• 1.10.2013 00:00
  • (3169)

 Türkiye’de herkes her konuda az çok veya çok az bilgilidir.

Deprem olur, televizyon ekranları deprem uzmanlarıyla dolar, izleyenler ister istemez az çok deprem uzmanı gibi olur. Halk deprem terimleriyle konuşur: “Bu ay mutfak, artçılara gebe.” “ Cüzdanda fay hattı kırılması Maliye bakanına bağlı.

Keza ABD Ordusu ta Amerika’dan Irak’taki halkı öldürmeye gelir, televizyonlarda canlı yayını izleyenler bu kez savaş terimlerini öğrenir.

AB, demokrasi; PKK, Âkil İnsanlar, Kürt; Suriye ve Mısır, Ortadoğu ufku kazandırır halka. 

Toplumun bilgi ortalaması, hemen işbaşı yapsınlar diye adeta hızlandırılmış bir eğitimle her konudan biraz öğretilen astsubaylar düzeyindedir. Ve uzman diye ekranlardan, danışmanlıklardan inmeyen halkın dinledikleri, özel olarak kendilerini yetiştirmemişseler eğer, bilim yuvası, üniversite olmayı engelleyen 12 Eylül YÖK’ünün yüksek lise öğretmenleridir ve dolayısıyla onların bilgi düzeyi de ortalamanın biraz üzerindedir. 

Yarım imam dinden, yarım doktor candan eder” misali yarı uzmanlık, uzmanlıktır buralarda. 


HERKES “FAŞİZM” UZMANI (!)

Bu aralar son moda: Faşizm uzmanlığı. Moda olduğundan beri tepki duyulan her şey faşizm. Faşist,faşizan deseler yine bi nebze, hemen pat diye, sizi gidi falan faşizm denir. Faşist demek kesmez, nedense daha bilgili ve içi dolu karşı çıkmak için ille de faşizm demeleri gerekir. 

Bu nitelemenin en birinci moda olanı, “Dinci faşizm!” demek. Bu cümleyle AK Parti haklanır, vesayet paklanır, devrimcilik bir numaraya çıkar.

Kabararak devrimcilik taslamanın pirim yaptığı şu politik iklimde pek akıl işi değil, ama objektif ‘yarı uzmanlık’ seviyesinden zıddı da çıkar. Onlar da, “Devrimci faşizm!” der. Bu cümle de önceki gibi çok anlam barındırır. Bir kere, ne ka’ demokratik bi bakışı olduğunun sübjektif müjdesini verir. Sonra, arka bahçede, ‘sol’cu olduğu hâlde AK Parti’nin yaptığı iyi şeyleri, ne ka’ adilce desteklediğini belirtir; tam ikballiktir.

Tanım başlamaya görsün, piyasalaşmış kısasa kısas faşizmler sahnede yerlerini alır; Kemalist,laikliberalİslamyandaşstatükocu... 

Ne ki, siyasal çap bakımından eskisi de piyasa yoğunluğu hariç farklı değildi. Mesela, 12 Eylül cuntasından önce, sisteme nispi demokrasi diyen, pasifist, düzen solcusu sayılırdı. Ama darbeden önce faşizm denince, darbeye tanım kalmadı. Ya halk iktidarı ya faşizm; gri yoktu. Eh, onlar da halkın evladı, sol da, yarı uzmanlıkta geri kalacak değil ya.

Yarı uzmanlık yarı cahillik demektir. Bilmediğini analize de cahil cesareti gerekir. Yoksa nasıl her kızılana faşizm denebilir! Gerçi bunlar eski sahneler, Dallas dizileri zamanında seyredilen, küresel tüketime hazırlayan vulger propagandalardan kalan, sana ne, kime ne, vücut da onların, hayat da diyen ilkel benlikler. Karşılıksız çek yazmak gibi, yaz yazabildiğin kadar meblağı, karşılığı olmadıktan sonra. Oysa, her sözün, terimin ve kavramın bir karşılığı var. Ve anlamlar sadece yazılı olan değil, kastı, ruhu, bağlamları, felsefesi, mantığı var; hiçbiri keyfî, rastgele kullanılamaz. 

