• 10.09.2013 00:00
  • (3000)

KCK Eş Genel Başkanı Cemil Bayık bir açıklama yaptı köşeler yorumdan taştı. 

Yorumlarda, kalem ve kimlikler ayrı olsa da zihinler aynıydı:

Bayık’ın açıklaması önemsiz değilse bile, Öcalan son sözü söyler. Çekilme durdu/ durmadı. Taktik mi, stratejik mi? Acaba bir tehdit mi?” 

Bunlar Türkiye’de yorum/ analiz. Peki, bunlar analiz midir, uzman bir analist bunları mı yazar?

Yorumcunun birikimi, vizyonu, pozitif veya negatif olması, niyeti önemsiz, bu kapsamdaki bir yazı yorum yazısı değildir. Çünkü o tür cümlelerle yapılan, haber ajansının verilerini yan yana dizip haber metni değil de, makale tarzında yazması gibi bir eylemdir. 

Yapılan tanım olarak böyle ama bunun bir de durduğu yerin siyasal konumlanışına göre kurulmuşsa cümleler, ortaya insanlığın aldığı yol itibariyle Hitler mahkemelerinde karar veren hâkimlerden beter bir durum çıkar. Günahları boynuna, cümlelerinden sonra, kendi kendilerine, “Vay be, ne diplomatça oldu, ne de kıvırıyor şu cümlem, yanlış meslek mi seçmişim!” demişler midir, kim bilir! 

Kürt sorunu, çözümü ya da çözüm süreci demek Cemil Bayık’ın açıklaması demek değildir. Çözüm, Demirtaş’ın Öcalan’a gidip gelmesi de demek değildir. Bunlar olsa olsa sürecin birer parçalarıdır, ama bunları sorunun aslı gibi sunmak ve orada tutmak çözümü buralara hapsetmek demektir. Kişiler etkilidir ama belirleyici olan harekettir; bu genel geçerdir, unutulmamalıdır.

Yapılan kasıtlı mıdır, bir mühendislik çalışması mıdır, nedir, çok önemli değil, ama o içerikte yazılanlar birer analiz değildir. Olsa olsa yazı gününü kurtaran metinciklerdir. Bu tür “ne şiş yansın ne kebap”ta kalan metinlere, yorum, haber-analiz değil, haber metni ya da en iyimser tanımla haber-yorum denir. 

Açıklamalar yorumlanamaz mı? Tabii ki yorumlanır ama yorum, açıklamaların arka bahçe falına bakmak değil, sorunu doğru tanımlayıp doğru çözümleri öngörmektir; sorunun nedenlerini ve çözümü, gidişatı tahlil etmektir; olayları, nedenleri ve üreteni ortaya çıkarmaktır. Süreç yürümekte midir? Yürümemekteyse nedendir? Devlet mi, Kürt tarafı mı ipe un sermekte, çözülemeyişte bölgesel ve küresel nedenler etken midir?

Ortada bölgesel hatta küresel bir Kürt sorunu var. Barış bölgede yaşayan tüm canlılar için yaşamsaldır. Bu sorunun çözülmesi her bakımdan şarttır. Böylesine acil bir sorunun çözümü için uğraşan bir yorumcuysa yazıyı yazan, engelleri tanımlar ve ortadan kaldırmak için öneri sunar. Kürt barışını kim, neden engellemek istemektedir. Kürt halkı niçin gerilla olmuştur? Kürtlerin istedikleri bir imtiyaz mıdır? Temel haklar, anadilleri ve anadillerinde eğitim yapabilmeleri ve de yerel ve kültürel yaşama dair şeyler hep yaşamsal. Kürtlerin temel hakları 90 yıldır verilmemiş ve bu temel hakları tanımamak bir gasp, gaspa karşı demokratik mücadele yolları sürekli zindanlarla, işkencelerle, zulümlerle ve ölümlerle kesilmiş ise, Kürtlerin gerilla olmasından başka bir yol kalmamışsa.. Kürtler gelinen şu koşullarda bir halk olduğunu ve hakları olduğunu bilince ve bilinçlere çıkarmışsa ve artık demokratik yolla sürdüreceğim haklarımı kanunileştirmeyi demişse, onların bu yeni ve doğru yollarına omuz vermek bir insanlık onuru olmalıdır. Devlet ve devletin varyantlarının barışın tesisine engel olma gayretlerine ise dimdik karşı durulmalıdır. 

Kim ne derse onu demelidir, başkasının dediği üzerinden diyeceğini tarif etmemelidir. Aksi hâlde, “Bayık ne kastetti, demek istedi ki tekrar silaha sarılırız”.. gibi kuşkularla barış oyalanır, umuda yazık edilir. Çünkü amaç zaten Kürt mücadelesini hâlen sahip olduğu silahtan koparmak ve haklarını teslim etmek, demokratik zemine çekmektir. Bunu hakları teslim etmeyenler, devlet yapacaktır. Silahı tekrar alırız veya bırakmayız demeleri o bağlamda bir tehdit değil, verili durumun tanımıdır ve bunu değiştirmeye dönük adım atmamak, hakları teslimi sürüncemede bırakmak, durumun devamını istemektir. Üzerinde durulması gereken, sivil siyasete geçişin önündeki insani, evrensel engellerin kaldırılmayışı ve vebali büyük bu sorumsuzluğu devam ettiriştir.

“Hem vurup hem de ne vuruyorsun be” denmemelidir. 

Kürt hareketi örgütlüdür. Silahı bırakmanın ve sınırdan çıkmanın yüzdesi olmaz. Örgüt silahı bıraktım, dışarı çıktım dediyse, silah bırakılmış, dışarı çıkılmış demektir. Önemli olan silahın, gerillanın kaynağının, yani halkın buna ikna olmasıdır. Onun yolu somut adımlardan geçer. O yüzden analistler, somut konuları yazmalıdır:


Roboski ne oldu, niçin o çocuklar devletin bombalarıyla paramparça edildi? 


KCK tutukluları neden hâlâ içeride? 


Siyasi Partiler ve Terörle Mücadele Yasası neden değişmedi?


Anadilde eğitim bir temel haktır, neden hâlâ gasp edilmektedir?


Anayasa taslağında tek etnisite inadı neden?

Bunlar yazılmadan Bayık tehdit mi etti, ne demek istedi gibi lafları yazmak, üstüne de birkaç barışa dair cümle kurarak Kürtlere ağabeylik taslamak analiz değildir. Çözümün engellerinin evrensel haklara direnen devlet ve devlet zihniyetiyle bütünleşmiş hükümet olduğunu bıkmadan yılmadan, tekrar etme pahasına yazmak lazım. 

Bunları yazmak için bir yerlerden atılmaya da, Orhan Pamuk veya Ahmet Altan olmaya da gerek yok.


[email protected]