı vermiyor, seçimle gelmiş olsa bile. Nitekim Suriye'de de tesbit/tayin edili kontenjanlardan seçimler oluyor ve yönetimde, çoğunluğunu Sünni Araplar olmak üzere Hıristiyanlar da yer alıyor. Seçilmek, demokrat olmaya ya da diktatör olmamaya yetmiyor. O halde kürede ulusal yönetimlere evrensel bir standart getirmek gerekiyor.

Öncelikle, eski bağımsızlık anlayışının evrensel ilkelere bağımlılık olarak değişmesi gerekiyor. Yanlış kararların çıkmasına müsait olan Birleşmiş Milletlerin günün dünya ihtiyaçlarına cevap verecek şekilde yeniden yapılandırılması gerekiyor. İnsan hakları ihlallerinin olduğu ülkelere silahlı değil, uluslararası mahkeme kararlarının barışçı müdahalesi gerekiyor. Uluslararası mahkemeler, diktatörlerin oluşumunda rol alan küresel sermayenin ve kurumlarının da sorumluluğunu açığa çıkarması ve gereken kararı vermesi gerekiyor. Söz gelimi Türkiye'de 1980 darbesine "Our boys" diyerek ön ayak olmanın veya Mısır'da General Sisi'ye desteğin vb küresel sermayenin insanlık dışı faaliyetlerinin açığa çıkması ve bir yaptırımının olması gerekiyor. Halkların birbiriyle doğrudan bağ kurmasının yasal mevzuatının oluşması ve küreselleşmesi gerekiyor. Sonuç olarak küresel bir silahlı müdahelenin derhal durması ve ivedi olarak bir uluslararası bir kurul kararıyla geçici bir seçim yönetimi kurularak Birleşmiş Milletler gözetiminde Suriye'de demokratik bir seçim gerçekleştirilmesi gerekiyor. Savaşa ve ölüme karşı olmak için sağcı solcu olmak değil insan olmak yetiyor.