Öyleyse, sözcüğün etimolojisi, semantiği ve tarihi gibi konular uzmanlarına, faşizm nedir kısaca bakmakta fayda var.


FAŞİZM NEDİR PEKİ

Faşizmin iktidar olduğu zamanlarda yaşamış ve mücadele etmiş, faşist Hitler mahkemelerinde (Leipzig) yargılanmış, dolayısıyla konuya hâkim, zamanının komünist lideri Dimitrov, Komüntern’e sunduğu raporda faşizmi; ”Sermayenin en gerici, en ırkçı, en saldırgan kesimlerinin diktatörlüğüdür” diye tanımlar. 

Diğer tanımlar da aşağı yukarı bu tanıma benzer. Bir tanım, “Faşizm, burjuva demokrasisi denen burjuva diktatörlüğünün siyasal biçimlerinden biridir. Faşizmin burjuva demokrasisinden farkı, onun burjuva devlet iktidarının ’açık terörist diktatörlüğü’ olmasıdır” der.

Avusturya kökenli ünlü psikanalist ve psikiyatrist Wilhelm Reich de, Faşizmin Kitle Psikolojisi (The Mass Psychology of Fascism) adlı eserinde, faşizmin sadece ekonomik nedenlerle izah edilemeyeceğini, cinselliğin ve özellikle de erkekliğin tırmandırılarak teşvik görmesi gibi psikolojik boyutları üzerinde durur. 

Tanımlardaki ortak özellik, her aracı kullanmasının yanı sıra, arî ırk, üstün ırk, kan gibi milliyetçi ve ırkçı propaganda, fetişleştirdiği ve dayandığı sermaye/ iktidar/ devletten başka özne, hatta kanun bile tanımama, diktatörlükten öte yani devlet terörizmi ve bunun için ordusunun (militarizm) olmasıdır.

E bu durumda, bir sistem olan faşizm, yerel bir kavganın adı olabilir mi? Devrimci faşizm olur mu? Faşizm, karşı devrimcidir. Bir ahlaki muhafazakâr tepkinin şiddet uygulayıcılarının politik niyeti o şiddete ad olamaz. ‘Devrimci’yse şiddet uygulayan devrimci faşizm, dinciyse dinci faşizm, liberalse liberal faşizm, faşistse faşist faşizm denir mi hiç! Şiddeti uygulayan ırkçı, faşizmi savunan biri bile olsa, denmez; konu lokal; faşist, faşizan saldırı filan denirBir kavram bu kadar savruk, sorumsuz ve kaba kullanılamaz. 


Medyada siyasi komiser olmaz, siyasal literatürden bu kadar uzak birinin böyle bir analize teşebbüs etmemesi gerekir. 

Keza Kemalist, laik ve İslam faşizmi için de aynı sorumsuzluk ve bilgisizlik sözkonusudur. Cumhuriyetin ilk yıllarında daha burjuva yoktu ki en gözü dönmüş, ırkçı kesimi olsun, dolayısıyla sistem faşizm olsun. Olsa olsa, otoriter, diktatörce vb. olabilir. 

Faşizm dini kullanabilir ama dinci, İslamcı faşizm de olmaz. Diğer unsurlar bir yana, din, faşizmin önemli unsurlarından milliyetçiliği/ ırkçılığı peşinen reddeder.


Kralcı faşizm, feodal faşizm, köleci faşizm vb. diyerek emperyalist dönemin kavramını taş devrine kadar cilalamak kavram katliamıdır.

Bu kadar zırcahilliğe herhâlde ancak Türkiye’de rastlanır. 

Siyasi makalede kavramları cümle içinde kullanmak, Kemal Sunal’ın filmindeki köylünün ağayazalim yerine ‘faşo’ demesine benzemez.

Her zaman uzman olmayıverseniz, her şeyi bilmeyiverseniz olmaz mı? 

Sözcük, terim ve kavramları, esir almayın, özgür bırakın, onlara ve okuyuculara kıymayın efendiler.

Lütfen!


[email protected]